Suicide Squad: Gerçek Kötüler
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Suicide Squad: Gerçek Kötüler ya da orijinal adıyla Suicide Squad (2016), çizgi roman dünyasının o bildiğimiz kusursuz ve etik değerleri yüksek kahramanlık hikayelerinden çok daha farklı, tozlu ve kirli bir sokağın ortasına bırakıyor izleyiciyi. Kahramanların dünyayı kurtardığı, herkesin doğru olanı yaptığı o pırıl pırıl evrenlerin aksine bu yapım, sistemin dışına itilmiş, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanların mecburiyetlerini anlatıyor. İnternet mecralarında Suicide Squad: Gerçek Kötüler izle araması yaparak bu dünyaya girmek isteyenlerin karşısına çıkacak olan şey, klasik bir aksiyon filminden ziyade, renkli bir kaosun ve bitmek bilmeyen bir gürültünün hikayesi. Film, karanlık bir hapishane hücresinden çıkıp dünyanın sonunu getirebilecek bir tehdide karşı durmak zorunda kalan suçluların psikolojisini merkeze alıyor. Kötülerin arasından seçilen bu en kötülerin, birer piyon gibi kullanılmaya çalışılması, yapımın asıl damarını oluşturuyor. Burada samimi bir dürüstlük var; kimse kahraman olmak istemiyor, herkes sadece kendi özgürlüğünün ya da geçmişindeki bir parça huzurun peşinde koşuyor. Bu da filmi, o soğuk ve mesafeli süper kahraman filmlerinden ayırıp daha insancıl bir yere koyuyor.
Suicide Squad: Gerçek Kötüler Konusu
Hikayenin merkezinde, soğuk kanlılığıyla korku salan hükümet yetkilisi Amanda Waller yer alıyor. Waller, dünyayı tehdit eden olağanüstü güçlere karşı koyabilmek için hapislerde çürüyen en tehlikeli suçlulardan oluşan gizli bir ekip kurma fikrini ortaya atıyor. Bu ekipteki her bir ismin motivasyonu birbirinden farklı olsa da ortak noktaları, boyunlarına takılan ve itaat etmediklerinde patlayacak olan bombalar. Floyd Lawton, yani Deadshot, sadece kızına iyi bir hayat sunabilmek ve onun gözünde bir canavar olmadığını kanıtlamak isteyen bir suikastçı olarak karşımıza çıkıyor. Onun bu baba figürü olma çabası, filmin en duygusal ve ayakları yere basan çatışmalarından birini oluşturuyor. Diğer tarafta ise akıl sağlığıyla gerçeklik arasındaki bağı tamamen koparmış, aşkını bir saplantı haline getirmiş olan Harley Quinn var. Harley’nin Joker ile olan o sancılı ve toksik ilişkisi, onun her hareketinin arkasındaki temel itici güç olarak hikayeye yediriliyor. Ekipte ayrıca ateşle olan lanetli bağı yüzünden inzivaya çekilen El Diablo, vahşi içgüdüleriyle hareket eden Killer Croc ve hırsızlıkta sınır tanımayan Kaptan Boomerang gibi isimler bulunuyor. Bu birbirine hiç benzemeyen, birbirine güvenmek için hiçbir sebebi olmayan grup, Midway City’de patlak veren mistik bir tehdidi durdurmak üzere sahaya sürülüyor. Ancak asıl mesele dışarıdaki düşmandan ziyade, bu insanların kendi içlerindeki yıkımla ve onları ölüme gönderen sistemin acımasızlığıyla yüzleşmeleri haline geliyor. Olaylar ilerledikçe, aslında başarılı olmaları için değil, harcanabilir oldukları için orada olduklarını fark ettikleri o kırılma anı, filmin tüm havasını değiştiriyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan David Ayer, sokak kültürünü ve sert karakter analizlerini seven bir isim olmasına rağmen, bu filmde stüdyo müdahalelerinin ve kurgu karmaşasının kurbanı olmuş gibi görünüyor. Filmin en büyük problemi, başlangıçtaki o harika karakter tanıtımlarının ardından hikayenin hızla klişe bir son savaşa doğru evrilmesi. Will Smith, Deadshot rolünde her zamanki karizmasını konuşturuyor ve filmin duygusal yükünü tek başına sırtlıyor. Ancak filmin asıl yıldızı kesinlikle Margot Robbie. Robbie, Harley Quinn karakterine öyle bir ruh üflemiş ki, onun her ekrana girişi filmin enerjisini yukarı taşıyor. Buna karşılık, Jared Leto tarafından canlandırılan Joker karakteri, beklentilerin çok altında kalıyor; hem ekran süresinin azlığı hem de karakterin hikayedeki işlevsizliği bir hayal kırıklığı yaratıyor. Viola Davis ise Amanda Waller karakteriyle, filmin asıl kötüsünün kim olduğu sorusunu sordurtacak kadar güçlü ve ürkütücü bir performans sergiliyor. Joel Kinnaman, grubun başındaki asker Rick Flag olarak daha oturaklı bir rol üstlenirken, diğer yan karakterlerin derinleşememesi bir eksiklik olarak kalıyor. Filmin müzik seçimleri ilk başta kulak tırmalayan bir radyo listesi gibi gelse de aksiyon sahneleriyle birleştiğinde garip bir uyum yakalıyor. 5.9’luk IMDb puanı, filmin potansiyelini tam olarak kullanamadığının, o iddialı ve karanlık başlangıcın yerini jenerik bir finalle değiştirdiğinin kanıtı gibi. Yine de karakterler arasındaki o samimi bağ ve diyaloglar, filmi izlenebilir kılıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapım, her şeyden önce çizgi roman dünyasının o kusursuz ahlak bekçilerinden sıkılan, daha gri, daha hatalı ve daha öfkeli karakterler görmek isteyenler için birebir. Eğer bir filmde derin bir mantık örgüsünden ziyade, karakterlerin birbirleriyle olan laf sokmalarını, kimyalarını ve absürt durumlarını seviyorsanız bu filme şans vermelisiniz. Özellikle Harley Quinn karakterine ilgi duyanlar ve onun o çılgın enerjisini merak edenler için kaçırılmaması gereken bir yapım. Aynı zamanda, modern bir punk-rock estetiğiyle harmanlanmış aksiyon sahnelerinden keyif alanlar da memnun kalacaktır. Ancak, Christopher Nolan tarzı çok katmanlı ve ciddiyet dozu yüksek bir süper kahraman draması bekleyenler bu filmden uzak durmalı. Filmin yer yer mantık hataları içermesi ve kötü karakter motivasyonunun zayıf kalması, ciddiyet arayan izleyiciyi fazlasıyla yoracaktır. Mistik ögelerin aksiyonun içine çok zorlama şekilde yedirildiğini düşünenler veya süper kahraman filmlerinde tutarlı bir senaryo arayanlar için bu yolculuk biraz can sıkıcı olabilir. Yine de hiçbir şey düşünmeden, sadece bu tuhaf grubun birbiriyle nasıl anlaştığını veya anlaşamadığını izlemek isteyenler için iki saatlik renkli bir kaçış vadediyor.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!