Super 8
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Super 8 (2011), çocukluğun o hüzünlü ama bir o kadar da merak uyandıran tozlu raflarından fırlayıp gelmiş gibi hissettiriyor. Super 8 izle seçeneğiyle bu atmosfere daldığınızda, sadece bir bilim kurgu filmi değil, aynı zamanda kaybın ve büyümenin sancılarını da en derinden hissediyorsunuz. Filmin bizde bıraktığı tortu, tam olarak o ilk gençliğin masumiyetiyle dünyanın karanlık gerçeklerinin tokuştuğu nokta. 1979 yılının o nemli havasını, paslanmış tren raylarını ve çocukların elindeki o ağır kameraların heyecanını hissetmemek imkansız. Yapım, bir kasabanın sessizliğini bozan büyük bir gürültüyle başlıyor ama asıl gürültü karakterlerin iç dünyasında kopuyor. Kaybedilen bir anne, baba ile kurulamayan köprüler ve ilk aşkın o ürkek kıvılcımları, devasa patlamaların gölgesinde kalmayacak kadar güçlü işlenmiş. Yönetmen, nostaljiyi modern bir gerilimle harmanlayarak karşımıza getiriyor. Bu sadece bir canavar hikayesi değil; bu, yaralarını sarmaya çalışan bir avuç çocuğun, kimsenin inanmadığı bir gerçeğin peşinden koşarken birbirine tutunma hikayesi. Sokaktaki çocukların kavgası kadar gerçek, gece yarısı ormanda duyulan bir ses kadar tekinsiz bir yapıyla karşı karşıyayız.
Super 8 Konusu
Film, annesinin ani kaybıyla dünyası başına yıkılan Joe ve onun sinema tutkunu arkadaş grubunun etrafında dönüyor. Bu çocuklar, sadece vakit geçirmek için değil, belki de hayatın monotonluğundan ve içlerindeki boşluktan kaçmak için bir süper 8 film çekmeye karar veriyorlar. Gece yarısı tren istasyonunda, tamamen tesadüf eseri çekim yaparken tanık oldukları o korkunç tren kazası, küçük Ohio kasabasının tüm dokusunu bir anda değiştiriyor. Kaza mahallinden yayılan o tekinsiz hava, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda gizemli olayların da fitilini ateşliyor. Kaybolan köpekler, aniden ortadan kaybolan insanlar ve kasabaya bir ordu gibi çöken askerler, Joe ve arkadaşlarını büyük bir bilmecenin tam ortasına itiyor. Joe’nun babası olan şerif yardımcısı, bir yandan yas tutarken bir yandan da görevi gereği bu karmaşayı çözmeye çalışıyor. Ancak asıl mesele, çocukların kamerasının o gece kaydettiği ama henüz kimsenin görmediği gizli karelerde yatıyor. Olaylar geliştikçe, kazanın sadece bir teknik arıza olmadığını, altında çok daha derin ve askeri bir sırrın yattığını fark ediyoruz. Karakterlerin motivasyonu, sadece hayatta kalmak değil; aynı zamanda kendilerini büyüklere kanıtlamak ve içine düştükleri bu anlamsız sessizliği bir cevapla doldurmak. Her bir sahne, çocukların kendi küçük dünyalarından çıkıp, dünyanın ne kadar tehlikeli bir yer olabileceğini anlamalarına giden birer basamak niteliğinde.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan J.J. Abrams, bize çocukluk korkularımızın aslında ne kadar gerçek olabileceğini gösteriyor. Başroldeki Joel Courtney, yas tutan bir çocuğun o kırılgan ama kararlı halini çok duru bir şekilde yansıtıyor. Ona eşlik eden Elle Fanning ise her sahnede ağırlığını koyuyor; Alice karakterinin o sert ama yaralı duruşu filmin duygusal yükünü sırtlıyor. Kyle Chandler ise otoriter ama çaresiz baba rolünde hikayenin ayaklarını yere bastırıyor. Riley Griffiths, grubun yönetmenliğe soyunmuş elebaşı olarak filmin mizah ve hırs dengesini kurarken, Noah Emmerich ise askeri otoritenin soğuk yüzünü temsil ediyor. Filmdeki teknik işçilik, özellikle o meşhur tren kazası sahnesindeki ses tasarımı ve kaosun yönetimi oldukça etkileyici. Metalin metale çarpma sesi kulaklarınızda çınlarken, o anın paniğini iliklerinizde hissediyorsunuz. Ancak hikayenin bazı yerlerde klişelere sığındığını söylemek gerek. Özellikle gizemin çözülme aşamasında bazı mantık hataları ve ordunun olaylara müdahale biçimindeki o bildik “kötü adam” motivasyonunun sığ kalması, filmi zirveye çıkmaktan alıkoyuyor. IMDb puanı olan 6.8, aslında filmin ne çok iyi ne de çok kötü olduğunun bir göstergesi; ama bence duygusal derinliği ve o samimi çocuk dostluğu sayesinde bu puanın bir tık üstünü hak ediyor. Filmin en büyük sıkıntısı, bir canavar filmi mi yoksa bir büyüme hikayesi mi olacağına tam karar veremeyip, bazen bu iki tür arasında sıkışıp kalması. Bazı sahneler fazla duygusal bir tondayken, bir anda gelen sert aksiyon geçişleri ritmi biraz bozabiliyor. Yine de, karakterlerin birbirine olan bağlılığı bu pürüzleri örtmeye yetiyor.
Super 8 Filmini Kimler İzlemeli?
Super 8, özellikle seksenli yılların o meşhur çocuk macera filmlerine özlem duyanlar için biçilmiş kaftan. Bir grup çocuğun bisikletlerine atlayıp dünyayı kurtarma çabasını, daha karanlık ve gergin bir tonda izlemek isteyenler bu yapımda aradığını bulacaktır. Psikolojik olarak baba-evlat çatışmalarını ve yas sürecinin bir insanı nasıl olgunlaştırdığını merak edenler için de filmde çok fazla katman var. Bilim kurgu türünü seven ama bunu sadece yüksek teknoloji değil, insan duygusu ve gizem üzerinden görmek isteyenler de listesine mutlaka eklemeli. Öte yandan, sadece safi aksiyon ya da çok karmaşık bilimsel teoriler üzerine kurulu bir hikaye arayanlar bu filmden beklediğini alamayabilir. Canavarın kendisinden ziyade, o varlığın kasaba halkı üzerindeki psikolojik etkisine ve çocukların içsel yolculuğuna odaklandığı için, hiç durmayan bir tempo bekleyen kitleyi hayal kırıklığına uğratabilir. Ayrıca, çok sert ve kanlı bir korku filmi arayanlar için Super 8 fazla insancıl ve duygusal kalacaktır. Bu film, biraz hüzün, biraz gerilim ve bolca çocukluk özlemi çekmek isteyen, akşamını samimi bir hikayeyle geçirmeyi amaçlayan izleyiciler için en doğru tercihlerden biri olacaktır. Eğer siz de “eski tadı arıyorum ama modern dokunuşlara da hayır demem” diyorsanız, bu gizemli tren kazasına ortaklığına bir şans vermelisiniz.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!