Süper Kumanda
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Süper Kumanda, Zamanın büküldüğü, hayatın anlık bir kumandayla yönetildiği ve her kararın öngörülemez yankılar bıraktığı bir evren. İşte tam da bu tekinsiz hisle başlıyor Click. İlk sahneden itibaren, sıradan bir hayatın kontrol edilebilir olduğu illüzyonu, beklenmedik bir düğmeye basışla paramparça oluyor. Başlangıçtaki o komedivari hafiflik, filmin derinliklerine indikçe, altından ağır bir melankoli ve pişmanlık katmanı çıktığının ilk sinyallerini veriyor. Her ne kadar izleyiciyi kahkahalarla koltuğuna bağlayacak gibi dursa da, aslında usulca zihnin karanlık dehlizlerine sızan, zamanın kaygan zemininde kayboluşun hikayesi bu. Bir anda kendini bu tuhaf denklemin içinde bulan Michael Newman’ın macerası, çoğu zaman görmezden geldiğimiz basit gerçeği acımasızca yüzümüze vuruyor. Bu öyküyü tam anlamıyla kavramak isteyenler için Süper kumanda izle seçeneği, sıradan bir eğlencenin çok ötesinde bir deneyim vaat ediyor.
Süper Kumanda Konusu
Film, kariyer basamaklarını hızla tırmanmaya çalışan, ailesini ihmal eden mimar Michael Newman’ın öyküsünü anlatıyor. Gecelerini şefinin peşinde koşturarak, günlerini ise evde uyuklayarak geçiren Michael, karısı Donna ve iki çocuğuyla olan bağının zayıfladığının farkında değil. Hayatındaki bu kontrolsüz gidişata çare ararken, sıradan bir alışveriş merkezinde karşısına gizemli bir adam, Morty, çıkıyor. Morty’nin ona hediye ettiği uzaktan kumanda, sadece televizyonu değil, Michael’ın tüm hayatını yönetebilme yeteneğine sahip. Bu fantastik alet sayesinde Michael, sıkıcı anları atlayabiliyor, tartışmaları sessize alabiliyor ve zamanı kendi lehine hızlandırıp yavaşlatabiliyor. İlk başlarda bir nimet gibi görünen bu kumanda, kısa sürede, her ileri sarışın bir bedeli olduğunu, her atlanan anın telafi edilemez boşluklar yarattığını acı bir şekilde gösteriyor. Michael, geçmişte yaptığı seçimlerin, hatta yapmadığı seçimlerin bile, geleceğini nasıl geri dönülmez biçimde şekillendirdiğini fark etmeye başlıyor. Her ne kadar komik olaylar silsilesiyle dolu bir başlangıcı olsa da, filmin ana ekseni, insanın kendi hayatı üzerindeki kontrol arzusunun ve bu arzunun getirdiği yıkıcı sonuçların karanlık bir portresini çiziyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
İşin aslına bakarsak, Frank Coraci’nin yönetmen koltuğunda oturduğu Click, “ne olabilirdi” ile “ne oldu” arasındaki ince çizgide salınan bir yapım. Konsept olarak dâhiyane bir fikre sahip. Hayat kumandası… Kim istemez ki? Ancak bu derin felsefi zemini, tam anlamıyla eşeleyip altından katıksız bir başyapıt çıkarma potansiyelini ne ölçüde kullandığı tartışılır. Adam Sandler’ın canlandırdığı Michael Newman karakteri, kendi bildik, sakar ve iyi niyetli Adam Sandler tiplemesine fazla yaslanıyor. İlk yarıda bu durum eğlenceli olsa da, filmin dramatik ağırlığı arttıkça, Sandler’ın mimiklerindeki o alışıldık mizahi alt metin, bazen gerçek acıyı aktarmakta yetersiz kalıyor gibi. Yine de, özellikle filmin son çeyreğinde, o bilindik komedyen maskesinin arkasından sızan pişmanlık ve hüzün, şaşırtıcı derecede dokunaklı. Kate Beckinsale, Michael’ın karısı Donna rolünde, bu kaotik dünyada dengeleyici bir güç olarak karşımıza çıkıyor, naifliği ve sabrıyla karakterin iç çatışmasına zemin hazırlıyor. Ancak parlayan asıl yıldız, şüphesiz gizemli Morty rolündeki Christopher Walken. Onun her sahnesi, sanki bir tiyatro oyunundan fırlamışçasına karizmatik, tekinsiz ve her kelimesiyle izleyicinin aklına kazınıyor. Kameranın arkasındaki asıl niyeti düşündüğümüzde, Coraci, bir kara komedi başlatıp, yavaş yavaş izleyiciyi ahlaki bir ikileme sürüklemeyi amaçlamış. Bu geçiş, zaman zaman tökezlese de, genel olarak başarılı bir şekilde kotarılmış. Gelelim o meşhur puana; 6.301’lik IMDb skoru, kitlesel bir yanılgıdan ziyade, filmin hibrit yapısından kaynaklanan bir kararsızlığı yansıtıyor olabilir. Ne tam bir komedi, ne tam bir drama. Ama bu ‘ikisinden de’ hali, kimileri için tatmin ediciyken, kimileri için ‘hiçbiri’ anlamına gelebiliyor. Ancak kabul etmek gerekir ki, böylesine sıradan bir konuyu alıp, “keşke”lerin ve “pişmanlık”ların üzerine kurulu bir alegoriye dönüştürmek, küçümsenemeyecek bir başarı.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer hayatın kumandasını elinize alıp, zamanın nasıl büküldüğünü ve her tercihin görünmez iplerle geleceğe nasıl bağlandığını düşündüren bir yapım arıyorsanız, bu filmi mutlaka izlemelisiniz. Özellikle Adam Sandler’ın komedi dışındaki dramatik yeteneklerinin parladığı nadir anlara tanıklık etmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Hayatın akışı içinde önemli anları gözden kaçırdığını düşünen, işkolik eğilimleri olan veya sadece “biraz daha zamanım olsa” diye iç geçiren herkes, Michael Newman’ın serüveninde kendinden bir parça bulacaktır. Ancak baştan sona katıksız bir komedi beklentisiyle gelenler, filmin sonlara doğru aldığı karanlık ve melankolik ton karşısında şaşkınlık yaşayabilirler. Basit bir eğlencenin ötesinde, biraz hüzünlü, biraz düşündürücü, “hayatta gerçekten neyin önemli olduğu” üzerine ince bir taşlama görmek isteyenler bu filmin derinliğinde kaybolmaktan zevk alacaktır. Sadece kahkaha peşinde olanlar veya hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmekten hoşlanmayanlar, belki de kumandayı ileri sarıp başka bir kanala geçmelidir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!