Superman 1
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Superman 1 denince akla gelen ilk şey, masmavi kostümü ve gökyüzündeki süzülüşüyle iyiliğin sembolü olan o ikonik karakterdir. Peki, bu efsanenin beyazperdeye ilk görkemli adımını atan 1978 yapımı filmi, sadece bir klasik olduğu için mi özel, yoksa gerçekten günümüzde bile ruhumuza dokunabilecek bir şeyler mi taşıyor? Eğer o “uçan adam” efsanesinin köklerine inmek için bir fırsat kolluyor ve kaliteli bir süper kahraman hikayesi arayışıyla Superman izle butonuna tıklamayı düşünüyorsanız, sizi nasıl bir serüvenin beklediğini biraz sohbet edelim.
Superman 1 Konusu
Hikayemiz, uzak bir galaksideki gelişmiş gezegen Krypton’da başlıyor. Bilim adamı Jor-El, gezegenin yaklaşan yıkımını fark ettiğinde, kimse ona inanmaz. Çaresizlik içinde, türünün son umudu olan minik oğlunu bir kapsüle koyar ve onu Dünya’ya doğru fırlatır. Kapsül, Kansas’ın sakin ovalarına, çocuksuz çift John ve Martha Kent’in tarlasına düşer. Clark adını verdikleri bu garip ama sevgi dolu çocuğu kendi evlatları gibi büyüten Kent’ler, onun büyüdükçe insana akıl sır erdiremeyecek güçlere sahip olduğunu görürler. Uçmak, kurşunlara kafa tutmak, duvarların ardını görmek gibi özellikler, Clark’ın diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu gösterir. Ancak bu güçler, Clark’ı dünyadan uzaklaştırmak yerine, onu insanlığa hizmet etmeye iter. İşte o meşhur kırmızı pelerinli, “S” logolu kahramanın doğuşu tam olarak böyle başlar. Bir gün, Metropolis’in göbeğinde, kendini iyiliğe adamış bir kahraman olarak boy gösterdiğinde, dünyanın kaderi de değişmeye başlar.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
1978 yapımı Superman, süper kahraman filmlerinin miladı sayılan, çok özel bir yapım. Yönetmen Richard Donner, o dönem için inanılmaz bir iş çıkarmış. Filmin en büyük artısı, belki de ilk süper kahraman filmlerinden biri olmasının getirdiği o saf ve içten anlatım. Hikaye hiç acele etmiyor, Clark’ın çocukluğunu, güçlerini keşfetmesini ve nihayetinde Superman oluşunu sindire sindire anlatıyor. Bu durum bazılarına biraz yavaş gelebilir ama karakterle bağ kurmak için harika bir temel atıyor. Oyunculuklara gelirsek, Christopher Reeve‘in hem naif ve sakar Clark Kent’i hem de karizmatik Superman’i canlandırışına hayran kalıyorsunuz. İki karakter arasındaki o geçişi o kadar doğal yapmış ki, inandırıcılığı hiç bozulmuyor. Margot Kidder‘ın Lois Lane’i sivri dilli, enerjik ve biraz da başına buyruk bir gazeteci olarak ekrana yansıyor, kimyasının Christopher Reeve ile tuttuğu açık. Kötü adam Lex Luthor rolünde Gene Hackman ise o kendine özgü tavırlarıyla filmin mizah dozunu yükselten ama asla karikatürize olmayan bir performans sergiliyor. Kısa bir süre görünse de, Marlon Brando‘nun Jor-El olarak ekrandaki ağırlığı ve etkisi filmin geneline yayılıyor. Ned Beatty ise yardımcı karakter olarak iyi bir iş çıkarmış. Filmin 7.2 IMDb puanı, dönemi ve türü göz önüne alındığında gayet yerinde. Bugünün CGI şölenleriyle dolu yapımlarından çok farklı olsa da, o puanı hak eden, temel bir hikaye anlatımı ve karakter derinliği sunuyor. İzlettiriyor mu? Kesinlikle. Özellikle ilk yarısı, hikayeye kendinizi kaptırmanızı sağlıyor, ikinci yarıda ise o dönemin imkanlarıyla yaratılmış aksiyon sahneleriyle sizi ekrana kilitliyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu filmi izlemek için birkaç farklı ruh haline sahip olmanız gerekebilir. Eğer; süper kahraman janrının nasıl başladığını merak eden, bu türün köklerine inmek isteyen bir sinema meraklısıysanız; klasik Hollywood sinemasına ilgi duyuyor ve eski filmlerin büyüsüne kapılmaktan hoşlanıyorsanız; saf iyiliğin ve umudun hikayelerini seven, kahramanı sadece dövüşen bir figür olarak değil, aynı zamanda insanlığa ilham veren bir figür olarak görmek isteyenlerdenseniz; günümüzün karanlık ve karmaşık süper kahraman filmlerinden biraz uzaklaşıp, daha basit, daha samimi bir kahramanlık öyküsüne şahit olmak isteyenlerdenseniz; ya da sadece Christopher Reeve gibi bir ikonun, bu rolü nasıl baştan yarattığını görmek istiyorsanız, Superman’i es geçmeyin derim. Döneminin atmosferine kapılıp, biraz nostalji yaşamak isteyenler için de biçilmiş kaftan. Sadece “aksiyon” beklentisiyle gelirseniz, ilk yarının biraz yavaş ilerleyebileceğini de aklınızdan çıkarmayın, ama bu yavaşlık, karakterin ruhunu anlamak için paha biçilmez bir zemin hazırlıyor.




















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!