Taksi Şoförü
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Taksi Şoförü, nam-ı diğer orijinal adıyla Taxi Driver, izlerken insanı boğan, rahatsız edici ama bir o kadar da gözünü ayıramayacağın bir ruh haline sokuyor. 70’lerin o kirli, karanlık New York’unda bir taksinin arka koltuğunda oturmuş gibi hissedeceğin bu film, bitince uzun süre aklından çıkmayacak cinsten. Eğer sıradan kahramanlık hikayelerinden sıkıldıysan ve gerçekliğin çirkin yüzüyle yüzleşmeye hazırsan, Taksi Şoförü izle seçeneğine tıklamadan önce tam olarak neye bulaştığını bilmen iyi olur. Buram buram yalnızlık, yabancılaşma ve yavaş yavaş içten içe büyüyen bir öfke hikayesi bu; insanı alıp başka bir yere götüren, farklı bir dünyanın kapılarını aralayan bir deneyim sunuyor.
Taksi Şoförü Konusu
Hikaye, Vietnam’dan dönen Travis Bickle adında bir adamın etrafında dönüyor. Gece uykusuzluk çektiği için Manhattan’ın en karanlık sokaklarında taksicilik yapmaya başlıyor. Aslında derdi sadece para kazanmak değil, bir yandan da o şehri, insanları anlamaya çalışmak. Ama ne yazık ki gördükleri onu umutlandırmaktan çok, içini sıkıyor, bunaltıyor. Travis, etrafındaki her şeyi bir “pislik” olarak görmeye başlıyor. Bir yandan güzel bir kadına ilgi duyuyor, bir yandan da yoldan çıkmış, genç bir kıza yardım etme peşine düşüyor. Kendi içindeki adalet anlayışıyla dış dünyanın acımasız gerçekleri arasında sıkışıp kalmış bir adamın hikayesi bu. İçindeki volkan yavaş yavaş patlamaya hazırlanıyor ve bu patlama, onun çevresiyle olan ilişkilerini derinden etkileyecek. Film boyunca, Travis’in zihninin derinliklerine doğru yavaş ama emin adımlarla iniyoruz, onun çaresizliğini ve giderek artan kopukluğunu derinden hissediyoruz. Bu yolculukta, şehir de adeta canlı bir karakter gibi hikayeye eşlik ediyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Beklentiyi karşılamak ne kelime, adeta beklentileri paramparça edip yeni bir standart belirliyor bu film. Martin Scorsese‘nin yönetmen koltuğunda oturduğu her film gibi, Taxi Driver da kendine has bir havaya sahip. Yönetmen, hikayeyi öyle bir akışla sunuyor ki, Travis’in o karanlık ruh haline tam anlamıyla giriyorsun. Film, baştan sona gergin bir atmosferi iliklerine kadar hissettiriyor. Yavaş yavaş ilerleyen bir hikaye gibi görünse de, aslında her sahne Travis’in karakter gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Oyuncu seçimleri ise tam on ikiden. Robert De Niro, Travis Bickle rolünde resmen döktürüyor. Onun o boş bakışları, içindeki öfkeyi, yalnızlığı ve gitgide artan deliliğini seyirciye o kadar iyi geçiriyor ki, performansına hayran kalıyorsun. De Niro bu rol için inanılmaz bir hazırlık yapmış, karakteri iliklerine kadar hissetmiş. Özellikle aynanın karşısındaki o meşhur sahnesi, sinema tarihine geçmiş bir an. Genç bir Jodie Foster ise küçük yaşına rağmen canlandırdığı karakteri öyle olgunca oynuyor ki, insan şaşırıp kalıyor. Onun o masum ama bir o kadar da yaşamın zorluklarıyla erken tanışmış halini çok iyi veriyor. Cybill Shepherd ve Harvey Keitel gibi isimler de yan rollerde filmin atmosferine büyük katkı sağlamış. Özellikle Keitel’in o rahatsız edici rolüyle hafızana kazınacağını söyleyebilirim. IMDb puanı 8.1 görünüyor ki bence az bile. Filmin bıraktığı etkiyi, yarattığı rahatsız edici atmosferi ve oyunculuk performanslarını düşünürsek, çok daha fazlasını hak eden bir yapım. Film, bazı yerlerde temponun düştüğünü düşündürse de, bu düşüşler aslında karakterin iç dünyasına daha derinlemesine inmemizi sağlıyor ve bu da hikayeyi daha bir sarıyor. Kimseye iyilik beklemeden yapılan bir yorum bu, film gerçekten iz bırakıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu filmi özellikle kafa yoran, psikolojik derinliği olan hikayeleri sevenler kaçırmasın. Şehir hayatının yalnızlığını ve yabancılaşmayı iliklerinde hissedenler için birebir. Toplumun yozlaşmışlığına karşı duyulan öfkeyi ve bu öfkenin nasıl bir paranoyaya dönüştüğünü merak edenler. Bir anti-kahramanın düşüşünü ve değişimin dibini görmek isteyenler. Klasik Hollywood filmlerinden sıkılıp daha sert, daha gerçekçi ve rahatsız edici yapımlara yönelmek isteyenler. Robert De Niro‘nun oyunculuk yeteneğine hayran olanlar ve onun zirve performanslarından birine tanık olmak isteyenler. 70’ler sinemasının o çiğ, cesur ve deneysel ruhunu yakalamak isteyenler. Ayrıca, sinemanın bir ayna olup toplumsal sorunları nasıl yansıttığını görmek isteyenler için de biçilmiş kaftan. Bu film, izledikten sonra üzerinde düşüneceğin, tartışacağın ve belki de bazı şeyleri yeniden sorgulatacak cinsten. Eğer böyle bir sinema deneyimine açıksan, Taxi Driver senin filmin olabilir. Ama unutma, bu film seni rahatlatmak için değil, düşündürmek için var ve bunu da fazlasıyla başarıyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!