Tanrı’nın Kitabı
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Tanrı’nın Kitabı, ah o filmler var ya, hani izlerken “Şu an tam olarak ne oluyor?” diye bir yandan merak edip bir yandan da o distopik dünyanın tozunu adeta üzerinizde hissettiğiniz yapımlar… İşte tam da öyle bir girişle karşılıyor bizi The Book of Eli. Post-apokaliptik evrenlere bayılan, biraz aksiyon, biraz felsefe ve bolca gerilim arayanlar için bulunmaz bir nimet. Eğer “Bu akşam ne izlesem?” diye kafa yoruyorsanız ve “Tanrı’nın Kitabı izle” yazıp durduysanız, doğru yerdesiniz demektir. 2010 yapımı bu sinema filmi, izleyiciyi soluksuz bırakacak bir yolculuğa çıkarıyor, insanoğlunun en ilkel haliyle yüzleştiği o çorak toprakların ortasında umudun peşine düşüyor. İlk dakikalardan itibaren o kasvetli atmosfer, bir anda içine çekiyor insanı.
Tanrı’nın Kitabı Konusu
Hikayemiz, güneş patlamalarının dünyayı kavurup yok ettiği, medeniyetin tamamen çöktüğü, insanların hayatta kalmak için birbirlerini yediği bir gelecekte geçiyor. Her yer çorak, her yer toz duman. Su bile artık bir lüks, yollar tehlikelerle dolu. İşte bu kıyamet sonrası dünyanın tam ortasında, elinde gizemli bir kitapla tek başına yürüyen Eli (ki kendisi Denzel Washington’dan başkası değil) ile tanışıyoruz. Eli’nin amacı basit ama bir o kadar da hayati: Batıya doğru ilerlemek ve bu kitabı korumak. Neden mi bu kadar önemli bir kitap? Çünkü rivayete göre bu kitap, insanlığın son umudu olabilir, dünyayı yeniden inşa etmenin anahtarı olabilir. Yolda karşılaştığı her türlü tehlikeye rağmen, inanılmaz bir güç ve azimle yoluna devam ediyor. Şehirlerin harabelerinden geçiyor, haydutlarla savaşıyor, en açgözlü insanlardan bile uzak durmaya çalışıyor. Ancak, Solara (Mila Kunis) adında genç bir kadınla yollarının kesişmesi ve Carnegie (Gary Oldman) adında, bu çorak toprakları demir yumrukla yöneten acımasız bir liderin dikkatini çekmesiyle işler iyice karışıyor. Carnegie de o gizemli kitabın peşinde, ama niyeti Eli’ninkinden çok farklı. Kitabın gücünü kendi çıkarları için kullanmak, yeni bir düzen kurmak istiyor. Eli’nin bu karanlık dünyadaki yalnız yolculuğu, Carnegie’nin onu durdurma çabalarıyla nasıl bir hal alacak, o kitabı koruyabilecek mi, yoksa insanlığın son umudu da mı yok olacak? İzlerken “acaba” soruları beyninizde dönecek.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, post-apokaliptik janrın çok sıkı bir takipçisi olarak, Tanrı’nın Kitabı’nın beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim. Yönetmen koltuğunda oturan Allen Hughes ve Albert Hughes kardeşler, bu distopik atmosferi öyle bir kurmuş ki, ekrandan toz kokusu geliyor resmen. Genelde bu tarz filmlerde hikaye akışı kopuk olabilir veya karakter derinliği eksik kalabilir. Ama burada öyle değil. Eli’nin sessizliği, kararlılığı ve o çaresiz dünyadaki inancı, size anında geçiyor. Filmdeki o tekdüze renk paleti bile, dünyanın ne kadar harap olduğunu gözünüzün önüne seriyor. Aksiyon sahneleri ise tam tadında, ne abartılı ne de eksik. Özellikle Denzel Washington, bu rol için biçilmiş kaftan. O karizması, o sert bakışları, her şeyiyle bir avcı, bir koruyucu ve bir umut figürü olmuş. Tek kelimeyle döktürmüş! Onu izlerken karakterin tüm yükünü, tüm ağırlığını hissediyorsunuz. Diğer yandan, Gary Oldman’ın kötü adam performansına da ayrı bir parantez açmak lazım. Carnegie karakteriyle adeta parlamış, o acımasızlığı ve hırsı izleyiciye hissettirmiş. Bence bu ikilinin karşılıklı sahneleri filmin en güçlü noktalarından. Mila Kunis ise Solara rolünde fena değil, ama biraz daha derinlik katılabilirdi karakterine sanki. Yine de filmin geneline baktığımızda, bu ufak tefek detaylar göz ardı edilebilir. IMDb puanı 6.79. Bu tarz bir distopik gerilim ve aksiyon filmi için gayet yeterli bir puan, hatta bazı abartılı gişe filmlerinden bile daha gerçekçi ve samimi bir iş olduğunu düşünüyorum, hem de derinlikli. Çünkü sadece aksiyona değil, aynı zamanda umuda, inanca ve insanlığın geleceğine dair sorgulamalara da yer veriyor. Bu da filmi salt bir aksiyon filminden çok daha fazlasını yapıyor. Hughes kardeşlerin yönetmenlik tarzları, her bir karede kendini hissettiriyor. Çekim açıları, o sessiz ve gerilimli anlar… İzleyiciyi sürekli tetikte tutmayı başarıyorlar, her sahnede gerilimi artırıyorlar. Hikayenin ilerleyişi de sürprizlerle dolu, öyle ki, sonuna doğru gelen o büyük ters köşe, “Vay be!” dedirtiyor, akıllarda uzun süre yer ediyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer siz de benim gibi kıyamet sonrası senaryoları seviyor, insanlığın küllerinden yeniden doğuş mücadelesini merak ediyorsanız, Tanrı’nın Kitabı tam size göre. Özellikle Denzel Washington hayranıysanız, bu filmde onu bambaşka bir rolde izlemek size çok iyi gelecek. Hani böyle “Bu akşam aksiyon olsun ama aynı zamanda düşündürsün de” diye bir arayışınız varsa, şüphesiz listenizin en başına almalısınız. Hikaye derinliği olan, görsel olarak etkileyici ve sonuyla sizi şaşırtacak filmleri tercih edenler için ideal bir seçim. Hafta sonu evde şöyle sağlam bir film izleyip ardından üzerine konuşmak isterseniz, bence hiç tereddüt etmeyin. Hemen açın ve bu distopik maceraya kendinizi bırakın. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!