Terminatör 5: Yeniden Doğuş
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Terminatör 5: Yeniden Doğuş, sinema tarihinin o tozlu raflarından fırlayıp gelmiş, üzerine biraz modern sos dökülmüş ama ruhunu tam bulamamış bir yapım gibi duruyor. Yıllarımı bu loş salonlarda, binlerce kareyi analiz ederek geçirmiş biri olarak söylüyorum; James Cameron’ın yarattığı o metalik dehşet ve çaresizlik hissini taklit etmek, sadece pahalı efektlerle olacak iş değil. Yine de dönemdaşlarına göre belli bir ritmi yakaladığı aşikar. Eğer siz de benim gibi nostaljiyle modern teknoloji arasındaki o ince çizgide yürümeyi seviyorsanız, internet başındayken Terminatör: Genisys izle aramasını yapıp ekranın karşısına geçmekten kendinizi alıkoyamayabilirsiniz. Filmin yarattığı o mavi tonlu, soğuk ve mekanik atmosfer, ilk dakikalarda sizi bir şekilde içine çekmeyi başarıyor ancak sonrasında neler olacağı tamamen sizin seriye ne kadar sadık olduğunuzla ilgili. Sinema sadece bir tüketim nesnesi değildir; bir mirastır. Bu film de o mirası hem kucaklamaya hem de biraz sarsmaya kararlı görünüyor.
Terminatör: Genisys Konusu
Hikayemiz, insanlığın son kalesi olan John Connor’ın makinelerle olan nihai hesaplaşmasının eşiğinde, 2029 yılının o kapkaranlık atmosferinde açılıyor. Skynet, köşeye sıkıştığını anlayınca son bir hamle yaparak Sarah Connor’ı öldürmesi için geçmişe, yani 1984 yılına bir suikastçı gönderiyor. John da annesini koruması için en güvendiği adamı, Kyle Reese’i peşinden yolluyor. Ancak Kyle geçmişe vardığında, hafızasındaki o bildik 1984 ile karşılaşmıyor. Zaman çizgisi kırılmış, gerçeklik bükülmüş ve olaylar hiç beklenmedik bir yöne sapmıştır. Karşısında yardıma muhtaç bir garson değil, bir Terminatör tarafından yıllardır eğitilmiş, savaşın göbeğinde büyümüş dişli bir Sarah Connor buluyor. Üstelik Kyle’ın zihninde, hiç yaşamadığı bir çocukluğa ve 2017 yılına ait garip görüntüler canlanmaya başlıyor. Kahramanlarımız, geçmişin bu yeni ve yabancı versiyonunda, hem peşlerindeki ölümcül makinelerden kaçmak hem de Skynet’in (yeni adıyla Genisys) doğuşunu engellemek için zamana karşı yarışmak zorunda kalıyorlar. Geçmiş artık gelecek kadar belirsiz bir hale gelmiş durumdadır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, Terminatör serisi her zaman bir “altın standart” peşinde koşmuştur ama bu film o standartların biraz uzağında, hatta bazen yoldan sapmış bir halde karşımızda duruyor. Yönetmen koltuğundaki Alan Taylor, televizyon dünyasındaki başarısını sinemada aynı güçle hissettiremiyor. Bana sorarsanız, filmin en büyük problemi bir kimlik karmaşası yaşıyor olması. Hem orijinal filmlere saygı duruşunda bulunmak istiyor hem de her şeyi yıkıp yeniden kurmaya çalışıyor. Bu da ortaya maalesef biraz karmaşık ve zaman zaman tutarsız bir senaryo çıkarıyor.
Oyuncu seçimlerine gelecek olursak, Game of Thrones ile yıldızı parlayan Emilia Clarke, Sarah Connor gibi ikonik bir karakterin ağırlığı altında bazen eziliyor. Linda Hamilton’ın o sert, kemikli ve maskülen oyunculuğundan sonra Clarke, biraz fazla “yumuşak” kalıyor. Kyle Reese rolündeki Jai Courtney ise her zamanki gibi donuk; karakterin o tekinsiz ve çaresiz halini yansıtmaktan çok uzak. Neyse ki sahnede Arnold Schwarzenegger var. O yaşlı ama eskimeyen haliyle, meşhur repliğinin hakkını veriyor. Filmin kalbi kesinlikle onda atıyor; o olmasa yapım koca bir boşluğa dönüşebilirmiş. Jason Clarke ve Matt Smith gibi yetenekli isimlerin rollerinin ise kurgu masasında biraz harcandığını düşünüyorum. IMDb’deki 5.9’luk puan, aslında bilinçli sinema izleyicisinin bu kafa karışıklığına verdiği net bir cevap. Kötü bir film mi? Hayır. Ancak bir şaheser bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacak kadar formülize edilmiş bir yapım. Aksiyon sahneleri teknik olarak temiz olsa da, o eski filmlerdeki karanlık ve endüstriyel havayı mumla aratıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer bir pazar akşamı, çok fazla derin felsefeye dalmadan, patlamış mısırınızı alıp sadece aksiyon ve zaman yolculuğu paradokslarıyla vakit geçirmek istiyorsanız, bu film sizin için biçilmiş kaftan. Özellikle 80’lerin o meşhur atmosferinin modern teknolojiyle yeniden yorumlanışını merak edenler, bu yapıma bir şans vermeli. Arnold’un o tanıdık silüetini tekrar ekranda görmek bile bazıları için yeterli bir sebep olabilir. Bilim kurgu meraklıları ve serinin sıkı takipçileri, bazı senaryo boşluklarına göz yumabilirlerse eğlenceli iki saat geçirebilirler. Play tuşuna basın ve zamanın nasıl büküldüğüne, makinelerin nasıl evrildiğine kendiniz şahit olun. Belki de gelecek, hala bizim elimizdedir; ya da makineler bizi çoktan ele geçirmiştir, kim bilir?





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!