Terminatör 6: Kara Kader
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Terminatör 6: Kara Kader, yıllardır bitmek bilmeyen o metalik soğukluğun ve kıyamet sonrası kabuslarının modern sinemadaki yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Sinema salonunun karanlığında, James Cameron’ın o meşhur temasını duyduğunuzda ister istemez tüyleriniz diken diken olur. Ancak 2019 yapımı bu halka, serinin karmaşık geçmişini temizleme iddiasıyla yola çıkarken, izleyiciyi nostalji ile yenilik arasında bırakıyor. Eğer türün meraklısıysanız ve Terminatör: Kara Kader izle seçeneğine yöneldiyseniz, karşınıza çıkan şeyin sadece bir aksiyon filmi olmadığını, aynı zamanda bir mirasın hesaplaşması olduğunu bilmelisiniz. Bir eleştirmen olarak söylemeliyim ki, Hollywood’un bitmek tükenmek bilmeyen “baştan başlatma” sevdasının en cesur ama aynı zamanda en çok tartışılan örneklerinden biriyle karşı karşıyayız. 1991 yılından beri bu serinin peşini bırakmayanlar için bu yapım, hem bir veda hem de bir özür niteliği taşıyor. Atmosfer, modern Meksika’nın tozlu yollarından geleceğin karanlık koridorlarına kadar geniş bir skalada salınırken, biz sinefiller için yine o tanıdık kovalamaca hissi ön plana çıkıyor.
Terminatör 6: Kara Kader Konusu
Filmin hikayesi, Meksika’da kardeşi ve babasıyla sıradan bir hayat süren Daniella “Dani” Ramos’un etrafında şekilleniyor. Takvimler 2020 yılını gösterdiğinde, Dani’nin hayatı bir anda altüst oluyor; çünkü gelecekten gelen ve durdurulması neredeyse imkansız olan Rev-9 model bir suikastçı robot, onu ortadan kaldırmak için görevlendiriliyor. Skynet’in yerini alan yeni bir tehdidin eseri olan bu robot, sadece fiziksel güçle değil, bölünme yeteneğiyle de tam bir ölüm makinesi. Dani’nin tek umudu ise yine gelecekten gönderilen, sibernetik olarak modifiye edilmiş, acıyı hisseden ama pes etmeyen bir asker olan Grace. Grace’in görevi ne pahasına olursa olsun Dani’yi hayatta tutmaktır. Ancak bu kovalamaca tam bir çıkmaza girdiğinde, sahneye yılların eskitemediği, öfkesi hala taze olan Sarah Connor çıkıyor. Sarah, Mahşer Günü’nü engelledikten sonra hayatını gelecekten gelen makineleri tek tek avlamaya adamış bir efsane olarak, bu iki kadının hayatına sert bir giriş yapıyor. İnsanlığın yeni umudu olduğu söylenen Dani’yi hayatta tutmak için bu ekip, eski defterleri açmak ve hatta kimliğini gizleyen, perdenin ardındaki o tanıdık figürden yardım almak zorunda kalıyor. Kovalamaca sadece yollarda değil, zamanın ve kaderin kendisinde de devam ediyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, Terminatör serisinin Terminator 2’den sonraki tüm filmlerini zihnimden silip atmış bir eleştirmen olarak bu yapıma büyük bir önyargıyla yaklaşmıştım. Ancak yönetmen koltuğundaki Tim Miller, aksiyon sahnelerindeki o kendine has dinamizmi buraya da taşımayı başarmış. Bana sorarsanız, filmin en büyük artısı kesinlikle Linda Hamilton ve onun o tavizsiz performansı. Hamilton’ın Sarah Connor olarak ekrana döndüğü ilk an, perdedeki her şeyi unutturup bizi 90’ların o kaotik ama anlamlı dünyasına geri götürüyor. Oyuncu kadrosunda yer alan Mackenzie Davis ise Grace rolünde fiziksel olarak inanılmaz bir adanmışlık sergilemiş; filmin duygusal yükünü ve aksiyon dengesini asıl sırtlayan isim o olmuş. Gelelim serinin simge ismi Arnold Schwarzenegger’e. Onu bir aile babası, hatta “Carl” adında bir perdeci olarak görmek bazıları için gülünç gelse de, ben bu absürtlüğü bir şekilde samimi buldum. Makinelerin bile bir vicdan geliştirebileceği teması artık biraz bayatlamış olsa da, Arnold’ın varlığı filme bir ağırlık katıyor. Öte yandan, Natalia Reyes Dani rolünde ne yazık ki diğer iki güçlü kadının gölgesinde kalıyor; karakter gelişimi biraz hızlı ve yapay hissettiriyor. Rev-9 rolündeki Gabriel Luna ise teknolojik olarak korkutucu ama Robert Patrick’in T-1000 ile yarattığı o saf dehşeti yanına dahi yaklaştıramıyor. IMDb puanı olan 6.4, aslında filmin ne çok iyi ne de çok kötü olduğunun dürüst bir yansıması. Bazı sahnelerdeki dijital efektlerin yapaylığı göze batıyor olsa da, hikayenin geçmişin mirasını modern bir dille anlatma çabası takdire şayan. James Cameron’ın yapımcı olarak elinin değdiği bu iş, en azından seriyi onurlandırmayı başarıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer 80’lerin ve 90’ların o meşhur bilimkurgu atmosferini modern bir dokunuşla yeniden tatmak istiyorsanız, bu film tam size göre. Bilimkurgu türündeki o soğuk metalik çatışmaları, zamansal paradoksları ve bitmek bilmeyen bir kaçış hikayesini özleyenler için doyurucu bir deneyim olacaktır. Aksiyon sahnelerinin temposuna önem veren, yüksek bütçeli bir yapımın hakkını vermesini isteyen izleyiciler pişman olmayacaktır. Özellikle kadın kahramanların ön planda olduğu, güçlü karakter dinamiklerine sahip hikayeleri sevenler için bu üçlü ekip oldukça etkileyici. Sarah Connor’ın o efsanevi tüfeğini bir kez daha ateşlediğini görmek bile sinema aşkına değer bir sebep. Geçmişin gölgesinde kalmış ama geleceğe umutla bakmaya çalışan bu hibrit yapım, sizi bir an bile boş bırakmayacak. Şimdi arkanıza yaslanın, ışıkları kapatın ve makinelerin savaşına bir kez daha tanıklık edin; zira kader henüz yazılmadı.





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!