Toprak Altında
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Toprak Altında, orijinal adıyla Buried (2010), insanın hayal edebileceği en ilkel ve en sarsıcı korkulardan birini, hiçbir yere kaçış imkanı tanımadan doğrudan kucağımıza bırakıyor. Eğer kendinizi bir tabutun içine hapsolmuş bir adamın çaresizliğine ortak etmeye hazırsanız, internette Toprak Altında izle araması yapıp bu deneyime dahil olduğunuzda sadece bir film seyretmeyecek, o daracık alanda oksijenin nasıl tükendiğini ciğerlerinizde hissedeceksiniz. Bu yapım, devasa bütçeli aksiyonların aksine, tek bir mekanda, hatta tek bir kutunun içinde sinemanın ne kadar devleşebileceğinin en somut örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor. Karşımızdaki eser, gösterişli efektlerin ardına sığınmak yerine, bir insanın hayatta kalma içgüdüsünü ve o korkunç yalnızlığı merkezine alarak izleyiciyi sarsmayı başarıyor.
Toprak Altında Konusu
Hikayenin merkezinde, Irak’ta kamyon şoförü olarak çalışan ve sıradan bir hayatı olan Paul Conroy bulunuyor. Paul, bir saldırı sonrası gözlerini açtığında kendini zifiri karanlık bir boşlukta bulur. Elleri bağlıdır ve hareket alanı neredeyse yok denecek kadar kısıtlıdır. Çok geçmeden, bir tabutun içinde yeraltına gömüldüğünü fark eder. Yanında sadece bir çakmak, bir bıçak ve şarjı hızla tükenen bir cep telefonu vardır. Dışarıda kimin olduğunu, neden oraya gömüldüğünü ve kendisinden ne istendiğini anlamaya çalışırken, zaman onun en büyük düşmanına dönüşür. Bir yandan telefonla dış dünyaya ulaşıp yardım istemeye çalışırken, diğer yandan yukarıdan sızan kumun ve tükenen havanın yarattığı baskıyla mücadele eder. Film, Paul’ün o daracık tahta kutu içindeki çırpınışlarını, bürokrasinin hantallığını ve insanın en zor anında bile nasıl bir pazarlık objesine dönüştürülebileceğini hiçbir süslemeye yer vermeden anlatıyor. Dış dünyadan gelen sesler, telefonun ucundaki umut verici ama bir o kadar da umut kırıcı konuşmalar, izleyiciyi Paul ile birlikte o tabutun içine hapsediyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Bir filmi tek bir oyuncu ve tek bir mekanla 90 dakika boyunca ilgi çekici kılmak, yönetmenlik becerisinin en üst sınırlarını zorlamayı gerektirir. Yönetmen Rodrigo Cortés, bu zorlu görevin altından kalkarken kamerayı tabutun içinde öyle ustalıkla hareket ettiriyor ki, klostrofobinin dozajı her dakika biraz daha artıyor. Başroldeki Ryan Reynolds, genellikle alışık olduğumuz komedi veya aksiyon kimliğinden tamamen sıyrılarak, kariyerinin en sahici ve en çiğ performansını sergiliyor. Reynolds’ın yüzündeki o ter, panik ve gitgide artan kabulleniş hali, izleyiciye geçen o samimiyetin en büyük kaynağı. IMDb üzerinde aldığı 6.6 puan, muhtemelen filmin herkesin midesinin kaldırabileceği türden bir ferahlık sunmamasından kaynaklanıyor; ancak bu puanın çok ötesinde bir gerilim ve atmosfer başarısı olduğunu söylemek mümkün. Yan rollerde sadece sesleriyle var olan José Luis García Pérez, Robert Paterson, Stephen Tobolowsky ve Samantha Mathis, hikayenin dış dünyadaki ayaklarını sağlam yere bastırıyor. Film, müzik kullanımından ziyade ses tasarımına yüklenerek, kumun hışırtısını, çakmağın metalik sesini ve telefonun o dijital cılızlığını birer korku unsuruna dönüştürüyor. Hikayenin ilerleyişi boyunca Paul’ün görüştüğü resmi makamların tepkisizliği veya kurumsal soğukluğu, filmin sadece bir hayatta kalma mücadelesi olmadığını, aynı zamanda sert bir sistem eleştirisi barındırdığını da gösteriyor. Işık kullanımı ise dâhice; telefonun ekranından yayılan soğuk mavi ışık ile çakmağın titrek turuncu alevi arasındaki geçişler, karakterin ruh halindeki dalgalanmaları görselleştiriyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu film, sinemadan sadece eğlence veya vakit geçirme aracı olarak değil, fiziksel bir deneyim bekleyenler için biçilmiş kaftan. Eğer dar alanlarda kalma korkunuz varsa veya ekran karşısında nefesinizin kesilmesinden hoşlanmıyorsanız bu yapım sizin için oldukça zorlayıcı olabilir. Ancak, az malzemeyle nasıl büyük bir gerilim inşa edileceğini görmek isteyen, psikolojik derinliği olan ve son ana kadar ne olacağını merak ettiren hikayelerden hoşlananlar için kaçırılmayacak bir fırsat. Karakterin yaşadığı çaresizliğin, öfkenin ve en sonunda gelen o ağır kabullenişin izini sürmek isteyenler, bu yapımda aradıkları o ham duyguyu bulacaklar. Büyük patlamalar, kahramanlık destanları veya mucizevi kurtuluşlar bekleyenlerden ziyade; gerçekliğin tokat gibi çarptığı, insan psikolojisinin sınırlarının zorlandığı ve bittikten sonra bile zihinde o karanlığı hissettiren filmleri sevenlerin listesinde mutlaka yer almalı. Toprak Altında, izleyicisini rahat ettirmeye çalışan bir film değil; aksine onu rahatsız ederek, sorgulatarak ve sarsarak yerinden kaldırmayı hedefleyen, dürüst ve sert bir sinema örneği.















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!