Transformers 1
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Transformers 1, 2007 yılında sinema salonlarının tozunu attırmaya geldiğinde sadece bir oyuncak serisinin reklamı değil, metalin çeliğe vurduğu o devasa gürültünün beyazperdedeki en gürültülü ve samimi karşılığıydı. Yönetmen koltuğunda oturan Michael Bay, kamerasını öyle bir açıyla yerleştiriyor ki, dev robotların modern şehri birbirine katmasını izlerken o karmaşanın içinde kaybolmamak elde değil. Arabaların vites değiştirir gibi saniyeler içinde devasa savaş makinelerine dönüşmesi, motor seslerinin robotik homurtulara karışması tam bir adrenalin bombası etkisi yaratıyor. İnternette gezindiğinizde şans eseri karşınıza çıkan bir Transformers izle linkine tıkladığınızda ya da bir akşam televizyonda filme denk geldiğinizde, o ilk sahnede Katar’daki askeri üsse yapılan baskının yarattığı o çiğ gerginliği hala aynı tazelikte hissedebiliyorsunuz. Bu yapım, sinemanın sadece entelektüel bir derinlik arayışı olmadığını, bazen sadece saf, kontrolsüz ve yüksek voltajlı bir enerji patlaması yaşatmak olduğunu kanıtlayan türden bir iş.
Transformers 1 Konusu
Hikayenin kökleri, galaksinin çok uzaklarında, Cybertron denilen o metalik ve mekanik cehenneme kadar uzanıyor. Bu gezegende yaşayan ve başka formlara dönüşebilme yeteneğine sahip olan robotlar, bitmek bilmeyen bir iç savaşın pençesinde kıvranıyorlar. Mesele, her iki tarafın da hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu sınırsız enerji kaynağı AllSpark’ın peşinde koşmaları. Ama olay sadece bu uzak kozmik savaşla sınırlı kalmıyor; her şey sıradan, hatta biraz da ezik bir lise öğrencisi olan Sam Witwicky’nin babasından hayatının ilk arabasını istemesiyle başlıyor. Shia LaBeouf tarafından canlandırılan Sam, dedesinden kalan eski bir gözlüğün aslında evrenin kaderini belirleyecek bir harita olduğunu öğrendiğinde işler tamamen çığırından çıkıyor. Bir yanda barış yanlısı, hantal ama delikanlı Autobotlar, diğer yanda ise yıkımdan ve kaostan beslenen Megatron liderliğindeki Decepticonlar var. Dünya, bir anda bu devasa makinelerin satranç tahtasına dönüşürken, insanlar sadece ayak altında kalmamaya ve bu devasa çarkların arasında ezilmemeye çalışıyor. Olayların bir domino etkisiyle büyümesi, basit bir ikinci el araba alma hayalinden başlayıp Pentagon’un siber saldırı uyarılarına, oradan da büyük şehirlerin sokaklarındaki yıkıcı kapışmalara kadar uzanan o geniş çaplı kaos, seyirciyi hikayenin içinde sürekli diri tutuyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, bu film hakkında “teknik bir başarı ama ruhu eksik” diyen eleştirmen tayfasına pek kulak asmıyorum. Karşımızdaki yapım bir Tarkovsky filmi değil; buradaki asıl mesele derin bir varoluşsal sancı aramak değil, o devasa metal yığınlarının çarpışırken çıkardığı metali metale vuran sesi iliklerinizde hissetmek. Michael Bay, sinema tarihinin en çok eleştirilen ama ne yaptığını ve seyircinin nabzını nasıl tutacağını çok iyi bilen figürlerinden biri. Işık oyunları, sürekli hareket halindeki kamerası ve o meşhur turuncu-mavi renk paletiyle tam bir popüler kültür ikonuna imza atmış. Eğrisiyle doğrusuyla bakarsak, Shia LaBeouf’un o nevrotik, yerinde duramayan ve sürekli bir yerlere koştururken panik yapan enerjisi filme harika bir dinamizm katmış. Karşısında ise o dönem magazin dünyasını ve gençlik hayallerini süsleyen Megan Fox var; oyunculuğu ne kadar tartışılırsa tartışılsın, ekran ışığının ve karizmasının inkar edilemez bir gerçekliği olduğu ortada. Robotlara sesleriyle hayat veren Peter Cullen, Hugo Weaving ve Mark Ryan gibi isimler, o metal yığınlarına birer karakter, birer ruh üflemeyi başarıyorlar. IMDb puanı 6.822 civarında geziniyor olabilir ama dürüst olalım, bu film 2007 şartları için tam bir devrim niteliğindeydi. Kurgudaki bazı kopukluklar ve Amerikan ordusuna duyulan o abartılı hayranlık sahneleri bazen insanı yorsa da, Optimus Prime’ın o vakur duruşunu gördüğümüzde tüm bunları unutuyoruz. CGI teknolojisinin günümüzde bile bazen bu kadar inandırıcı olamadığını, piksellerin sırıttığını düşünürsek, teknik ekibin o dönemde ortaya koyduğu işin kalitesine şapka çıkarmak lazım.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer akşam eve yorgun argın gelip tüm günün stresini atmak, mantık hatalarına çok takılmadan devasa patlamalar eşliğinde bir macera yaşamak istiyorsanız bu film tam size göre bir reçete. Seksenlerin o meşhur çizgi filmine çocukluktan gelen nostaljik bir bağlılığınız varsa, çocukken halının üzerinde çarpıştırdığınız oyuncakların devasa hallerini kanlı canlı görmek sizi çocukluğunuza ışınlayacaktır. Ancak “ben sadece sanat sineması izlerim, karakterin iç dünyasındaki o derin çatlakları görmem lazım” diyen sert bir sinefilseniz, bu metalik gürültü ve yüksek tempo sizi fazlasıyla yorabilir. Hızlı kurgudan hoşlanan, araba tutkusu olan, Linkin Park tınılarının aksiyonla harmanlandığı o yüksek tansiyonu seven herkes bu yapımda aradığı o saf heyecanı bulacaktır. Sonuçta sinema bazen sadece eğlenmek içindir ve bu yapım, eğlenceyi en yüksek oktavdan sunan nadir eserlerden biri olarak yerini koruyor. Sadece bir film değil, 2000’li yılların büyük bütçeli sinemasının nasıl bir yöne evrildiğini görmek isteyen meraklı izleyiciler için de bu deneyim oldukça öğretici olacaktır.























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!