Transformers 5: Son Şövalye
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Transformers 5: Son Şövalye, perdede ilk belirdiği andan itibaren kulakları sağır eden bir metal gürültüsü, dur durak bilmeyen bir aksiyon ve devasa bir kaos bulutuyla üzerimize çöküyor. Bu film, sıradan bir devam halkasından ziyade, devasa bir bütçenin ve kontrolsüz bir hayal gücünün patlama noktası gibi hissettiriyor. Ekranın her köşesinden fırlayan kıvılcımlar, havada uçuşan robot parçaları ve o tanıdık dönüşüm sesleriyle dolu bu devasa yapım, izleyiciyi daha ilk dakikadan itibaren bir girdabın içine çekiyor. Eğer vaktiniz varsa ve saf bir aksiyon çılgınlığına kendinizi bırakmak istiyorsanız, Transformers: Son Şövalye izle seçeneğine bir şans verip bu metal yığınının içinde neler olup bittiğine yakından bakmanız gerekiyor. Çünkü karşımızdaki yapım, mantık kurallarıyla değil, tamamen adrenalin ve gürültüyle beslenen bir canavar.
Transformers 5: Son Şövalye Konusu
Filmin hikaye örgüsü, serinin o güne kadar kurduğu tüm temelleri sarsmayı ve hatta yerle bir etmeyi hedefleyen bir noktadan başlıyor. Dünyanın en karanlık dönemlerine, Kral Arthur ve yuvarlak masa şövalyelerine kadar uzanan gizli bir tarihle karşılaşıyoruz. Meğerse dev robotlar, tarihimizin her kritik anında oradaymış ve bizden saklanmışlar. Günümüze döndüğümüzde ise manzara pek iç açıcı değil; insanlar ve Transformerlar arasında topyekûn bir savaş patlak vermiş durumda. Üstelik bir zamanlar insanlığın en büyük koruyucusu olan Optimus Prime ortalıkta yok; geri döndüğünde ise bildiğimiz kahramandan çok farklı bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Dünya yok oluşun eşiğindeyken, insanlığın kurtuluşu geçmişin tozlu sayfalarında gizlenmiş sırları çözmeye bağlı kalıyor. Bu imkansız gibi görünen görev, kaderin bir araya getirdiği tuhaf bir ekibin omuzlarına biniyor. Cade Yeager, Bumblebee ve soylu bir İngiliz lordu ile mesafeli bir Oxford profesöründen oluşan bu ekip, dünyayı kurtarmak için zamana karşı yarışırken her adımda daha büyük bir tehlikeyle yüzleşiyor. Olaylar bir domino taşı etkisiyle birbirini tetiklerken, izleyici kendini bir kıtadan diğerine savrulurken buluyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Eğrisiyle doğrusuyla konuşmak gerekirse, bu film tam bir Michael Bay klasiği; yani her şeyden biraz fazla, hatta bazen çok fazla var. Yönetmen koltuğundaki Michael Bay, yine bildiği yoldan şaşmamış ve hikaye anlatımını ikinci plana itip teknik şovun dozunu arşa çıkarmış. Açık konuşmak gerekirse, senaryodaki boşluklar bazen o kadar derinleşiyor ki, kendinizi ‘Biz şu an neden İngiltere’deyiz?’ ya da ‘Bu karakter buraya nasıl geldi?’ diye sorarken bulabiliyorsunuz. Ancak buradaki asıl mesele derinlik değil, yüzeydeki o parıltılı ve devasa aksiyonun yarattığı hissiyat. Mark Wahlberg, Cade Yeager rolünde o tanıdık, hafif şaşkın ama her daim kahraman duruşunu başarıyla sergiliyor. Ama dürüst olayım, filmin asıl ağır topu ve sürprizi Anthony Hopkins. Böylesine bir gürültü yığınının içinde onun o klas, sakin ve bir o kadar da esprili tavrı filme bambaşka bir hava katmış. Laura Haddock ise profesör rolünde aksiyonun içine yedirilmeye çalışılmış ama yer yer sırıtan bir karakter olarak kalmış. Robot cephesinde ise Peter Cullen ve Erik Aadahl seslendirmeleriyle o metal yığınlarına ruh vermeye devam ediyorlar. IMDb puanının 6.0 civarında geziniyor olması aslında her şeyi açıklıyor. Bu puan, filmin sanatsal bir şaheser olmadığını ama popcorn sineması anlamında görevini yerine getirdiğini tescilliyor. Görsellik her ne kadar göz yorucu bir hıza sahip olsa da, kullanılan teknolojinin ve emeğin hakkını vermek lazım. Yine de insan bazen ‘Daha az patlama, daha çok hikaye olamaz mıydı?’ demeden edemiyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer haftanın yorgunluğunu atmak için mantık devrelerinizi kapatıp sadece ekrandaki o devasa çarpışmalara, yıkılan binalara ve son teknoloji CGI efektlerine odaklanmak istiyorsanız, bu film tam size göre. Aksiyon türünün sınırlarını zorlayan, her karesinden para fışkıran bir yapım arayanlar, Transformers: Son Şövalye filminden büyük keyif alacaktır. Özellikle serinin sıkı takipçileri ve çocukluğunda bu oyuncaklarla büyüyenler için o nostaljik ama modernize edilmiş hava hala cazibesini koruyor. Öte yandan, karakter gelişimi bekleyen, tutarlı bir hikaye örgüsü arayan ya da sinemayı sadece entelektüel bir derinlik aracı olarak görenler bu filmden hızla uzaklaşmalı. Çünkü burada felsefe yok, sadece çeliklerin birbirine çarparken çıkardığı o tiz ses ve devasa patlamalar var. Eğer beklentinizi ‘sadece eğlenmek’ üzerine kurarsanız pişman olmazsınız; ama bir sanat filmi derinliği bekliyorsanız hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. Kısacası, bu film bir sinema yemeği değil, bol baharatlı ve hızlı bir atıştırmalık gibi tüketilmeyi bekliyor.























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!