Tropik Fırtına
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Tropik Fırtına orjinal ismiyle Tropic Thunder (2008), sinema dünyasının o pırıltılı ama bir o kadar da narsisist yüzüne atılmış en sert tokatlardan biri. Eğer kaliteli bir komedi arayışındaysanız ve Tropik Fırtına izle seçeneğine yöneldiyseniz, karşınıza çıkacak olan şey sadece bir savaş parodisi değil, Hollywood’un kendi içindeki devasa egoların patlamasıdır. Bu hikaye, bir ödül heykelciği için ruhunu satmaya hazır oyuncuların, gerçek bir ormanda başlarına gelen absürt felaketleri konu alıyor. İzleyiciyi konfor alanından çıkaran, her anında ‘bu kadarı da olmaz’ dedirten bir yapıdan bahsediyoruz. Klasik bir komedi filminin ötesinde, her karesinde sektörün o kokuşmuş hırslarını görebiliyorsunuz. Hikayenin içine girdikçe, film çekmenin mi yoksa hayatta kalmanın mı daha zor olduğunu sorgulayan o karmaşık atmosfere kapılmanız kaçınılmaz hale geliyor. Yönetmenliğini ve başrolünü üstlenen ismin vizyonu, projenin sadece bir şaka yumağı olmasını engellemiş ve ortaya yıllar geçse de eskimeyecek, her izlendiğinde farklı bir ayrıntısı fark edilecek bir iş çıkarmış.
Tropik Fırtına Konusu
Her şey, tarihin en büyük savaş filmini çekmek üzere bir araya gelen bir grup şımarık aktörün hikayesiyle başlıyor. Tugg Speedman, kariyeri düşüşe geçmiş ve acilen bir çıkış arayan bir aksiyon yıldızı. Yanında ise beş kez Oscar kazanmış ama rolü için her türlü aşırılığa kaçmaya hazır metod oyuncusu Kirk Lazarus ile sadece osuruk şakalarıyla ünlenmiş komedyen Jeff Portnoy var. Bu ekip, yönetmenlerinin baskısıyla gerçekçilik uğruna Güneydoğu Asya’nın derinliklerine bırakılıyor. Ancak çekimlerin başlamasıyla birlikte işler rayından çıkıyor. Etraftaki kameraların gizli olduğunu sanan bu ekip, aslında gerçek bir uyuşturucu çetesinin topraklarına girdiklerini fark etmiyor. Onlar hâlâ senaryoyu takip ettiklerini, etraflarındaki mermilerin kurusıkı olduğunu ve patlamaların set ekibi tarafından ayarlandığını düşünüyorlar. Hayatlarını kurtarmak için ellerindeki tek şey ise sahte plastik silahlar ve aslında hiç sahip olmadıkları askeri yetenekleri. Kimin gerçekten savaştığı, kimin rol kestiği ve kimin aklını kaçırdığı birbirine karışırken, hayatta kalma mücadelesi tam bir sinir harbine dönüşüyor. Dramatik sahneler çekmeye çalışırken gerçek ölümle burun buruna gelmeleri, hikayenin temel çatışmasını ve en absürt anlarını oluşturuyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
İnternet üzerindeki 6.7 puanlık IMDb skoru sizi yanıltmasın; bu yapım o rakamın çok daha ötesinde bir cesaret barındırıyor. Ben Stiller, hem yönetmen hem de oyuncu olarak Hollywood’un en karanlık köşelerine ışık tutarken, mizahın sınırlarını zorlamaktan hiç çekinmemiş. Özellikle Robert Downey Jr., bir metod oyuncusunu canlandırırken girdiği o tartışmalı ve riskli haliyle sinema tarihinin en unutulmaz performanslarından birini sergiliyor. Siyahi bir askeri canlandırmak için pigment tedavisi gören Avustralyalı bir aktörü oynamak, bıçak sırtı bir durumken, o bunu bir eleştiri sanatına dönüştürüyor. Diğer tarafta Jack Black, fiziksel komedinin sınırlarını zorlayarak gruba ayrı bir dinamizm katıyor. Jay Baruchel ve Brandon T. Jackson ise ekibin daha ayakları yere basan ama bir o kadar da şaşkın üyeleri olarak bu deliliğin içinde denge kuruyorlar. Filmin en güçlü yanı, sadece oyuncuların performansları değil, aynı zamanda aksiyon sahnelerinin kalitesi. Birçok ciddi savaş filminden daha iyi patlama efektlerine ve kamera açılarına sahip olması, parodinin gücünü ikiye katlıyor. Teknik açıdan bu kadar kusursuz bir işin içine bu denli saçma sapan ve komik durumların yerleştirilmesi tam bir zıtlık yaratıyor. Bazı anlarda mizahın dozu fazla kaçsa da, hikayenin samimiyeti ve sektör eleştirisindeki dürüstlüğü her şeyi toparlıyor. Hollywood’daki o sahte derinlik arayışını, sadece ödül almak için seçilen dramatik rolleri ve aktörlerin kendilerini dünyanın merkezinde sanmalarını acımasızca eleştiriyor.
Metin içindeki ritim hiç düşmüyor; aksine her sahne bir öncekinin üzerine koyarak devam ediyor. Filmin başındaki sahte fragmanlar bile tek başına bir inceleme konusu olabilir. Her bir fragman, aslında farklı bir film türünün ve oyuncu tipolojisinin ne kadar tekdüzeleştiğini gösteriyor. Ben Stiller, yönetmenlik koltuğunda otururken temposu yüksek, aksiyonu bol ve esprileri yerinde bir dünya kurmayı başarmış. Senaryodaki zekice kurgulanmış diyaloglar, oyuncuların birbirleriyle olan sürtüşmeleri ve ego savaşları, filmi sadece bir ‘gül geç’ yapımı olmaktan çıkarıp, tekrar tekrar izlenebilecek bir keşif alanına çeviriyor. Prodüksiyon kalitesi o kadar yüksek ki, bazen gerçekten bir savaş filmi izlediğinizi sanıyorsunuz, ta ki karakterlerden biri tamamen saçma bir cümle kurana kadar. Bu geçişler arasındaki denge, yapımın en büyük başarısı. İzleyiciyi ciddiye alan ama kendisini hiç ciddiye almayan bu tavır, modern komedi anlayışının en iyi örneklerinden biri olarak duruyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer sinema dünyasının o aşırı ciddi ve bazen de çekilmez olan sanatsal iddialarından sıkıldıysanız, bu film sizin için biçilmiş kaftan. Sadece gülmek için değil, aynı zamanda ‘bir film nasıl çekilmez’ ya da ‘bir oyuncu nasıl delirir’ gibi soruların absürt cevaplarını görmek isteyenler kesinlikle bu yapıma şans vermeli. Hollywood parodilerini seven, meta-mizah anlayışına sahip ve ince zekalı esprilerden hoşlanan izleyiciler için hazine niteliğinde. Savaş atmosferinin içinde kaybolmak ama her an bir kahkaha patlatmak isteyenler, aradıklarını burada fazlasıyla bulacaklar. Ayrıca karakter odaklı komedileri sevenler için de Ben Stiller ve ekibinin sergilediği bu ego savaşı oldukça tatmin edici olacaktır. Duyarlı konularda çok hassas olanlar veya mizahın sınırlarının olmadığını kabul etmeyenler için biraz sert gelebilir ancak sinemanın o sahte maskesini düşüren dürüst bir iş izlemek isteyen herkes bu yolculuğa çıkmalı. Kendi türü içinde bu kadar risk alan ve bu risklerin çoğundan alnının akıyla çıkan nadir işlerden biri olduğu için, kaliteli bir akşam geçirmek isteyenlerin listesinde mutlaka yer almalı. Sonuçta her zaman karşımıza bu kadar büyük bütçeli, bu kadar yetenekli kadrolu ve bir o kadar da delice bir proje çıkmıyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!