Ustura Dönüyor
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Ustura Dönüyor yani diğer adıyla Machete Kills, bir filmin “aşırılık” kelimesini ne kadar zorlayabileceğini merak edenler için bir cevap niteliğinde mi? Yoksa sadece cüretkâr bir yönetmenin fantezisi mi? Eğer bu isyan bayrağını sallayan yapımı izleme niyetiniz varsa, öncelikle bu iki saatin neden var olduğunu iyi anlamalısınız. Robert Rodriguez‘in imzasını taşıyan bu görsel kaos, 2013 yapımı bir aksiyon bombardımanı olarak karşımıza çıkıyor. İlk filmin o rahatsız edici ama eğlenceli havasını devam ettirme iddiasıyla yola çıkan Machete Kills, beklentileri hangi noktada karşılıyor, hangi noktada tökezliyor; burası asıl mesele. Bu filmi gerçekten izlemeye değer mi, yoksa sadece bir anlık görsel patırtıdan mı ibaret?
Ustura Dönüyor Konusu
Machete Kills, Meksika ve ABD sınırındaki kaosu temel alarak, eski ajanı Danny Trejo‘nun canlandırdığı Machete Cortez’i, dünyayı yok edebilecek bir tehdidin peşine düşürüyor. Bir uyuşturucu karteli liderinin kafa kesen eylemleri, Machete’yi başkanlık tarafından görevlendirilmiş bir kurtarıcı pozisyonuna itiyor. Hedef, akıl hastanesinden kaçmış, nükleer füze bağlantılı bir silah tüccarı olan Mendez The Madman’i (Demián Bichir) etkisiz hale getirmek. Ancak bu görev, Machete’yi uluslararası bir komploya, ölümcül suikastçılara ve her köşeden fırlayan tuhaf karakterlere doğru sürüklüyor. İşin içinden çıkması gereken sadece bir silah tüccarı değil, tüm gezegenin kaderi ve Machete’nin kendi geçmişi de bu denklemde yerini alıyor. Bir nevi, ‘en tehlikeli adam’ın en tehlikeli görevi…
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin omurgasını oluşturan aşırı şiddet ve kara mizah, kimi sahnelerde gerçekten tokat gibi çarpıyor, kimi sahnelerde ise ‘bu da mı oldu’ dedirtiyor. Robert Rodriguez‘in yönetmen koltuğunda oturması, ‘eğlence’ kavramını sıradanın dışına taşıma arayışını net şekilde gösteriyor. Danny Trejo, Machete karakterinin o donuk ama karizmatik duruşunu sürdürüyor; onun her bakışı, her bıçak sallayışı filmin ruhunu yansıtıyor. Ancak bu kez, yan karakterlerin fazlalığı ve hikayenin sürekli vites değiştirmesi, ana akışı zaman zaman dağıtıyor, odak noktasını kaydırıyor. Mel Gibson‘ın canlandırdığı manyak bilim adamı Luthor Voz karakteri, filmin zirve anlarından birini sunuyor. Onun o karizmatik manyaklığı ve dünya dışı planları, hikayeye başka bir boyut katıyor. Amber Heard‘ün rolü, filmin absürt evrenine görsel bir katkı sunarken, Michelle Rodriguez de kendi rolünde göz dolduruyor. Ancak bu oyuncu kadrosunun gücüne rağmen, filmin 5.6’lık IMDb puanı, bu denklemin her zaman tutmadığını, seyirciyi tam olarak yakalayamadığını gösteriyor. Senaryo, ilk filmin o taze, kışkırtıcı enerjisini yakalama çabasında bazen tökezliyor. Sırf ‘daha fazlası’ olsun diye eklenmiş hissiyatı veren bazı sekanslar, filmin genel ritmini bozabiliyor, hatta yorabiliyor. Aşırı absürtlük, belirli bir noktadan sonra kendini tekrar etmeye başlıyor, bu da özgünlük algısını zedeliyor. Filmin görsel tarzı, yine o ‘B film’ estetiğini başarıyla yakalasa da, hikaye örgüsündeki kopukluklar ve karakter motivasyonlarının yüzeyselliği, iki saatin sonunda ‘keşke daha sıkı bir kurgu olsaydı’ dedirtiyor. Yönetmenin ‘her şey mübah’ yaklaşımı, bazı izleyiciler için ‘ne izledik biz şimdi?’ sorusunu akıllara getirebilir. Açıkça söylemek gerekirse, bu puan, filmin tam olarak nerede durduğunu özetliyor: ne berbat, ne de kült olma potansiyelini tam anlamıyla yakalayan bir denge. Aşırıya kaçan her şeyin bir bedeli var ve Machete Kills bu bedeli biraz dağınık bir anlatım, yer yer sarkan kurgu ve tekrara düşen şaka anlayışıyla ödüyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu filmi izlemek isteyenler için, beklentilerini netleştirmeleri şart. Eğer kanlı dövüş sahnelerine, absürt komediye ve sıradan sinema kurallarını hiçe sayan bir estetiğe gönül verenlerdenseniz, bu yapım tam size göre. Özellikle Robert Rodriguez‘in ‘grindhouse’ tarzını, Quentin Tarantino’nun ‘Pulp Fiction’vari dokunuşlarını ve 80’lerin B tipi aksiyon filmlerinin ruhunu arayanlar kaçırmamalı. Zekice yazılmış senaryolar yerine, anlık keyif ve göz kamaştırıcı (ama bazen cıvık) aksiyon arayışında olan izleyiciler için biçilmiş kaftan. Siyasi hiciv dozu yüksek, mantık arayışından çok eğlence peşinde koşan, ‘bu olur mu yahu?’ dedirten sahnelere kahkahalarla gülebilen bir kitleye hitap ediyor. Gerçekçilikten zerrece beklentisi olmayan, aksiyonu abartılı haliyle seven, ‘cool’ tavırların ve tek kişilik orduların hastası olanlar için vazgeçilmez bir seçenek. Özetle, sinemadan ‘sanatsal derinlik’ değil, ‘safkan kaçış’ bekleyenler, bu filmin ana hedef kitlesidir. Sinema salonundan ‘beynim durdu’ diyerek çıkanlar değil, ‘nasıl bir manyaklık izledim ben’ diye gülümseyerek ayrılanlar, Machete Kills‘ten tatmin olacaktır.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!