Vanilla Sky
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Vanilla Sky, zenginliğin, yakışıklılığın ve sınırsız imkanların bir insanı ne kadar kör edebileceğini, ardından da o körlüğün nasıl bir kabusa dönüşebileceğini suratınıza çarpan bir film. Orijinal adı Vanilla Sky olan bu yapım, Alejandro Amenábar’ın Abre los Ojos filminin yeniden çevrimi olsa da, yönetmen koltuğundaki Cameron Crowe hikayeye bambaşka bir Amerikan rüyası sosu ekleyerek işi kişiselleştiriyor. Vanilla Sky izle aramasını yaparak ekran karşısına geçenlerin çoğu, başlangıçta parıltılı bir romantizm beklerken kendilerini zihnin labirentlerinde, neyin gerçek neyin kurgu olduğunu ayırt edemedikleri tekinsiz bir koridorda buluyor. Bu yapım, insanın sahip olduğu her şeyi kaybetme korkusunu sadece fiziksel bir yıkımla değil, ruhsal bir çöküşle harmanlayarak sunuyor. Her saniyenin hayatı değiştirmek için yeni bir şans olduğu mottosu, filmin omurgasını oluştururken, izleyiciyi de kendi seçimlerini sorgulamaya iten bir psikolojik baskı kuruyor.
Vanilla Sky Konusu
David Aames, babasından kalan devasa yayıncılık imparatorluğunun başında, New York’un en lüks dairelerinden birinde yaşayan, kadınların hayran olduğu ve hayatta hiçbir engelle karşılaşmamış bir adam. Hayatını bir oyun parkı gibi kullanırken, en yakın arkadaşı Jason Lee’nin partisine getirdiği Sofia ile tanıştığında işler değişiyor. Sofia, David’in o güne kadar parayla satın alamadığı tek şeyi, yani samimiyeti ve gerçek bir bağı temsil ediyor. Ancak bu yeni heyecan, David’in takıntılı eski sevgilisi Julie’nin radarına takıldığında, mükemmel hayatı bir araba kazasıyla yerle bir oluyor. Kazadan sonra David’in o hayranlık uyandıran yüzü, tanınmaz bir maskenin ardına gizlenmek zorunda kalıyor. Aynalara bakamayan, toplumdan dışlanan ve Sofia’ya ulaşmaya çalışırken kendi zihninde kaybolan bir adamın trajedisi başlıyor. Ancak asıl karmaşa, David’in yüzünü eski haline getirebileceğini söyleyen bir tıbbi çözümün ortaya çıkmasıyla patlak veriyor. Gerçeklik algısı çatlıyor; anıları, hayalleri ve yaşadığı anlar birbirine karışırken, David bir cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor ve olayları çözmek için bir psikiyatristle hücrede hesaplaşmak zorunda kalıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
6.8 IMDb puanı, bu filmin gerçek ağırlığını tam olarak yansıtmıyor çünkü bu yapım, kitleleri ikiye bölen türden bir deneyim. Tom Cruise, kariyerinin en riskli ve en başarılı performanslarından birini sergiliyor. Filmin büyük bölümünde yüzü bir maskeyle kapalı olmasına rağmen, sadece ses tonu ve beden diliyle çaresizliği bu kadar net geçirebilmesi büyük bir oyunculuk başarısı. Penélope Cruz, orijinal filmdeki rolünü burada da sürdürerek hikayenin duygusal merkezini oluştururken, Cameron Diaz saplantılı aşık rolünde gerçekten ürkütücü bir performans sergiliyor. Yönetmen Cameron Crowe, müzik seçimlerinden kurgu ritmine kadar her detayı izleyicinin huzurunu kaçırmak için tasarlamış. Film, doğrusal bir hikaye anlatmak yerine, parçaları izleyicinin birleştirmesini bekleyen bir yapboz sunuyor. Bu durum, sabırsız izleyiciyi yorabilir ancak katmanlı hikayelerden hoşlananlar için her seyirde yeni bir detay yakalamak mümkün. Görsel dilin, karakterin ruh haline göre değişmesi, renk paletinin parlaklıktan griye ve ardından sürreal tonlara kayması, teknik anlamda ders niteliğinde. Filmin eksisi ise yer yer felsefi alt metne çok fazla boğulup, temposunun bazı sekanslarda gereksiz yere düşmesi. Yine de Kurt Russell’ın sakinleştirici ama sorgulayıcı karakteri, hikayeyi yere basan bir noktada tutmayı başarıyor. O iki saatin sonunda, kendinizi bir bilim kurgu mu, bir dram mı yoksa bir gerilim mi izlediğinizi sorgularken buluyorsunuz ki filmin asıl gücü de bu belirsizlikte yatıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Hayatın sadece görünen kısmıyla ilgilenmeyen, zihnin oyunlarına ve bilinçaltının karanlık dehlizlerine dalmaktan çekinmeyen herkes bu filme bir şans vermeli. Kimlik krizi yaşayan, bir anlık hatanın tüm geleceği nasıl mahvedebileceğini merak eden ve lineer olmayan anlatımları seven izleyiciler için Vanilla Sky biçilmiş kaftan. Sadece bir aşk hikayesi izlemek isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir; çünkü bu daha çok bir insanın kendi narsisizmiyle ve korkularıyla girdiği kanlı canlı bir savaş. Varoluşsal sancılar çeken, teknoloji ve insan doğasının gelecekteki kesişim noktalarına dair kafa yoran, rüya içinde rüya temalı yapımları sevenler ekran başında kilitli kalacaktır. Popüler kültürün parıltılı yüzünün arkasındaki çürümüşlüğü görmek isteyen, gerçeklik ile illüzyon arasındaki o ince çizginin nerede koptuğunu merak eden her sinemasever bu deneyimi tatmalı.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!