Wanted
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Wanted, sıradanlığın boğucu kokusuyla, bir ofis bölmesinin dar sınırları arasında ruhu yavaşça sönen bir adamın iç çekişiyle başlar. Klavyenin her tuş vuruşu, Wesley Gibson için hayatından eksilen bir saniye, patronunun tiz sesi ise kulaklarında yankılanan bir kırbaç darbesidir. Floresan ışıkların titrek beyazlığı altında geçen bu gri hayat, aslında modern insanın içine hapsolduğu o görünmez parmaklıkların en dürüst tasviridir. Bu melankolik durağanlığın ortasında, ansızın patlayan bir silah sesi ve havada süzülen mermiler, izleyiciyi bu uyuşukluktan çekip çıkarır. Eğer siz de sistemin çarkları arasında ezilen bir ruhun uyanışını merak ediyorsanız, Wanted izle arayışınız sizi sadece bir aksiyon yapımına değil, bastırılmış öfkenin estetik bir dışavurumuna götürecektir. İlk sahnelerdeki o tekinsiz gerilim, hikaye ilerledikçe yerini bir avcının doğuşuna bırakırken, yönetmen bizi rasyonel dünyanın dışına, kurşunların bile büküldüğü o tuhaf ve karanlık gerçeğe davet ediyor.
Wanted Konusu
Wesley Gibson, hayata karşı hiçbir iddiası olmayan, sevgilisi tarafından aldatılan ve panik atak ilaçlarıyla ayakta durmaya çalışan bir kaybedendir. Ancak hayatın ona hazırladığı oyun, sıradan bir banka hesabındaki hareketlilikten çok daha fazlasıdır. Karşısına çıkan Fox isimli gizemli bir kadın, Wesley’nin aslında kim olduğunu ve damarlarında nasıl bir mirasın aktığını ona sert bir şekilde hatırlatır. Wesley’nin babası, yüzyıllardır varlığını sürdüren ve ‘Kardeşlik’ adı verilen gizli bir suikastçı örgütünün en yetenekli üyelerinden biridir. Bu örgüt, kaderin kendisine fısıldadığı isimleri yok ederek dünyanın dengesini koruduğuna inanmaktadır. Örgütün felsefesi basit ama bir o kadar da ürperticidir: Bir kişiyi öldür, binlerce kişiyi kurtar.
Wesley, babasının bir suikast sonucu öldürülmesinin ardından bu kadim topluluğa dahil edilir. Ancak bu geçiş süreci, lüks bir davetten ziyade kanlı bir vaftiz törenine benzer. İşkence dolu eğitimler, iyileşme banyoları ve kaderin dokuduğu o meşhur dokuma tezgahının şifreleri arasında Wesley, kendi içindeki canavarı keşfeder. Olay örgüsü ilerledikçe, suikast emirlerinin arkasındaki görünmez elin aslında ne kadar güvenilir olduğu sorusu havada asılı kalır. Wesley, bir yandan babasının intikamını almak isterken diğer yandan kendisine dayatılan bu yeni ve tehlikeli kimliğin sınırlarını zorlar. Filmin arka planındaki o hiç dinmeyen gerilim, izleyiciyi karakterin her seçiminde bir sonraki hamleyi sorgulamaya iterken, aslında kaderin mi yoksa iradenin mi daha güçlü olduğu sorunsalını masaya yatırıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
İşin aslına bakarsak, yönetmen koltuğunda oturan Тимур Бекмамбетов, bu filmde fizik kurallarını bir kenara itip kendi görsel dilini yaratırken oldukça cüretkar davranmış. Kameranın arkasındaki asıl niyeti düşündüğümüzde, yönetmenin amacının sadece bir çizgi roman uyarlaması yapmak değil, aksiyon türüne yeni bir estetik kazandırmak olduğunu görebiliyoruz. Mermilerin havada kavis çizmesi veya araçların imkansız manevraları, sinema sanatının o bildik gerçeklik algısını biraz hırpalıyor olabilir. Ancak bu durum, filmin atmosferine o kadar entegre edilmiş ki bir süre sonra bunu yadırgamaktan vazgeçip bu gerçeküstü oyunun bir parçası oluyorsunuz. Başrolde izlediğimiz James McAvoy, o ezik ofis çalışanından soğukkanlı bir katile dönüşme sürecini mimikleriyle ve bedensel değişimiyle oldukça inandırıcı bir şekilde yansıtıyor. Karşısında duran Angelina Jolie ise buz gibi soğuk ama bir o kadar da etkileyici duruşuyla, Fox karakterini tam olarak o tekinsiz suikastçı kalıbına oturtmuş. Morgan Freeman ise her zamanki o bilge ve otoriter duruşuyla, örgütün lideri Sloan rolünde hikayenin ağırlık merkezini oluşturuyor.
Gelelim o meşhur puana… 6.5 civarındaki IMDb skoru, bu yapımın sadece bir popüler kültür ürünü olarak görüldüğünün kanıtı gibi dursa da, aslında burada bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Filmin alt metninde yer alan sistem eleştirisi ve bireyin kendi potansiyelini keşfetme arzusu, 2000’li yılların sonunda çekilmiş pek çok benzeri yapımdan daha derinlerde seyrediyor. Terence Stamp ve Thomas Kretschmann gibi isimlerin varlığı da hikayenin dramatik yapısını güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Yönetmenin aşırıya kaçan kurgu tercihleri bazı izleyiciler için yorucu olabilir, ancak sinematografik anlamda bu cesaretin takdir edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Film, beklentileri bir sanat eseri düzeyinde karşılamasa da, sunduğu farklı perspektif ve stilize edilmiş şiddet sahneleriyle kendi kulvarında oldukça başarılı bir duruş sergiliyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer sabahları çalan alarm sesinden nefret ediyor, gününüzü anlamsız toplantılarda heba ettiğinizi düşünüyor ve içten içe tüm bu düzeni yerle bir etmek istiyorsanız, bu film tam sizin ruh halinize hitap ediyor. Modern hayatın monotonluğuna karşı bir başkaldırı hikayesi arayanlar, Wesley’nin o ‘klavye tuşunu fırlatma’ sahnesinde kendi bastırılmış duygularını bulacaktır. Aksiyonun dozunun yüksek olmasından ziyade, bu aksiyonun nasıl sunulduğuyla ilgilenen estetik tutkunları da Тимур Бекмамбетов imzalı bu görsel deneyden keyif alacaklardır. Fizik kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalan ve gerçekçilikten bir milim bile sapılmasını istemeyen rasyonel izleyiciler ise muhtemelen bu yapımın sunduğu fantastik yaklaşımlardan pek memnun kalmayacak, mermilerin kavis çizmesini bir mantık hatası olarak göreceklerdir.
Sadece eğlenmek değil, aynı zamanda kader kavramının nasıl manipüle edilebileceğini ve gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü merak edenlerin bu filmi listelerine eklemesi gerekiyor. James McAvoy ve Angelina Jolie uyumunu merak edenler bir yana, Morgan Freeman gibi bir ustayı karanlık bir figür olarak izlemek isteyenler için de bu yapım kaçırılmaması gereken bir fırsat. Ancak derin bir felsefi tartışma beklemek yerine, bu temaların üzerine inşa edilmiş yüksek enerjili bir tempoya hazırlıklı olmalısınız. Kısacası, sistemin dışına çıkma hayali kuran ve bunu yaparken biraz gürültü çıkarmaktan çekinmeyen herkes, bu karanlık kardeşliğin kapısını bir kez çalmalıdır.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!