X-Men 9: Logan
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
X-Men 9: Logan, beyaz perdede görmeye alıştığımız o pelerinli, rengarenk ve steril kahramanlık masallarının üzerine koca bir kova soğuk su boşaltarak başlıyor. Perdede gördüğünüz şey bir süper kahraman filminden ziyade, tozun toprağa karıştığı, terin ve kanın kokusunu burnunuzda hissettiğiniz modern bir western trajedisi. James Mangold, türün kodlarıyla oynamak yerine o kodları tamamen yakıp yıkmış ve yerine kemikleri sızlayan, öksürdüğünde kan kusan, hayattan elini eteğini çekmiş bir adamın son çırpınışlarını koymuş. Eğer türün o alışıldık, her şeyin sonunda tatlıya bağlandığı dünyasından sıkıldıysanız ve gerçek bir veda hikayesi arıyorsanız, X-Men Logan izle seçeneği sizi o tozlu yollara davet eden en sert biletlerden biri olacaktır. İlk saniyeden itibaren karakterin yaşadığı o ağır yorgunluğu ve dünyanın ne kadar grileştiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Burada parıldayan zırhlar yok; sadece paslanmış pençeler ve tükenmiş bir ruh var.
X-Men 9: Logan Konusu
Takvimler 2029 yılını gösterdiğinde, mutant türünün artık soyu tükenmiş ve dünyanın geri kalanı için birer anıdan ibaret kaldığı bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Bizim bildiğimiz o vahşi, yenilmez Wolverine gitmiş; yerine geçimini limuzin şoförlüğü yaparak kazanan, vücudundaki yaralar eskisi gibi hızlı iyileşmeyen ve her geçen gün kendi içindeki zehirle savaşan bir adam gelmiş. Meksika sınırına yakın, ıssız bir hangarda saklanan bu yorgun savaşçı, sadece kendi hayatıyla değil, beyni artık tehlikeli bir silaha dönüşen yaşlı Profesör X ile de ilgilenmek zorunda. Logan’ın tek derdi, bir teknede huzur bulabilmek için yeterli parayı biriktirmek ve dünyanın gürültüsünden kaçmak. Ancak geçmişin hayaletleri ve mutant genetiğinin karanlık mirası, onları saklandıkları bu delikten dışarı çekmeye kararlı.
Hikayenin kırılma noktası, karanlık bir organizasyonun elinden kaçan ve Logan ile açıklanamaz bir bağı olan küçük bir kızın ortaya çıkmasıyla yaşanıyor. Bu çocuk, peşinde donanımlı bir orduyu ve acımasız paralı askerleri sürükleyerek Logan’ın kapısına dayandığında, o bildiğimiz kaçış planı devasa bir kovalamacaya dönüşüyor. Logan, bir yandan kendi fiziksel sınırlarını zorlarken diğer yandan hiç tatmadığı bir sorumluluk duygusuyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Kuzeye, belki de sadece bir efsaneden ibaret olan güvenli bir bölgeye doğru yapılan bu yolculuk, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda geçmişin günahlarıyla hesaplaşma ve bir mirası devretme mücadelesi haline geliyor. Yol boyunca karşılaşılan her engel, karakterlerin arasındaki bağı güçlendirirken, her bir durağın yarattığı domino etkisi olayları geri dönülemez bir noktaya sürüklüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, bu yapım bir çizgi roman uyarlamasından beklediğiniz o hafifliği size asla vermiyor ve iyi ki de vermiyor. Yönetmen James Mangold, filmin ritmini öyle bir ayarlamış ki, aksiyon sahneleri bile birer estetik şov değil, hayatta kalma mücadelesinin acımasız birer dışa vurumu gibi hissettiriyor. Buradaki asıl mesele, bir karakterin nasıl öleceği değil, nasıl bir anlam bırakarak veda edeceği. Hugh Jackman, on yedi yıllık Wolverine serüvenini öyle bir zirvede bırakıyor ki, karakterin her bir bakışında, her bir aksamasında o koca geçmişin ağırlığını görüyorsunuz. Bu performans, sadece bir aksiyon yıldızının işi değil; bu, bir oyuncunun hayat verdiği karakterle bütünleşip onu onurlandırmasıdır. IMDb puanı olan 7.8, bu seviyedeki bir dramatik derinlik için aslında oldukça mütevazı bir rakam kalıyor; çünkü bu film, türdaşlarının çok ötesinde bir sinema dili konuşuyor.
Eğrisiyle doğrusuyla değerlendirdiğimizde, Patrick Stewart ve Dafne Keen ikilisinin yarattığı dengeyi de es geçemeyiz. Patrick Stewart, bildiğimiz o bilge Charles Xavier’ı değil, yaşlılığın ve hastalığın pençesinde kıvranan, ama hala umudu elden bırakmayan bir babayı canlandırıyor. Küçük Dafne Keen ise neredeyse hiç konuşmadan, sadece gözleriyle ve vahşi enerjisiyle ekranı doldurmayı başarıyor. Boyd Holbrook ve Elizabeth Rodriguez gibi isimlerin hikayeye kattığı gerilim de atmosferi sürekli diri tutuyor. Filmin temposu zaman zaman düşüyor gibi gelse de, bu düşüşler aslında izleyiciye karakterlerin yaşadığı o içsel sancıyı hissettirmek için bilinçli olarak bırakılmış boşluklar. Hollywood’un o bitmek bilmeyen devam filmi merakına rağmen, bu yapım kapıyı öyle sert ve kararlı bir şekilde kapatıyor ki, ortaya çıkan işe saygı duymamak elde değil.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer aradığınız şey, binaların havada uçuştuğu, her beş dakikada bir esprinin patladığı ve kahramanların pelerinlerinin rüzgarda kusursuzca dalgalandığı bir seyirlik ise, bu filmden koşarak uzaklaşmalısınız. Çünkü bu yapım, size eğlence değil, hüzün ve gerçeklik vaat ediyor. Ancak bir karakterin gelişimini, düşüşünü ve nihayetinde kendiyle barışma sürecini izlemekten keyif alan, sinemayı bir duygu aktarımı olarak gören herkes bu filme bayılacaktır. Wolverine karakterini yıllarca bir aksiyon figürü olarak sevmiş olanlar için bu bir vedadan fazlası; bir efsanenin insani yönüyle tanışma fırsatı. Tozlu yolların, kaybedilenlerin ve her şeye rağmen korunmaya değer olan o küçük umut kırıntılarının peşinden gitmek isteyen cinefiller için bu yapım, modern sinemanın en dürüst işlerinden biri olarak kütüphanenizde yer almalı. Kendinizi bu sert ve melankolik atmosfere hazırlayın, çünkü bittiğinde üzerinizde bıraktığı o toz bulutu kolay kolay dağılmayacak.
Serinin Diğer Filmleri: X-Men

X-Men

X-Men 2

X-Men 3: Son Direniş

X-Men 4 Başlangıç: Wolverine

X-Men 5: Birinci Sınıf

X-Men 6: Wolverine

X-Men 7: Geçmiş Günler Gelecek

X-Men 8: Kıyamet

X-Men: Karanlık Güç

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!