Yaratık Avcı’ya Karşı 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Yaratık Avcı’ya Karşı 2, sinema tarihinin en ikonik iki canavarını karşı karşıya getirme iddiasıyla yola çıkan ama izleyicisini zifiri karanlık bir atmosferin içine hapseden o tuhaf yapımlardan biri. 2007 yılında vizyona girdiğinde, serinin hayranları büyük bir heyecanla koltuklarına kurulmuştu ancak karşılaştıkları şey, estetik bir dehşetten ziyade görsel bir bulmacaydı. Sinema salonlarının o tozlu koltuklarında yıllarını eskitmiş biri olarak söyleyebilirim ki, bu film iki dev markanın mirasını omuzlarında taşımaya çalışırken dizlerinin üzerine çöküyor. Yine de türün meraklıları için bu karanlık kaosun içinde saklı bir cazibe yok değil. Eğer siz de bu iki efsanevi türün kıyasıya mücadelesini merak ediyorsanız, bir hafta sonu gecesinde Yaratık Avcı’ya Karşı 2 izle seçeneğini değerlendirip bu tuhaf deneye kendiniz şahitlik edebilirsiniz; ancak yanınıza mutlaka parlaklığı yüksek bir ekran almanızı öneririm.
Aliens vs Predator: Requiem Konusu
Hikaye, Colorado eyaletinin sessiz ve kendi halindeki Gunnison kasabasının hemen dışına, ormanlık alana bir Predator gemisinin düşmesiyle başlıyor. Ancak bu sıradan bir kaza değil; gemideki kaostan kurtulan ve serinin hayranlarının yakından tanıdığı ‘Predalien’ adındaki melez yaratık serbest kalıyor. Predator ve Alien genlerinin korkunç bir birleşimi olan bu varlık, kasabaya doğru ilerlerken karşısına çıkan her şeyi paramparça ediyor ve daha da kötüsü, inanılmaz bir hızla üremeye başlıyor. Kasaba halkı, bir yanda bu durdurulamaz avcıların arasında kalırken, diğer yanda Steven Pasquale ve Reiko Aylesworth gibi isimlerin canlandırdığı karakterler, bu cehennemden sağ çıkabilmek için amansız bir mücadeleye girişiyor. Bir Predator’ın ‘temizlik’ yapmak üzere dünyaya inmesiyle işler tam bir savaşa dönüşürken, sadece canavarlar değil, Amerikan hükümetinin durumu kontrol altına alma yöntemi de hayatta kalanlar için en az yaratıklar kadar büyük bir tehdit oluşturuyor. Kasabanın kanalizasyonlarından hastane koridorlarına kadar yayılan bu ölüm kalım savaşı, izleyiciyi klostrofobik bir kaçış öyküsünün tam ortasına bırakıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, Colin Strause ve Greg Strause kardeşler, görsel efekt dünyasındaki tecrübelerine güvenerek yönetmen koltuğuna oturmuşlar ama sinematografinin en temel kuralını ıskalamışlar: İzleyicinin ne olduğunu anlaması için ışığa ihtiyacı vardır. Filmin genelindeki o aşırı karanlık ton, aksiyonun tüm detaylarını emip bitiriyor. Bana sorarsanız, IMDb’deki 5.1’lik puan bu görsel karmaşa için oldukça yerinde, hatta biraz cömert bir takdir. John Ortiz ve David Paetkau gibi oyuncular, senaryonun sığ sularında boğulmamak için ellerinden geleni yapsalar da, karakterlerin birer ‘yem’ olmaktan öteye gidememesi hikayeyi zayıflatıyor. Sam Trammell‘ın performansı hikayeye bir nebze insani dokunuş katsa da, bir canavar filminde derin karakter analizleri beklemek zaten pek akıl kârı değil. Ancak işin aslı şu ki; bu film bir sanat eseri olma iddiasında değil. Bir slasher filmine evrilmiş canavar kapışması izliyoruz. Pratik efektlerin kullanıldığı, maskelerin ve kostümlerin işçiliğinin hissedildiği o nadir anlarda, eski usul korku filmlerinin tadını alabiliyorsunuz. Dürüst olmak gerekirse, eğer Ridley Scott’ın felsefi derinliğini veya James Cameron’ın askeri disiplinini arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Strause kardeşler, her şeyi daha kanlı ve daha sert yaparak kaliteyi artırabileceklerini sanmışlar ama ortaya çıkan şey sadece dağınık bir şiddet gösterisi olmuş.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Bu yapım, mantık silsilesini bir kenara bırakıp sadece iki devasa canavarın birbirini parçalamasını izlemekten zevk alan ‘hardcore’ hayran kitlesi için tasarlandığını belli ediyor. Eğer bilim kurgu ve korku türünün B-film estetiğine, kanalizasyonlarda geçen takip sahnelerine ve Predator teknolojisinin sınırlarını görmeye meraklıysanız, bu film size aradığınız o çiğ aksiyonu verecektir. Özellikle ‘Predalien’ konseptinin nasıl işlendiğini merak edenler ve serinin kronolojisindeki her boşluğu doldurmaya kararlı olan koleksiyoner ruhlu izleyiciler bu deneyimi es geçmemeli. Play tuşuna basmadan önce odadaki tüm ışıkları kapatın, çünkü zaten filmin yarısını hayal gücünüzle tamamlamanız gerekecek. İki efsanenin kasaba meydanındaki son kapışması, türün meraklılarını bir şekilde ekran başında tutmayı başaracaktır.
























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!