Zoraki Kral
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Zoraki Kral, insanı koltuğuna oturduğu ilk andan itibaren bambaşka bir dünyanın içine çeken, öyle derin bir hikaye ki, izledikten sonra bile kafanızda dönüp duruyor. Eğer siz de benim gibi “Bu akşam ne izlesem?” diye düşünüyorsanız ve hayatın içinden, ama aynı zamanda kraliyetin o soğuk ve mesafeli duvarları ardında yaşanan gerçek bir dram arıyorsanız, Zoraki Kral izle seçeneğini kesinlikle listenin başına yazın derim. Orijinal adıyla The King’s Speech, sadece bir dönemin değil, bir adamın kendi iç savaşının da hikayesi. Tahtın ve sorumluluğun getirdiği yükün altında ezilen bir ruhun, en insani zaaflarıyla yüzleşmesini, hem de bunu yaparken tüm dünyanın gözleri önünde olmasını anlatıyor. Öyle ki, filmin her karesi size hem o dönemin ağırlığını hissettiriyor hem de karakterin içsel mücadelesine tanık ediyor. Başından sonuna kadar, “Acaba başarabilecek mi?” sorusu zihninizi meşgul ediyor.
Zoraki Kral Konusu
Hikayemizin merkezinde, İngiliz Kraliyet ailesinin “Bertie” diye bildiği, asıl adıyla Prens Albert var. Ama Bertie’nin öyle sıradan bir derdi yok; çocukluğundan beri hayatını zehir eden, en büyük kabusu olan bir kekemelikle mücadele ediyor. Düşünsenize, bir prens olacaksınız, her yerde görünmeniz, konuşmanız gerekecek ama her kelime boğazınıza takılacak, nefesinizi kesecek. Babası 5. George’un vefatının ardından, abisi Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson’la olan aşkı yüzünden tahttan feragat etmesiyle tüm gözler Bertie’ye çevriliyor. O ise bu görevi üstlenmekten, özellikle de halka hitap etmekten dehşete düşüyor. Ülke savaşın eşiğinde, halkının ona her zamankinden daha çok ihtiyacı var ama o konuşamayacak durumda. İşte tam bu noktada, eşi Elizabeth’in olağanüstü desteğiyle, karşımıza Avustralyalı, kraliyet kurallarına pek de aldırış etmeyen, sıra dışı bir konuşma terapisti olan Lionel Logue çıkıyor. İlk başlarda Bertie ve Logue arasında tuhaf, gergin ve komik bir ilişki doğuyor. İki zıt karakterin bu zorlu yolda nasıl bir araya geleceğini, Logue’un alışılmadık yöntemlerinin Bertie’nin hayatını nasıl değiştireceğini, filmi izlerken nefesinizi tutarak takip edeceksiniz. Spoiler vermeden söylemeliyim ki, bu iki adamın ilişkisi, filmin kalbi diyebilirim. Bu, sadece bir kekemeliği yenme hikayesi değil; aynı zamanda dostluğun, güvenin ve en önemlisi kendi sesini bulmanın öyküsü.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açıkçası, bu filmin fragmanını izlediğimde bile “kesin izlemeliyim” demiştim ve iyi ki de demişim. Beklentileri fazlasıyla karşılıyor mu? Kesinlikle evet! Tom Hooper‘ın yönetmen koltuğunda olduğu bu yapım, tarihi bir dramayı inanılmaz kişisel ve dokunaklı bir hikayeye dönüştürüyor. Hooper, o dönemin İngiltere’sini ve kraliyetin soğuk atmosferini öyle güzel yansıtmış ki, kendinizi adeta o anların içinde buluyorsunuz. Hikayenin işlenişi didaktik olmaktan çok uzak, tamamen karakterlerin iç dünyasına odaklı. Sanki Bertie’nin en yakın arkadaşıymışız gibi onunla birlikte her zorluğu yaşıyoruz. Oyuncu kadrosu ise bir efsane. Colin Firth‘in performansı için ne desem az kalır. Kral VI. George rolünde döktürmüş. O kekemeliği, o içsel acıyı, o çaresizliği ekrandan taşıp size öyle bir geçiriyor ki, ödülünü sonuna kadar hak ettiğini anlıyorsunuz. Hatta “Oscar’ı resmen tırnaklarıyla söktü aldı” dedirtiyor. Geoffrey Rush ise terapist Lionel Logue rolünde müthiş bir denge unsuru. Kimi zaman komik, kimi zaman babacan, ama hep o ince çizgide kalmayı başarıyor. Onun o rahat tavırları, Bertie’nin gerginliğini alıp götürüyor gibi. İkisinin arasındaki samimi kimya, filmi asıl parıldatan detaylardan. Helena Bonham Carter da Kraliçe Elizabeth rolünde, eşine olan sarsılmaz desteği ve zarafetiyle hikayeye derinlik katıyor. Guy Pearce ve Timothy Spall gibi isimler de küçük ama etkili rollerde parlıyor. Gelelim IMDb puanına, 7.7 puanı var ve bence bu tarz, karakter odaklı, tarihi bir drama için gayet yeterli, hatta beklentilerin üzerinde bile sayılabilir. Bir aksiyon filmi olsaydı belki düşük derdim ama Zoraki Kral, görsel efektlerle değil, diyaloglarla ve oyunculuklarla insanı yakalayan bir film. Türünün en başarılı örneklerinden biri olduğu konusunda hiç şüphem yok. Konuşma terapisi sürecindeki o küçük zaferler, insanın içini öyle bir ısıtıyor ki… Filmin en güzel yanı, o gerilimli anların bile insana umut vermesi.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Peki, bu filmi kimler izlemeli? Eğer siz de benim gibi “gerçek bir hikaye” dendiğinde kulak kesilenlerdenseniz, Zoraki Kral tam size göre. Siyasi entrikalardan çok, kişisel dramalara ve karakter derinliklerine odaklanan yapımları seviyorsanız, bu film sizi sarıp sarmalayacak. Tarihi dramalara meraklı olanlar, oyunculuk dersi niteliğindeki performanslara hayran kalanlar ve insan azminin sınırlarını zorlayan hikayelerden keyif alanlar izlemeli. Bir liderin sadece gücüyle değil, insani yönleriyle de öne çıkabileceğini görmek isteyenlere tavsiye ederim. Hem düşündürecek hem de derinden etkileyecek, ilham verici bir yapım arıyorsanız, Zoraki Kral sizi bekliyor. Pişman olmayacaksınız, garanti veriyorum! Hadi bakalım, şimdi sıra sende, ekran başına geçme zamanı!
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!