Korkunç Bir Film (Scary Movie), sinema tarihinin en “ucuz” ama bir o kadar da dahi işi projelerinden biri olarak kabul edilmek zorunda. Bugünlerde her vizyona giren filme “başyapıt” ya da “çığır açıcı” diyen o içi boş PR dilinin aksine, bu seri sinema endüstrisinin kendi kibriyle dalga geçebildiği son gerçek kaleydi. 90’ların sonunda Hollywood, kendi ürettiği klişelerin altında ezilirken ve “Çığlık” (Scream) gibi yapımlarla slasher türünü sömürürken, Wayans kardeşler ortaya çıktı ve bu devasa endüstrinin yüzüne sert bir tokat indirdi. Üstelik bunu yaparken hiç de kibar davranmadılar.
Bir Sektörün Kendi Klişelerinde Boğulma Hikayesi
Her şey, Hollywood’un kendini fazlaca ciddiye almaya başladığı o karanlık ve kasvetli dönemde başladı. Keenen Ivory Wayans, Marlon Wayans ve Shawn Wayans, arkalarına aldıkları güçle o dönemin popüler korku filmlerini kelimenin tam anlamıyla unufak etti. Korkunç Bir Film (Scary Movie), adını aslında “Scream” filminin ilk düşünülen taslak adından alıyordu. Yani daha en başından, endüstrinin bağrından kopup gelen bir intikam projesiydi. “Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum” ve “Çığlık” gibi filmlerin o kasvetli, ergen draması soslu gerilimini aldılar; içine bolca absürtlük, popüler kültür referansı ve durdurulamaz bir hiciv eklediler. Sektörün o dönem pazarlamaya çalıştığı tüm sahte korku unsurları, tek bir filmle darmadağın oldu.
Brenda ve Cindy: Absürtlüğün İki Kutsal Kraliçesi
Cindy Campbell: Hayatta Kalmayı Hak Etmeyen Kahraman
Serinin kalbi şüphesiz Anna Faris tarafından canlandırılan Cindy Campbell karakteriydi. Neve Campbell’ın canlandırdığı Sidney Prescott karakterinin tam bir parodisi olan Cindy, saf dilliği, her tehlikeye gözü kapalı atlaması ve sinema tarihindeki en beceriksiz “hayatta kalan kız” (final girl) prototipi olmasıyla efsaneleşti. Faris’in o şaşkın ve donuk bakışları, filmin absürt mizahını taşıyan en güçlü sütunlardan biriydi. Seyirci, korku filmlerindeki aptalca kararlar veren karakterlerin acizliğini Cindy’nin şahsında izlerken adeta bir katarsis yaşadı.
Brenda Meeks: Sinema Salonlarının Sessiz Çığlığı
Ancak Regina Hall’un hayat verdiği Brenda Meeks karakterini anmadan bu seriyi analiz etmek imkansızdır. Brenda, sinemada gürültü yapan, beyaz perdedeki katille açık açık tartışan ve toplumsal normları hiçe sayan tavrıyla, parodi sinemasının en ikonik figürlerinden biri haline geldi. Özellikle sinema salonunda uğradığı saldırı sahnesi, bugün bile internet kültürünün en büyük mizah malzemelerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor. Bu iki kadının arasındaki o tuhaf, samimi ve tamamen gerçek dışı dinamik, seriyi sadece basit bir skeç şovundan çıkarıp gerçek bir sinema klasiğine dönüştürdü.
Gişede Ezici Bir Üstünlük ve PR Balonlarının Sönüşü
Bugün milyon dolarlık bütçelerle çekilen ve arkasında devasa reklam ajanslarının olduğu içi boş filmlerin elde edemediği başarıyı, bu “bütçesiz” görünen yapım tek kalemde başardı. 2000 yılında vizyona giren ilk film, yalnızca 19 milyon dolarlık bir bütçeyle dünya çapında yaklaşık 280 milyon dolar hasılat elde etti. Bu, Hollywood’un o kibirli yapımcılarının beynine inen en büyük darbeydi. İnsanlar, sahte entelektüel gerilimlerden sıkılmıştı ve kendilerine sunulan bu çiğ, samimi ve dürüst komediyi bağırlarına bastılar. Devam filmleri de bu finansal başarıyı sürdürdü ve seri, toplamda milyar dolarlık devasa bir marka haline geldi. David Zucker’ın yönetmen koltuğuna oturduğu üçüncü filmle birlikte, “Halka” (The Ring) ve “İşaretler” (Signs) gibi filmlerle de dalga geçilerek parodinin sınırları daha da genişletildi.
Bir Türün Ölümü ve Geride Kalan Miras
Korkunç Bir Film (Scary Movie) serisi, ne yazık ki kendi başarısının kurbanı oldu. Hollywood, bu formülün ne kadar para kazandırdığını görünce “Destansı Bir Film”, “Buluşma Filmi” gibi ucuz, ruhsuz ve sadece kaba komediye dayanan taklitlerle piyasayı kirletti. Bu durum, parodi türünün de sonunu hazırladı. Ancak orijinal serinin, özellikle de ilk üç filmin sinema dünyasındaki yeri sarsılmaz. O, popüler kültürün kendi kendini tükettiği bir çağda, ayna tutmayı başaran son derece cesur bir hiciv şaheseridir. Bugün geriye dönüp baktığımızda, o “ucuz” esprilerin ardında, sinema endüstrisinin tüm pazarlama yalanlarını çıplak bırakan çok güçlü bir zeka görüyoruz. Korkunç Bir Film, sinemanın ciddiyet zırhını delen en eğlenceli silahtı.