13. Bölge
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
13. Bölge (2004), orijinal adıyla Banlieue 13, 2000’lerin başında Avrupa aksiyon sinemasının kurallarını baştan yazan, yerinde duramayan, hiperaktif bir enerjiye sahip. Adrenalin seviyesini tavan yaptıracak bir şeyler ararken Banliyö 13 izle seçeneğine yönelen birinin pişman olma ihtimali oldukça düşük çünkü karşımızdaki yapım, süslü laflardan ziyade doğrudan bedenin limitlerini zorlayan bir tavır takınıyor. Film, izleyicinin yakasına yapıştığı ilk andan itibaren ritmini bir an bile düşürmüyor. Aksiyon sinemasının sadece patlamalardan ve silah seslerinden ibaret olmadığını, insan vücudunun yerçekimine meydan okuyan hareketlerinin ne denli sarsıcı olabileceğini kanıtlıyor. Bu film, bir dönemin gençliğini sokaklara döken, duvarlardan atlamaya teşvik eden o vahşi ve dizginlenemez ruhu temsil ediyor. Teknik açıdan gösterişli ancak ruhsuz olan büyük bütçeli yapımların aksine, buradaki her yumruk, her tekme ve her yüksekten atlayış kemiklerin sızısını hissettirecek kadar gerçekçi duruyor.
13. Bölge Konusu
Distopik bir geleceğin kapılarını aralayan filmde, Paris’in suçla örülü sokakları devasa beton duvarlarla ana şehirden ayrılmış durumda. 13. Bölge olarak adlandırılan bu yer, kanunun uğramadığı, çetelerin kendi kurallarını koyduğu koca bir hapishaneyi andırıyor. Olaylar, bu bölgenin en dişli ve çevik isimlerinden biri olan Leïto’nun, kız kardeşini azılı bir uyuşturucu baronunun elinden kurtarmaya çalışmasıyla alev alıyor. İşler zaten karışıkken, hükümetin elinden çalınan ve şehri haritadan silecek kadar güçlü olan bir nükleer bombanın bu bölgenin kalbine düşmesi fitili ateşliyor. Özel timin en yetenekli polisi Damien, bu bombayı etkisiz hale getirmek için görevlendiriliyor ancak 13. Bölge’de hayatta kalmak için orayı avucunun içi gibi bilen birine ihtiyacı var. Kader, kanun adamı ile kanun kaçağını aynı amaca hizmet etmek üzere yan yana getiriyor. Bir yanda disiplin ve teknik, diğer yanda sokak zekası ve saf güç birleşiyor. Zaman daralırken ikilinin hem çeteleri aşması hem de sistemin kirli oyunlarını bozması gerekiyor. Film, bu amansız yarışı son saniyeye kadar büyük bir gerilimle sırtlıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Pierre Morel, janrın dinamiklerini çok iyi analiz ederek ortaya tam bir hız fırtınası çıkarmış. Filmi izlerken fark edilen en büyük detay, aksiyonun matematiksel bir soğuklukla değil, organik bir hırsla kurgulanmış olması. David Belle, canlandırdığı karakterle parkur sporunun kurucusu olmanın hakkını sonuna kadar veriyor. Dublör kullanmadan, iplere veya bilgisayar efektlerine ihtiyaç duymadan yaptığı o akıl almaz hareketler, modern sinemada görmeye hasret kaldığımız bir dürüstlük barındırıyor. Karşısında yer alan Cyril Raffaelli ise dövüş sanatlarındaki ustalığını koreografiye öyle bir yedirmiş ki, sahneler kavga etmekten ziyade ölümcül bir dansı andırıyor. IMDb üzerindeki 6.8 puanı, belki derin bir felsefe ya da çok katmanlı bir senaryo arayanlar için makul görünebilir ancak saf aksiyon ve ritim açısından bu puanın çok ötesinde bir etki bıraktığını söylemek gerek. Tony D’Amario, canlandırdığı kötü adam karakterinde o tekinsizliği ve yıkıcılığı başarıyla yansıtıyor. Dany Verissimo-Petit ve Bibi Naceri de hikayenin gergin yapısını destekleyen performanslar sergiliyorlar. Filmin eksik kaldığı yerler yok mu? Elbette var. Bazı diyaloglar oldukça düz ve tahmin edilebilir ilerliyor, senaryo ise yer yer mantık sınırlarını zorlayan tesadüflere yaslanıyor. Fakat bu bir tercih meselesi; film size entelektüel bir tartışma değil, nabzınızı hızlandıracak bir maraton vadediyor ve bu vaadini fazlasıyla yerine getiriyor. Müziklerin kullanımı, kurgunun sertliği ve mekan tasarımlarındaki o paslı, kirli atmosfer filmin samimiyetini artırıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer sinemada aradığınız şey karakterlerin uzun uzun iç dünyalarını dökmesi veya karmaşık kurgu oyunları değilse, bu film tam size göre. Beden gücünün limitlerini görmek isteyenler, koreografisi zayıf aksiyon filmlerinden sıkılanlar ve sokak kültürünün o sert yüzünü merak edenler için kaçırılmaması gereken bir seçenek. Özellikle dövüş sanatlarına ve ekstrem sporlara ilgi duyan, hareketin estetiğinden keyif alan izleyiciler bu yapımdan büyük tat alacaktır. Masa başında planlanmış soğuk aksiyon sahneleri yerine, ter kokusunu ve betonun sertliğini hissedebileceğiniz bir atmosfer arıyorsanız, aradığınızı burada bulacaksınız. Hayatın yavaşlığından sıkılıp bir süreliğine koltuğuna çivilenmek, hızın ve çevikliğin başrolde olduğu bir dünyaya konuk olmak isteyen herkes bu sert Paris hikayesine bir şans vermeli. Banliyö 13, üzerinden yıllar geçse de o vahşi enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş nadir filmlerden biri olarak duruyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!