Adalet 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Adalet 2 (2018) ya da küresel adıyla The Equalizer 2, insanın içindeki o sessiz, derinden gelen ve bazen tüm ruhu kaplayan hakkaniyet arayışına doğrudan hitap eden bir film. Bu yapımı sadece bir vurdu kırdı hikayesi olarak görmek büyük bir yanılgı olur çünkü burada asıl mevzu, bir adamın dünyayı kendi terazisinde tartma çabasıdır. Eğer sert, tavizsiz ve bir o kadar da içsel bir yolculuğa tanıklık etmek için Adalet 2 izle seçeneğine yöneldiyseniz, kendinizi bir Lyft şoförünün arka koltuğunda, hayatın en kirli ve en temiz köşelerine doğru yol alırken bulacaksınız. Robert McCall, ilk filmde kurduğu o dingin ama her an patlamaya hazır düzenini bu sefer daha kişisel bir düzleme taşıyor. O, sokaktaki haksızlığı gördüğünde başını çevirip gidenlerden değil; aksine, o haksızlığın kökünü kurutmak için saatini kuran ve saniyelerle yarışan bir vicdan bekçisi. Bu yapım, izleyicinin üzerine çöken o gri bulutlarla beraber, adaletin bazen kanun kitaplarında değil, bir adamın nasırlı ellerinde gizli olduğunu hissettiriyor.
Adalet 2 Konusu
Robert McCall, sıradan bir hayat sürmeye çalışan, kütüphanedeki yüz temel eseri bitirme derdinde olan, etrafındaki insanlara yardım ederek ruhunu arındıran eski bir CIA ajanıdır. Ancak onun emekliliği, sahil kasabasında balık tutmak gibi klişelerle dolu değil. O, bir taksi şoförü olarak şehrin damarlarında geziyor ve her gün farklı hayatların trajedilerine şahitlik ediyor. Kimsesiz bir yaşlı adamın elinden alınan tablonun peşine düşerken de, istismara uğrayan bir genç kadının hesabını sorarken de aynı soğukkanlılığı koruyor. Ancak hikayenin asıl kırılma noktası, McCall’un hayata tutunmasını sağlayan, geçmişinden kalan yegane bağ olan en yakın arkadaşı Susan Plummer’ın vahşi bir cinayete kurban gitmesiyle başlıyor. Susan’ın ölümü, McCall için sadece bir kayıp değil, aynı zamanda geçmişin hayaletlerinin yeniden canlanması demek. Bu ölümün arkasındaki sis perdesini araladıkça, karşısındakilerin sadece sokak serserileri değil, kendisiyle aynı eğitimi almış, aynı reflekslere sahip profesyoneller olduğunu anlıyor. McCall, bu sefer sadece yabancılar için değil, kendi yarım kalmış hesabı için harekete geçiyor. Bir yandan mahallesindeki genç bir yeteneği sokakların karanlığından çekip çıkarmaya çalışırken, diğer yandan kendi yarattığı o disiplinli şiddet dünyasında en yakın dostunun intikamını almak için sonu gelmez bir av başlatıyor. Olaylar ilerledikçe, sadakatin ne kadar ucuz bir kavram olduğunu ve paranın en eski dostları bile nasıl birer canavara dönüştürebildiğini görüyoruz.
Beklentileri Karşılaması mı? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Antoine Fuqua, Robert McCall karakterini adeta bir modern zaman şövalyesi gibi ama zırhı paslanmış, ruhu yorgun bir şövalye gibi resmetmeyi seviyor. Filmin en büyük gücü hiç kuşkusuz Denzel Washington isminden geliyor. Washington, sadece bakışlarıyla bile karşısındaki düşmana korku salarken, aynı zamanda izleyiciye o karakterin içindeki derin hüznü geçirmeyi başarıyor. Aksiyon sahnelerinde o kadar hesaplı ve o kadar ekonomik ki, gereksiz hiçbir hareket yapmıyor; bu da karakterin profesyonelliğini sokağın diliyle çok iyi harmanlıyor. Filmde kötü adam rolünde karşımıza çıkan Pedro Pascal, karakterine o tekinsiz enerjiyi başarıyla yüklüyor ancak senaryonun bazı noktalarda tahmin edilebilir yollara saptığını söylemek lazım. 6.8’lik IMDb puanı, aslında filmin bir devam halkası olarak taşıdığı o hafif yorgunluğu ve türün kalıplarına bazen fazla yaslanmasını simgeliyor. Ancak Bill Pullman ve Orson Bean gibi tecrübeli isimlerin varlığı, hikayenin duygusal ağırlığını dengeliyor. Özellikle Ashton Sanders tarafından canlandırılan genç karakterle McCall arasındaki usta-çırak ilişkisi, filmin sadece bir intikam öyküsü olmasının önüne geçip ona bir baba-oğul draması havası da katıyor. Filmin finalindeki fırtına sekansı, teknik olarak etkileyici olsa da bazen gerçekçilik sınırlarını zorluyor gibi hissettirebilir. Yine de, karakterin o titizliği, saatini her dövüşten önce kurması ve çevresindeki nesneleri birer silaha dönüştürme yeteneği, aksiyon türüne taze bir soluk getirmeye devam ediyor. Bazı sahnelerde temponun gereksiz yere düştüğünü hissettiğiniz anlar olabilir ancak bu yavaşlık, McCall’un o obsesif ve planlı dünyasını anlamak için birer fırsat sunuyor.
Adalet 2 Filmini Kimler İzlemeli?
Bu film, hayatın adaletsizliğine karşı içinde biriktirdiği o sessiz çığlığı birilerinin duyduğunu hissetmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Sabırlı, karakterin ruh halini analiz etmeyi seven ve şiddetin sadece görsel bir öge değil, bir sonuç olduğunu düşünen izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Eğer bir adamın kendi kurallarını koyduğu, hukukun bittiği yerde adaletin başladığı o gri bölgeleri seviyorsanız, bu hikaye tam size göre. Özellikle Denzel Washington hayranları, onun o ağırbaşlı ama ölümcül performansını kaçırmamalı. Ancak, sadece dur durak bilmeyen, her saniyesi patlamalarla dolu, yüzeysel bir aksiyon arayanlar için bu film biraz fazla durağan gelebilir. McCall’un kütüphane rafları arasındaki sessizliği veya bir gence nasihat verdiği uzun sahneler, sabırsız izleyiciyi sıkabilir. Ayrıca, intikam hikayelerinde yenilikçi bir yapı bekleyenler, konunun temelinde yatan o ‘eski dostun ihaneti’ temasıyla biraz hayal kırıklığına uğrayabilir. Yine de, insan doğasının karanlık tarafını, sadakati ve bir adamın tek başına bir orduya dönüşebilme ihtimalini izlemek isteyen herkesin listesinde bulunması gereken bir yapım. Adaletin bazen çok geç geldiğini ama McCall gibi birileri varsa eninde sonunda yerini bulacağını bilmek, izleyiciye tuhaf bir huzur veriyor.
}


















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!