Aşk Engel Tanımaz
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Aşk Engel Tanımaz, namıdiğer Notting Hill (1999), sinema tarihinin en pırıltılı rüyalarından birini, en yerel ve en samimi sokaklara indirmeyi başaran nadir yapımlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Bir yanda dünyanın en ünlü film yıldızı, diğer yanda ise hayatını sessiz sedasız idame ettirmeye çalışan, kendi küçük dünyasında kaybolmuş bir adamın hikayesi bu. Aşk Engel Tanımaz izle seçeneği, aslında modern insanın imkansıza olan tutkusunu ve o imkansızın gerçekleşme ihtimaline duyduğu açlığı doyurmak için orada duruyor. Film, seyirciyi daha ilk dakikasından itibaren Londra’nın o kendine has, biraz gri ama bir o kadar da renkli ruhuna hapsederken, bize aslında kim olduğumuzun değil, kimin yanında kendimiz olabildiğimizin hikayesini anlatıyor. Bu yapım, sadece romantik bir fantezi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda şöhretin getirdiği o devasa yalnızlık ile sıradan bir hayatın sunduğu huzurlu sadelik arasındaki o keskin çatışmayı da gözler önüne seriyor.
Aşk Engel Tanımaz Konusu
William Thacker, Londra’nın Notting Hill semtinde, sadece seyahat kitapları satan ve pek de iyi iş yapmayan küçük bir kitabevinin sahibidir. Kendi halinde, biraz mahzun ve hayattan beklentileri törpülenmiş bir adamdır. Evinde ise tam anlamıyla bir kaos hakimdir; dağınık, tuhaf ve bir o kadar da eğlenceli ev arkadaşı Spike ile hayatın sıradan dertleriyle boğuşmaktadır. Diğer tarafta ise Anna Scott vardır; her adımı olay olan, her gülüşü gazetelerin manşetlerini süsleyen, dünyanın en büyük film yıldızı. Bu iki apayrı dünyanın yolları, Anna’nın William’ın kitabevine girmesiyle kesişir. Başta basit bir müşteri-esnaf diyaloğu gibi görünen bu karşılaşma, sokağın köşesinde William’ın Anna’nın üzerine portakal suyu dökmesiyle geri dönülmez bir yola girer.
Olayların gelişimiyle birlikte, bu iki karakter arasında toplumsal statülerin, ekonomik uçurumların ve hayat tarzlarının çok ötesinde bir çekim oluşur. William için bu durum, televizyonda gördüğü bir hayalin gerçek olmasıyken; Anna için William, onu bir “ürün” olarak değil, sadece bir insan olarak gören tek sığınaktır. Ancak aşkın bu saf hali, medyanın acımasız takibi, Anna’nın geçmişindeki sırlar ve William’ın kendi hayatındaki yetersizlik hissiyle sınanır. Film, bu iki insanın birbirine ulaşma çabasını anlatırken, izleyiciye bir insanın en çıplak haliyle, maskelerinden arınmış bir şekilde sevilmeyi ne kadar çok arzuladığını fısıldıyor. Karakterlerin birbirlerine olan kırgınlıkları, barışma çabaları ve araya giren o devasa engeller, aslında her insanın hayatında bir şekilde deneyimlediği duygusal engellerin bir yansımasıdır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Roger Michell, bu filmde romantik komedi türünün sınırlarını çok iyi çiziyor ve seyirciyi gereksiz vıcık vıcık duygusallıklardan uzak tutarak, gerçekçi bir atmosfer inşa ediyor. Julia Roberts, canlandırdığı Anna Scott karakteriyle aslında bir bakıma kendi hayatının zorluklarını da beyaz perdeye yansıtıyor. Onun o meşhur gülüşünün arkasındaki hüzün, karakterin derinliğini artırıyor. Hugh Grant ise bildiğimiz o şaşkın, sakar ama bir o kadar da beyefendi İngiliz erkeği tiplemesini zirveye taşıyor. William Thacker rolünde sergilediği performans, izleyicinin kendisini onun yerine koymasını kolaylaştırıyor. Özellikle Rhys Ifans, canlandırdığı Spike karakteriyle filmin mizahi yükünü omuzlarken, hikayeye çok katmanlı bir renk katıyor. Gina McKee ve Tim McInnerny gibi oyuncuların hayat verdiği yan karakterler, William’ın arkadaş grubunun o sıcak ve birbirine kenetlenmiş yapısını o kadar doğal yansıtıyor ki, kendinizi o yemek masasında otururken buluyorsunuz.
Filmin en büyük başarısı, 7.3 gibi yüksek bir IMDb puanını sonuna kadar hak etmesinde yatıyor. Bu puanın arkasında sadece iyi bir senaryo değil, aynı zamanda sahnelerin doğal akışı ve kullanılan müziklerin atmosferle kusursuz uyumu var. Ancak eleştirmek gerekirse, filmin bazı noktalarında tesadüflerin fazlaca zorlandığını ve gerçek hayatın o sert duvarlarının romantizm uğruna biraz yumuşatıldığını söylemek mümkün. Yine de, türünün en iyi örneklerinden biri olmasını engelleyen bir durum değil bu. Bazı sahnelerin uzunluğu ve temposunun yer yer düşmesi izleyiciyi yorabilir ama finaldeki o meşhur basın toplantısı sahnesi, tüm bu yorgunluğu silip götürüyor. Film, klişelerle oynuyor ama onları o kadar zarif bir şekilde paketliyor ki, izlerken rahatsız olmuyorsunuz.
Aşk Engel Tanımaz Filmini Kimler İzlemeli?
Bu yapımı, modern hayatın koşturmacası içinde ruhunu biraz olsun dinlendirmek isteyen, samimi bir hikaye arayan herkes mutlaka izlemeli. Eğer hayatınızda bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsanız ve mucizelerin sadece masallarda kalmadığına inanmaya ihtiyacınız varsa, bu film tam size göre. Özellikle insan ilişkilerindeki samimiyeti, arkadaşlığın gücünü ve aşkın en saf halini merak edenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim sunuyor. Kendi yalnızlığını bir başkasının varlığıyla tamamlamak isteyenlerin, bu filmde kendilerinden çok şey bulacağı aşikar.
Öte yandan, sadece aksiyon dolu sahneler, sürekli yükselen bir tempo veya karmaşık senaryo oyunları peşinde olanlar bu filmden beklediklerini bulamayabilirler. Gerçekçiliğin çok katı savunucuları için hikayedeki bazı pembe tozlu anlar fazla gelebilir. Ancak hayatın içindeki o küçük ama değerli anları yakalamayı bilen, bir bakışın bin kelimeye bedel olduğuna inanan izleyici kitlesi için Aşk Engel Tanımaz, yıllar geçse de tekrar tekrar dönüp izlenecek bir liman niteliği taşıyor. Aşkın, statülerin ve kameraların ötesinde, sadece iki kalbin birleşmesi olduğunu görmek isteyenlerin bu hikayeye bir şans vermesi gerekiyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!