Dating the Delaneys
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Dating the Delaneys (2022) izle seçeneğini değerlendirenler için bu yapım, aşkın sadece yirmili yaşlara hapsolmuş bir macera olmadığını, hayatın her evresinde karşımıza çıkabilecek tatlı bir karmaşa olduğunu hatırlatıyor. Dating the Delaneys, modern dünyanın o bazen yorucu, bazen de komik hale gelen flört kültürünü üç farklı nesilden kadının gözünden önümüze seriyor. Bir tarafta hayatını çocuklarına ve işine adamış, kendi duygularını ikinci plana atmış bir anne, diğer tarafta hayatın baharında doğru kişiyi bulmaya çalışan bir genç kız ve son olarak yıllar sonra yeniden flört dünyasının kapısını aralayan bir büyükanne var. Bu üç farklı bakış açısı, filmi sadece bir romantik komedi olmaktan çıkarıp bir aile dinamiği analizine dönüştürüyor. Yapımın en büyük başarısı, izleyiciyi yormadan, karmaşık felsefi çıkarımlara girmeden, hayatın içinden bir samimiyet sunabilmesi. Karakterlerin birbirleriyle olan bağları o kadar doğal işlenmiş ki, ekrandaki her bir kadının yaşadığı o kararsızlık, heyecan veya hayal kırıklığı doğrudan izleyiciye geçiyor. Türün diğer örnekleri genellikle tek bir çifte odaklanıp hikayeyi dar bir alana sıkıştırırken, burada genişleyen perspektif sayesinde her yaştan insanın kendinden bir parça bulması mümkün hale geliyor.
Dating the Delaneys Konusu
Hikayenin merkezinde, başarılı bir fırın işleten ve hayatı düzenli görünen ama duygusal anlamda bir boşlukta olan Maggie yer alıyor. Maggie, boşanmış bir anne olarak yıllarını çocuklarına ve işine harcamış, bu süreçte kendi kalbini adeta rafa kaldırmış bir karakter. Ancak kızı Emma ve annesi Barb’ın aynı dönemde flört dünyasına girmesiyle birlikte, Maggie için de bir uyanış süreci başlıyor. Emma, üniversite yıllarının o belirsiz ama tutkulu aşk arayışındayken, Barb ise hayatının bu olgun döneminde yeniden birine güvenebilmenin ve heyecanlanmanın yollarını arıyor. Olayların kırılma noktası, Maggie’nin eski bir arkadaşı olan Michael ile yeniden karşılaşması ve hayatın ona sunduğu bu ikinci şansı değerlendirip değerlendirmeme kararsızlığıyla başlıyor. Film, bu üç kadının randevu çıkmazlarını, yanlış anlamaları, ilk buluşma streslerini ve birbirlerine verdikleri o bazen komik bazen de çok yerinde olan tavsiyeleri işliyor. Karakterlerin motivasyonları sadece bir partner bulmak üzerine kurulu değil; aynı zamanda kendi kimliklerini yeniden keşfetme, korkularıyla yüzleşme ve değişen dünyaya ayak uydurma çabası üzerine şekilleniyor. Yan karakterlerin bu üç kadının hayatındaki dönüştürücü etkisi, konuyu sadece bir arayış hikayesi olmaktan çıkarıp bir büyüme ve kabullenme sürecine taşıyor. Her bir randevu, her bir yeni tanışma, karakterlerin kendi iç dünyalarındaki bir eksiği tamamlamalarına veya bir yanlışı düzeltmelerine olanak tanıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Allan Harmon, bir televizyon filminin sınırlarını ve izleyicinin ne beklediğini çok iyi analiz etmiş. Filmin temposu, hiçbir anında sarkmıyor ve karakterler arasındaki geçişler oldukça yumuşak. Başrolde Rachel Boston, canlandırdığı Maggie karakterine müthiş bir enerji katmış. Boston’un o doğal gülümsemesi ve sahnelerdeki rahatlığı, Maggie’nin yaşadığı içsel çekişmeleri çok daha inandırıcı kılıyor. Karşısındaki Paul Campbell ile yakaladıkları kimya ise filmin en güçlü yanlarından biri. Campbell, zorlama olmayan, doğal bir çekicilikle Michael karakterine hayat veriyor. İkilinin arasındaki sahneler, Hollywood klişelerinden uzak, daha ayakları yere basan ve samimi diyaloglarla örülü. Zoë Christie ve Karen Kruper da kendi kuşaklarının temsilcileri olarak üzerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar. Özellikle Karen Kruper‘ın canlandırdığı Barb karakterinin, olgun bir kadının flört dünyasındaki naif ama cesur duruşu takdire şayan. Müzikler ve mekan seçimleri, hikayenin o sıcak ve kapsayıcı atmosferini destekler nitelikte. Ancak şunu net söylemek lazım; film büyük sürprizler veya ters köşe finaller vaat etmiyor. IMDb puanı olan 7.1, bu tarz samimi ve iddiasız ama işini düzgün yapan bir yapım için oldukça adil bir puan. Bazı diyalogların fazla idealize edildiği veya olayların bazen çok pürüzsüz çözüldüğü anlar olsa da, genel atmosfer bu kusurları örtmeyi başarıyor. Mantık hatalarından ziyade, filmin tür gereği bazı tesadüflere fazla bel bağladığını söyleyebiliriz, ancak bu durum izleme keyfini baltalamıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Zihnini boşaltmak, sıcak bir aile hikayesi içinde kaybolmak ve aşkın her yaşta mümkün olduğuna dair inancını tazelemek isteyenler için bu film biçilmiş kaftan. Özellikle nesiller arası çatışmaların tatlıya bağlandığı, kadın dayanışmasının ön planda olduğu ve romantizmin en saf haliyle işlendiği hikayeleri sevenler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Modern randevu uygulamalarının karmaşasından sıkılmış, gerçek hayattaki o ufak tesadüflerin peşinden gitmeyi tercih eden izleyici kitlesi için çok uygun bir atmosfer sunuyor. Anne-kız-büyükanne üçgenindeki o samimi bağı ve hayatın her aşamasındaki farklı zorlukları görmek isteyenler, filmin derinliğinden memnun kalacaktır. Öte yandan, sert bir olay örgüsü, yüksek gerilim veya karanlık bir mizah arayışında olanların bu filmden uzak durması yerinde olur. Hayatın acımasız gerçeklerini değil, umut verici ve yumuşak taraflarını izlemeye tahammülü olmayanlar için Dating the Delaneys fazla hafif kalabilir. Eğer gerçekçi bir dram ya da aksiyon dolu bir macera peşindeyseniz, bu pembe bulutların hakim olduğu dünya sizi tatmin etmeyecektir. Ancak bir fincan kahve eşliğinde, kendinizi iyi hissettirecek ve yüzünüzde tebessüm bırakacak bir şeyler arıyorsanız, bu üç kadının hikayesine ortak olmaktan çekinmeyin.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!