Dr. Parnassus
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Dr. Parnassus (2009), ya da tam adıyla The Imaginarium of Doctor Parnassus, insan zihninin en kuytu köşeleriyle en parlak düşleri arasındaki o tekinsiz sınırda yürümeyi göze alanların filmi. Bir hikayenin içine hapsolmak, gerçeklikten kopup gitmek ve ruhunu bir kumar masasında kaybetme ihtimaliyle burun buruna gelmek her sinemaseverin harcı değil. Bu yapımı listenize ekleyip Dr. Parnassus izle seçeneğine yöneldiğinizde, aslında sadece bir kurgu seyretmiyor, kaotik bir zihnin dışavurumuna konuk oluyorsunuz. Yönetmen koltuğundaki ismin hayal dünyası, standart sinema kalıplarını yıkan, seyirciyi konfor alanından çekip çıkaran ve onu bir bilinmezliğin ortasına bırakan bir yapıya sahip. Burada mesele sadece bir şeyler izlemek değil, o tuhaf ve bazen de rahatsız edici atmosferin içinde kendi yolunuzu bulmaya çalışmak. Film, daha ilk dakikalarından itibaren size tozlu bir sahnenin arkasındaki gizemi fısıldarken, aslında ne kadar kırılgan bir dünyada yaşadığımızı da hatırlatıyor. Karşımızda duran şey bir filmden çok, bitmek bilmeyen bir rüyanın parçalanmış fragmanları gibi.
Dr. Parnassus Konusu
Hikaye, yüzyıllardır yollarda olan, döküntü bir at arabasının içinde devasa bir sırrı taşıyan gezici bir kumpanyanın etrafında dönüyor. Dr. Parnassus, çok uzun zaman önce Şeytan ile girdiği tehlikeli bir iddia sonucunda ölümsüzlüğü kazanmış ama bu hediyeyi alırken ruhunun derinliklerindeki huzuru feda etmiş bir adam. Ancak bu adamın tek derdi sonsuz yaşam değil; asıl mesele, yaptığı pazarlıkların bedelini yıllar sonra kendi kanından canından biriyle ödemek zorunda kalması. Kızı Valentina 16 yaşına basmak üzereyken, Şeytan yani Bay Nick, alacağını tahsil etmek için kapıya dayanıyor. Tam bu sırada, kumpanyanın yoluna bir köprüden baş aşağı sarkıtılmış halde duran gizemli bir yabancı çıkıyor. Bu yabancı, kumpanyayı içine düştüğü maddi ve manevi dar boğazdan kurtarmak için yeni fikirlerle geliyor ama onun da geçmişi en az Dr. Parnassus’un geleceği kadar karanlık. Kumpanyanın kalbindeki o büyülü ayna, içine giren her insanın en derin arzularını, en büyük korkularını ve sakladığı gerçek benliğini birer birer ortaya döküyor. Ayna, bir kurtuluş kapısı mı yoksa ebedi bir hapis mi? Zaman daralırken, Parnassus kızını kurtarmak için Bay Nick ile son ve en büyük bahsine girmek zorunda kalıyor. Olaylar geliştikçe, kimin gerçekten kurtulmak istediği, kimin ise bu rüyanın içinde kaybolmaya razı olduğu arasındaki çizgi iyice belirsizleşiyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Terry Gilliam sineması her zaman riskli ve tekinsiz bir bölgedir; ya o dünyayı bütün kusurlarıyla kabullenip içeri girersiniz ya da dışarıda kalıp olan bitene anlam veremezsiniz. Bu filmde de durum pek farklı değil. Hikayenin prodüksiyon aşamasında yaşanan o trajik ve sarsıcı olay, yani Heath Ledger’ın zamansız gidişi, senaryoyu zorunlu ama bir o kadar da yaratıcı bir yola sokmuş. Onun canlandırdığı Tony karakterinin aynadan her geçişinde farklı bir surete bürünmesi zorunluluğu, Johnny Depp, Jude Law ve Colin Farrell gibi dev isimlerin kadroya eklemlenmesini sağlamış. Bu durum, filmin aslında ne kadar esnek ve organik bir yapıya sahip olduğunu kanıtlıyor; sanki film kendi kaderini kendisi yazmış gibi. Christopher Plummer, bilge ama bir o kadar da çaresiz, hatalarıyla boğuşan baba figüründe muazzam bir ağırlık koyuyor ortaya. Lily Cole ve Andrew Garfield, hikayenin masalsı dokusuna taze bir soluk getirirken, Verne Troyer dengeleyici bir güç olarak sahnelerin hakkını veriyor. Filmin 6.4 olan IMDb puanı sizi yanıltmasın; bu rakam filmin kötü olduğunu değil, herkese hitap etmediğini ve yer yer karmaşıklaşan yapısını yansıtıyor. Bazı sahnelerde olay örgüsünün dağıldığını, ritmin saptığını hissedebilirsiniz ama bu da yönetmenin bilerek tercih ettiği o kaotik tarzın bir parçası. Görsellik, cilalı ve kusursuz bir teknoloji yerine, kağıttan kesilmiş bir tiyatro sahnesinin samimiyetini ve el emeğini hissettiriyor. Bu durum bazılarına eski gelebilir ama hikayenin ruhuyla bütünleştiğinde ortaya çok farklı bir doku çıkıyor. Filmin en büyük başarısı, sizi bir sonraki adımda neyle karşılaşacağınız konusunda sürekli merakta bırakması ve bunu yaparken de ucuz numaralara başvurmaması.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer düz bir çizgide ilerleyen, her sorunun cevabını sonunda açıkça veren, her şeyin rasyonel bir temele oturduğu hikayelerden hoşlanıyorsanız bu film size göre değil. Ancak zihninizin sınırlarını esnetmekten korkmayan, sembollerin ve derin metaforların arasında kendi gerçeğini aramayı seven bir yapınız varsa, bu aynadan geçmek için daha fazla beklemeyin. Hayatın büyük bir kumar masası olduğunu düşünenler, her seçimin bir bedeli olduğunu bilenler ve insanın iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen savaşı merak edenler için bu film çok değerli veriler sunuyor. Hollywood’un o tekdüze ve ruhsuz formüllerinden sıkılmış, biraz dağınık, biraz deli ama tamamen özgün bir şeyler arayan herkes bu kumpanyanın bir parçası olmalı. Kendi hayal gücünün içinde hapsolanlar veya hayal kurmayı tamamen unutanlar için bu yapım sert bir uyarıcı niteliğinde. Masalsı bir atmosferin içinde tekinsiz bir yolculuğa çıkmak, ruhun karanlık dehlizlerinde dolaşırken bir yandan da o tuhaf neşeyi hissetmek isteyenler bu deneyimi kesinlikle ıskalamamalı. Bu sadece bir film değil, insanın kendi iradesiyle kaderi arasında kurduğu o sallantılı köprünün hikayesi.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!