Haberciler 2: Korkuluk
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Haberciler 2: Korkuluk ya da orijinal ismiyle Messengers 2: The Scarecrow (2009), izleyiciyi mısır tarlalarının hışırtısı ve toprağın tozlu kokusuyla karşılayan, huzursuz edici bir sessizliğin içine hapsediyor. Bir devam filmi gibi görünse de aslında hikayenin köklerine, her şeyin nasıl başladığına odaklanan bir başlangıç hikayesi niteliği taşıyor. Çaresizliğin insanı nerelere sürükleyebileceğini, ailenin korunması uğruna ne gibi karanlık bedeller ödenebileceğini dürüstçe yüzümüze çarpıyor. Eğer bu karanlık atmosferin içine çekilmek ve kırsalın tekinsiz dünyasında bir yolculuğa çıkmak isterseniz, Haberciler 2: Korkuluk izle seçeneği size sadece bir korku filmi değil, aynı zamanda bir adamın çöküş hikayesini sunuyor. Türün diğer örneklerinden ayrıldığı nokta, canavardan ziyade o canavarı yaratan insan psikolojisine ve ekonomik baskıların altında ezilen bir babanın ruh haline odaklanmasıdır. Bu yapım, büyük bütçeli efektlerle değil, tamamen atmosferin ağırlığı ve karakterin yaşadığı o sıkışmışlık hissiyle ayakta durmayı başarıyor.
Haberciler 2: Korkuluk Konusu
John Rollins, hayatını toprağa bağlamış, ailesini ayakta tutmak için çırpınan ama şansın yüzüne bir türlü gülmediği bir çiftçidir. Ekonomik sıkıntılar, kuruyan mahsuller ve tarlasını istila eden kargalar, John’u yavaş yavaş köşeye sıkıştırır. Bir baba olarak ailesine bakamamanın verdiği eziklik, onun karakterindeki kırılma noktasını oluşturur. Tam her şeyin bittiği, çiftliğin elden gideceği noktada John, tarlanın derinliklerinde eski ve ürkütücü bir korkuluk bulur. Bu korkuluk, aslında sadece kargaları kaçırmak için yapılmış bir nesne değildir; tarlanın ortasına dikildiği andan itibaren her şey sihirli bir şekilde değişmeye başlar. Mahsuller fışkırır, kargalar ölür ve John’un hayatına bereket gelir. Ancak bu ani ve açıklanamaz başarının çok ağır bir bedeli vardır. John, tarlasına diktiği şeyin sadece bir korkuluk olmadığını, onun kanla ve canla beslenen karanlık bir varlık olduğunu fark ettiğinde artık geri dönmek için çok geç kalmıştır. Olayların patlak verdiği nokta, John’un bu varlığa olan bağımlılığı ile ailesini koruma içgüdüsü arasındaki o ince çizgidir. Yan karakterler olan eşi ve çocukları, John’un bu değişimini korkuyla izlerken, tarlanın ortasındaki o cansız görünen figürün aslında evlerinin içine kadar sızdığını görürüz. John’un motivasyonu başlangıçta sevgi ve sorumluluk olsa da, hırs ve korku bu duyguların yerini aldıkça çatışma derinleşir ve her şey bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin en büyük kozu kesinlikle başroldeki Norman Reedus. Kendisi, karakterin içindeki o saf çaresizliği ve sonrasındaki karanlık dönüşümü o kadar doğal yansıtıyor ki, izleyici olarak onunla empati kurmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Norman Reedus, henüz küresel bir fenomen olmadan önceki bu performansında bile, sahnede devleşmeyi biliyor. Yönetmen koltuğundaki Martin Barnewitz, dar bütçesine rağmen klostrofobik bir dış mekan yaratmayı başarmış. Mısır tarlaları, sonsuzluk hissi vermesi gerekirken aksine bir hapishane gibi hissettiriyor. Oyuncu kadrosunda yer alan Heather Stephens, Claire Holt ve Richard Riehle gibi isimler de atmosferin inandırıcılığına katkı sağlıyor. Özellikle Richard Riehle, gizemli komşu rolünde hikayenin tekinsizliğini besleyen önemli bir unsur. Ancak filmin en zayıf halkası, bazen mantık hatalarına düşen senaryosu ve finaldeki tempo sorunları. IMDb puanının 5.4 olmasının temel sebebi de bu türün klişelerine bazen fazla yaslanması ve izleyiciye çok yeni bir şey söylememesi. Bazı sahnelerdeki görsel efektler bugün bakıldığında biraz sırıtabiliyor ama filmin asıl gücü zaten görsel şatafatta değil, yarattığı o ağır ve tozlu havada saklı. Filmin müzikleri ise gerilimi tırmandırmak yerine bazen sahnelerin önüne geçmeye çalışıyor ki bu da seyir keyfini ufak da olsa zedeleyebiliyor. Yine de, kırsal korku türünü sevenler için bu eksiklikler görmezden gelinebilir bir seviyede kalıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Psikolojik gerilimin bir adamın ruh dünyasını nasıl kararttığını görmek isteyenler, ekonomik yıkımın getirdiği o çaresizliğin supernatural bir korkuyla harmanlanmasından hoşlananlar bu filmi kesinlikle listesine eklemeli. Eğer toprağa bağlılık, aile bağlarının test edilmesi ve izole edilmiş mekanlardaki gizemli olaylar ilginizi çekiyorsa, aradığınızı burada bulabilirsiniz. Özellikle Norman Reedus hayranları için sanatçının kariyerinin o ham ve etkileyici dönemini görmek ayrı bir keyif olacaktır. Ancak, yüksek bütçeli, her saniyesi aksiyon ve büyük yaratık tasvirleriyle dolu bir film beklentisi olanlar muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacaktır. Modern korku sinemasının getirdiği aşırı hızlı kurgu ve sürekli sıçratan korku ögelerinden (jump scare) ziyade, daha yavaş ilerleyen ve rahatsız ediciliği zamana yayan yapımlardan hoşlanmayan kitle bu yapımdan uzak durmalı. Mantık hatalarına karşı aşırı hassassanız ve her şeyin bilimsel bir zemine oturmasını bekliyorsanız, filmin doğaüstü ve bazen sorgulanamaz kalan tarafları sizi tatmin etmeyebilir. Bu film, bir bardak sert kahve eşliğinde, rüzgarın sesini dinleyerek izlenecek, insana “ben olsam ne yapardım?” sorusunu sorduran dürüst bir tür denemesidir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!