Haberciler
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Haberciler 1 (The Messengers 2007), sessizliğin insanın ensesinde soğuk bir nefes gibi gezindiği, ıssızlığın ise başlı başına bir karaktere dönüştüğü o nadir yapımlardan biri. Şehir hayatının karmaşasından kaçıp toprağa sığınmak isteyen bir ailenin, aslında kendi geçmişlerinden ve evin duvarlarına sinmiş karanlıktan kaçamayacaklarını anladıkları o ilk an, filmin gerçek yüzünü gösteriyor. Haberciler izle niyetinde olan bir sinemasever, burada sadece bir korku hikayesi değil, aynı zamanda güvenin nasıl yavaş yavaş zehirlendiğini de bulacaktır. Pang Kardeşler, Uzak Doğu sinemasının o meşhur tekinsiz atmosferini Kuzey Dakota’nın uçsuz bucaksız, sarı ayçiçeği tarlalarına taşırken, izleyiciyi klostrofobik bir açık hava hapishanesine kapatıyor. Güneşin parlaklığı bile evin içindeki o küflü ve nemli karanlığı dağıtmaya yetmiyor. Filmin renk paleti, ailenin umutlarını temsil eden canlı sarılardan, gerçeğin ağırlığıyla solan gri ve topraksı tonlara doğru evrilirken, biz de bu çöküşe ortak oluyoruz. Her karede bir şeylerin yanlış gittiğini hissettiren o huzursuz edici görsel dil, teknik bir gösterişten ziyade, karakterlerin ruhsal çöküntüsünü besleyen bir damar gibi çalışıyor. Yapım, türün klasik öğelerini kullanarak ama onları Uzak Doğu’nun o ağırkanlı gerilimiyle yoğurarak, izleyicinin zihnine tekinsiz bir tohum ekiyor. Bu filmde korku, aniden ekrana fırlayan bir surat değil, evin içinde bizden başka birinin daha olduğu gerçeğinin yavaşça kabullenilmesiyle filizleniyor.
Haberciler Konusu
Denise ve Roy, evliliklerindeki derin çatlakları onarmak ve çocuklarına taze bir başlangıç sunmak amacıyla Kuzey Dakota’da, medeniyetten kopuk bir çiftlik evine taşınırlar. Roy için bu taşınma, bir nevi toprağa dönüş ve yeniden var olma savaşıdır. Ancak bu ıssızlık, ailenin genç kızı Jess için tam bir izolasyon ve ceza anlamına gelir. Hikaye, evin içine yerleşmeye başladıkları andan itibaren Jess ve henüz konuşamayan küçük kardeşi Ben’in gördüğü, ancak yetişkinlerin kör olduğu varlıklar etrafında düğümlenir. Jess, evin tavan aralarında, bodrum katında ve ayçiçeği tarlalarının arasında saklanan bu karanlık silüetlerin birer hayal ürünü olmadığını kanıtlamaya çalışırken, ailesiyle arasındaki uçurum daha da derinleşir. Roy ve Denise, geçmişteki hataları nedeniyle Jess’e güvenmekte zorluk çekerler ve onun gördüklerini ergenlik krizlerine ya da ilgi çekme çabasına yorarlar. Oysa evin duvarları arasında yankılanan sesler, geçmişte bu toprakta işlenmiş korkunç bir suçun ve yarım kalmış bir intikamın habercisidir. Aileye yardım etmek için çiftliğe gelen ve gizemli bir geçmişi olan yardımcı karakterin girişiyle, olaylar sadece doğaüstü bir korku değil, aynı zamanda fiziksel bir tehdide doğru evrilir. Jess, hem kardeşini korumak hem de ailesini bu kaçınılmaz sondan kurtarmak için evin geçmişindeki o büyük sırrı çözmek zorundadır. Ancak en büyük düşmanı, karşısındaki hayaletler değil, kendisine inanmayan öz ailesidir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Danny Pang Phat ve Oxide Pang Chun, batı tarzı bir korku hikayesini kendi köklerinden gelen o ağır ve yapışkan estetikle birleştirmeyi deniyorlar. Bu ikilinin, sahneleri kurgularken kullandığı yavaş kamera hareketleri ve ani ses kesintileri, filmin gerilim dozunu yukarıda tutan en önemli unsurlar. Kristen Stewart, henüz kariyerinin çok başlarında olmasına rağmen, o kendine has donuk ama derin bakışlarıyla Jess’in yaşadığı çaresizliği ve korkuyu izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Özellikle kimsenin kendisine inanmadığı sahnelerde sergilediği o içsel öfke, filmin duygusal yükünü sırtlıyor. Dylan McDermott ve Penelope Ann Miller ise, çocuklarını korumaya çalışırken aslında onlara en büyük zararı veren, rasyonellik duvarlarının arkasına saklanmış ebeveyn rollerinde sırıtmıyorlar. Ancak John Corbett tarafından canlandırılan karakterin hikayedeki gelişimi ve finaldeki konumu, ne yazık ki filmin genel tonuna göre biraz karikatürize kalıyor. Yapımın en çok parladığı yer hiç tartışmasız ses tasarımı ve atmosfer yaratma becerisi. Kargaların gökyüzünü kapladığı sahnelerdeki o boğucu gürültü ve evin ahşap iskeletinden gelen inlemeler, izleyicinin tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Yine de eleştirmek gerekirse, senaryonun bazı kısımlarında mantık hataları ve türün artık klişeleşmiş formüllerine çok fazla yaslanılması, filmin özgünlüğüne gölge düşürüyor. IMDb puanı olan 5.8, aslında bu yapımın bir başyapıt olmasa da, türü sevenler için ortalamanın üzerinde bir atmosfer sunduğunun tescili gibi. Final bölümündeki aceleci tavır, gizemin çok çabuk çözülmesi ve bir anda aksiyon filmine dönüşen sekanslar, filmin başında kurulan o naif korku atmosferini biraz zedeliyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapım, her saniyesinde bir canavarın ekrana fırladığı ucuz korku filmlerinden sıkılan ve daha çok psikolojik bir daralmanın peşinde olan izleyiciler için biçilmiş kaftan. Eğer geniş tarım arazilerinin yarattığı o tekinsiz boşluk hissini, eski evlerin tozlu koridorlarındaki o gizemli havayı seviyorsanız, bu film sizi içine çekecektir. Özellikle ebeveyn ve çocuk arasındaki güven bağının nasıl koptuğunu ve bu kopuşun ne gibi felaketlere yol açabileceğini anlatan dramatik katmanlar ilginizi çekiyorsa, bu hikaye size hitap ediyor. Uzak Doğu korku sinemasının görsel diline aşina olan ve o ağır tempoyu seven sinemaseverler, Pang Kardeşler’in bu dokunuşundan keyif alacaklardır. Ancak, her şeyin mantıklı bir açıklamaya bağlandığı, yüksek tempolu ve bol aksiyonlu bir korku filmi arayanlar için Haberciler biraz yavaş ve tahmin edilebilir kalabilir. Ayrıca, karga fobisi olanların veya dar alan korkusu yaşayanların bazı sahnelerde ciddi anlamda huzursuz olacağını belirtmekte fayda var. Bu film, bir şeyler tüketirken öylesine izlenecek bir yapım değil; sessizliğe gömülüp o ayçiçeği tarlalarının arasındaki tekinsizliğe odaklanmak isteyenler için doğru bir tercihtir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!