Herkesin Keyfi Yerinde
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Herkesin Keyfi Yerinde (2009), namıdiğer Everybody’s Fine, insanın boğazında o hiç geçmek bilmeyen düğümü bırakan, aile kavramının aslında ne kadar kırılgan bir buz tabakası üzerinde durduğunu her saniyesinde hissettiren bir yapım. Herkesin Keyfi Yerinde izle arayışıyla bu hikayeye dahil olanlar, aslında dışarıdan bakıldığında mükemmel görünen bir tablonun arkasındaki o solmuş renkleri ve gizlenen hayal kırıklıklarını tek tek fark ediyor. Film, sessizliğin içindeki gürültüyü ve dillerden dökülen o basit iyiyim kelimesinin altına saklanan koca yalanları öyle bir ustalıkla işliyor ki, kendinizi Frank’in o yıpranmış valizine ortak olurken buluyorsunuz. Bir babanın çocuklarıyla kurduğu bağı koruma çabası, aslında bir yandan da kendi geçmişiyle, baba figürünün yarattığı o ağır otoriteyle ve yaptığı hatalarla yüzleşme sancısına dönüşüyor. Kirk Jones, bu yeniden çevrimde duygusal sömürüye asla kaçmadan, hayatın içinden gelen o saf ve katıksız hüznü yakalamayı başarıyor. İnsanı sarsan, düşündüren ama bir o kadar da tanıdık gelen bu atmosfer, modern zamanların parçalanmış aile yapısına tutulmuş çok dürüst bir ayna niteliği taşıyor.
Herkesin Keyfi Yerinde Konusu
Frank Goode, emekli bir fabrikada işçisi olarak hayatı boyunca çocukları için telefon kabloları kaplayarak geçimini sağlamış, çalışkan bir adamdır. Bu teknik detay aslında hikayenin en can alıcı noktasını oluşturuyor; Frank dünyayı birbirine bağlayan o kabloları üretirken, kendi çocuklarıyla arasındaki o asıl manevi bağı kurmakta tamamen eşine güvenmiştir. Eşinin ani vefatından sonra bu köprü yıkılır ve Frank, çocuklarının büyük bir aile yemeği için eve gelmeyeceklerini öğrendiğinde, her şeye rağmen onları ziyaret etmek için tek başına yola çıkmaya karar verir. Sağlık sorunlarını ve doktorunun hayati uyarılarını hiçe sayarak çıktığı bu uzun tren yolculuğu, onun için sadece bir seyahat değil, aynı zamanda geç kalmış bir keşif sürecidir. New York’tan Chicago’ya, oradan Las Vegas’a uzanan bu rota boyunca her durağında bir çocuğuyla karşılaşır. Ancak Frank’in zihnindeki o parlak kariyerler, kusursuz evlilikler ve büyük başarılar, yerini yorgun yüzlere, derin sırlara ve babalarını hayal kırıklığına uğratma korkusuna bırakmıştır. Babalarının onlardan beklentisinin büyüklüğü altında yıllarca ezilen çocuklar, ona sadece duymak istediği o pembe yalanları söylerken Frank, hayatı boyunca aslında çocuklarını hiç tanımadığını ve onlarla olan iletişiminin sadece yüzeyde kaldığını acı bir şekilde fark eder. Bu çatışma, filmin merkezindeki o sessiz ama yakıcı hüznü besleyen ana damar haline gelerek izleyiciyi derin bir sorgulamanın içine hapseder.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmde devleşen bir performans sergileyen Robert De Niro, bu kez o alışık olduğumuz sert karakterlerinden sıyrılarak çok daha naif, kırılgan ve yaşlılığın getirdiği o hüzünlü kabullenişi yaşayan bir babayı canlandırıyor. Mimikleriyle, o hafif kambur yürüyüşüyle ve çocuklarının gözlerinde yakaladığı en ufak bir tereddütte bakışlarında beliren o buruklukla, izleyiciyi Frank karakterine sonuna kadar inandırıyor. Yönetmen Kirk Jones, filmi Giuseppe Tornatore’nin orijinal yapımından devralırken, Hollywood’un o gösterişli ışıkları yerine daha soluk, daha gerçekçi ve samimi tonları tercih ederek hikayeyi yere sağlam bastırmış. Drew Barrymore, Kate Beckinsale ve Sam Rockwell gibi isimler, Frank’in çocukları rollerinde o meşhur başarılı evlat imajının altındaki çatlakları ve karakterlerin içsel boşluklarını harika bir dengede yansıtıyorlar. Ayrıca Melissa Leo’nun kısa ama hafızalarda yer eden varlığı hikayenin dokusunu daha da zenginleştiriyor. Filmin müzikleri, atmosferin o melankolik havasını her an desteklerken, kurgunun hızı yer yer yavaşlasa da bu durum hikayenin doğasındaki o sakin ama ağır ilerleyen yüzleşme sürecine aykırı düşmüyor. 6.8’lik IMDb puanı, filmin aslında ne kadar sade ve yapaylıktan uzak olduğunun bir göstergesi; çünkü bu yapım büyük aksiyonlar veya akılalmaz ters köşeler vaat etmiyor. Ancak bazı sahnelerde duygu yoğunluğunun biraz fazla zorlanması ve bazı yan karakterlerin arka planlarının tam olarak doldurulmaması birer eleştiri konusu olabilir. Yine de senaryonun dürüstlüğü ve Robert De Niro‘nun o sessiz feryadı bu pürüzleri kolayca örtmeye yetiyor.
Herkesin Keyfi Yerinde Filmini Kimler İzlemeli?
Bu film, ailesiyle olan ilişkilerini, büyüme sancılarını veya anne baba olduktan sonra çocuklarıyla arasına giren o görünmez duvarları sorgulayan herkes için biçilmiş kaftan. Eğer durağan ama duygu yüklü, karakter odaklı dramalardan hoşlanıyorsanız bu hikaye sizi içine çekecektir. Özellikle orta yaş ve üzerindeki izleyiciler, Frank’in o çaresizliğinde ve çocuklarına ulaşma isteğinde kendinden çok şey bulabilir. Bir babanın evlatları üzerindeki sessiz baskısını ve bu baskının yol açtığı iletişim kopukluklarını inceleyen psikolojik açmazları sevenler için bu yapım bir ders niteliğinde. Öte yandan, hızlı tempolu, sürekli bir aksiyonun veya gizemin peşinde koşan izleyiciler için bu film biraz fazla ağır ve melankolik kalabilir. Hayatın içinden, dürüst ve bir o kadar da hüzünlü bir ayna tutan Herkesin Keyfi Yerinde, sinemada samimiyet ve karakter derinliği arayanların mutlaka uğraması gereken bir durak. Aile içindeki yalanların ne kadar masum olabileceğini ya da bu yalanların bizi birbirimizden ne kadar uzağa ittiğini görmek isteyen her sinemasever bu yolculuğaFrank ile birlikte çıkmalı. Kendi babanızla veya çocuklarınızla olan ilişkinizi gözden geçirmenize neden olacak bu film, bittikten sonra bile zihninizde yankılanmaya devam edecek nadir dramalardan biri olarak akıllarda kalıyor.
“}
.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!