Manhattan’da Sihir 2 izle
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Manhattan’da Sihir 2 (Disenchanted 2022), animasyon dünyasının o toz pembe rüyalarından gerçek dünyanın gri sokaklarına savrulup sonra orada kendine yer bulan bir hikayenin, on beş yıl sonra gelen zorlama ama merak uyandırıcı devamı olarak karşımıza çıkıyor. İlk filmin o taze, zekice kurgulanmış ve masalları tiye alan yapısı hala hafızalardayken, Manhattan’da Sihir 2 izle seçeneğine yönelenlerin aklında tek bir soru var: O masalsı doku korunabildi mi yoksa sadece ticari bir kaygıyla mı yola çıkıldı? Masalların bittiği yerde, yani o meşhur sonsuza dek mutlu yaşadılar cümlesinden sonra ne olduğunu merak etmek her zaman risklidir. Çünkü gerçek hayatın sıkıcılığı ve rutini, masalın parıltısını her an söndürebilecek bir güce sahiptir. Giselle’in o saf, neşeli ve her şeye şarkıyla karşılık veren enerjisinin, modern banliyö hayatının tekdüzeliğiyle çarpışması, izleyiciye bir yandan nostalji yaşatırken bir yandan da büyümenin ve değişimin getirdiği o kaçınılmaz sancıları hissettiriyor. Bu yapım, sadece bir devam hikayesi değil, aynı zamanda hayallerin gerçeklikle olan o bitmek bilmeyen kavgasını renkli, yer yer gürültülü ama bir o kadar da hüzünlü bir dille anlatmaya çalışıyor.
Manhattan’da Sihir 2 Konusu
Giselle, on yıl önce Manhattan’ın kaotik gürültüsü içinde kendi beyaz atlı prensini bulmuş ve masalsı dünyasından feragat ederek gerçek dünyayı seçmişti. Robert ile kurduğu hayat, başlarda bir rüya gibi görünse de zaman, en büyük illüzyonisttir ve mutluluğun tanımını yavaş yavaş değiştirir. Giselle, artık o eski her şeye hayretle bakan genç kız olmaktan çıkıp, yerleşik hayatın rutinlerine, faturalara ve bir türlü bağ kuramadığı ergenlik çağındaki üvey kızı Morgan ile uğraşan bir kadına dönüşmüştür. Şehrin karmaşasından kaçıp daha sakin bir banliyö olan Monroeville’e taşınma kararı, aslında içindeki o kaybolmaya yüz tutmuş büyüye tutunma çabasıdır. Ancak yeni evleri ve bu mükemmel görünen kasaba, beklediği o huzuru getirmez. Üvey kızıyla olan çatışmaları ve kasabanın kuralcı kraliçesi Malvina ile yaşadığı sürtüşmeler, Giselle’i tehlikeli bir yola sürükler. Mutluluğu geri getirmek için kendi dünyasının kurallarını bu dünyaya dayatmaya karar verdiğinde, işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Büyülü bir asa ve düşüncesizce dilenen bir dilek, Monroeville’i gerçek bir masal kasabasına dönüştürürken, Giselle’in kendi içindeki karanlık tarafın uyanmasına neden olur. Hikayenin asıl kırılma noktası, Giselle’in masallardaki o nefret edilen kötü üvey anneye dönüşmeye başlamasıdır. Kendi içindeki iyilikle, büyünün etkisiyle ortaya çıkan karanlık arasındaki bu savaş, filmin ana çatışmasını oluştururken, masal dünyasının kurallarının gerçek dünyada ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda Adam Shankman otururken, karşımızda duran yapımın bir müzikal komedi olacağı zaten belliydi. Ancak burada asıl yük, yine Amy Adams omuzlarına binmiş durumda. Adams, Giselle karakterinin o naif halinden, içindeki kötü kadının fışkırdığı anlara geçiş yaparken sergilediği performansla aslında ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu tekrar kanıtlıyor. O kötü kahkaha ve mimiklerindeki değişimler, filmin en canlı kısımları. Patrick Dempsey ise ilk filmdeki o rasyonel ve ayakları yere basan adamdan ziyade, bu sefer masalın içine sürüklenmiş ve biraz etkisiz kalmış bir portre çiziyor. Karakterinin bu filmdeki işlevi oldukça zayıf kalmış. James Marsden, Prens Edward karakteriyle yine o karikatürize neşesini koruyor fakat ekran süresinin kısalığı büyük bir hayal kırıklığı. Filmin en büyük taze kanı ise kötü karakter rolünde izlediğimiz Maya Rudolph. Rudolph ve Adams arasındaki o atışmalar, filmin en dinamik sahnelerini oluşturuyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, filmin görsel tarafında ciddi sıkıntılar var. Bazı sahnelerdeki efektler o kadar yapay ve plastik duruyor ki, bütçenin nereye harcandığını sorgulamadan edemiyorsunuz. Müzikler, ilk filmin o akılda kalıcı melodilerinin yanına bile yaklaşamıyor; şarkılar biter bitmez unutuluyor. Gabriella Baldacchino genç bir yetenek olarak sivriliyor ama senaryo ona yeterince alan tanımıyor. IMDb puanı olan 6.7, bu film için oldukça adil bir değerlendirme. Nostalji damarından beslenen ama özgünlük konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan, orta karar bir yapım var karşımızda. Bazı anlarda tempo o kadar düşüyor ki, masalın büyüsü bozulup yerini bir an önce bitse de gitsek hissine bırakabiliyor. İlk filmin o keskin mizahı gitmiş, yerine daha çok çocuklara hitap eden bir ton gelmiş.
Manhattan’da Sihir 2 Filmini Kimler İzlemeli?
Bu yapım, her şeyden önce ilk filmi izleyip o karakterlerle bir bağ kurmuş olan, nostalji meraklısı izleyiciler için yapılmış. Eğer hayatın fazla ciddileştiğini, sorumlulukların altında ezildiğinizi ve sadece bir buçuk saatliğine de olsa renkli, şarkılı, biraz da saçma bir dünyaya dalmak istediğinizi hissediyorsanız bu film size bir kaçış sunabilir. Mutluluğun aslında ulaşılan bir yer değil, verilen bir mücadele olduğunu hafif bir dille görmek isteyenler için uygun bir tercih. Ancak, masal türünün klişelerinden yılan, her sahnede mantık hatası arayan ve prodüksiyon kalitesinde kusursuzluk bekleyen izleyici kitlesi bu yapımdan kesinlikle uzak durmalı. Özellikle derinlikli bir senaryo ve ters köşe yapan olay örgüleri arayan sinemaseverler için Manhattan’da Sihir 2 oldukça yüzeysel ve çocuksu kalacaktır. Çocuklarıyla birlikte, zararsız ve renkli bir şeyler izlemek isteyen aileler için güvenli bir liman olabilir ama yetişkin bir sinema tutkunu için sabır sınırlarını zorlayan anlar içermesi kuvvetle muhtemel. Eğer müzikal sahnelerinden, durduk yere başlayan şarkılardan ve abartılı oyunculuk tarzından hoşlanmıyorsanız, bu yapım sizin için bir keyiften ziyade bir vakit kaybına dönüşebilir. Masal dünyasının o kurallı yapısını sevmeyen, daha karanlık veya gerçekçi hikayeler peşinde koşanların listesine bile almaması gereken bir iş bu. Sadece biraz kafa dağıtmak ve Amy Adams’ın oyunculuk şovunu izlemek isteyenler şans verebilir.
>”
>”
}
}

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!