Örümcek Adam 3
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Örümcek Adam 3, 2007 yılının o gürültülü yaz sezonunda sinema salonlarına teşrif ettiğinde, hepimiz modern süper kahraman sinemasının zirvesine tanıklık edeceğimizi sanıyorduk. İlk iki filmle türün kurallarını yeniden yazan bir yönetmenin, kendi üçlemesini nasıl bir ihtişamla sonlandıracağını görmek için koltuklarımıza kurulmuştuk. Ancak karşımıza çıkan şey, tam anlamıyla bir duygusal ve görsel kaos kokteyliydi. New York’un gökdelenleri arasında süzülen o tanıdık kırmızı-mavi silüetin yanına eklenen karanlık gölge, aslında serinin geleceğine dair de ipuçları veriyordu. Eğer o dönemin tozlu ama heyecan verici atmosferine yeniden dönmek, Peter Parker’ın içindeki karanlıkla valsini izlemek isterseniz, bir hafta sonu akşamında Örümcek Adam 3 izle araması yaparak bu tuhaf serüveni tekrar gözden geçirebilirsiniz. Film, vizyona girdiği günden beri hayran kitlesini ikiye bölmüş durumda; ancak inkar edilemez bir gerçek var ki, o da bu yapımın kendi içinde barındırdığı o nev-i şahsına münhasır cüretkarlık.
Örümcek Adam 3 Konusu
Hikayemiz, Peter Parker’ın nihayet hayatını düzene soktuğu, Mary Jane ile evlilik planları yaptığı ve halkın kahramanı olmanın tadını çıkardığı bir noktada başlıyor. Fakat Peter’ın kibri, dış dünyadan gelen gizemli bir simbiyot ile birleşince işler kontrolden çıkmaya başlar. Gökyüzünden düşen bu siyah madde, Peter’ın kostümünü ve ruhunu siyaha boyarken, kahramanımızın en kötü yanlarını da gün yüzüne çıkarır. Bir yanda amcasının gerçek katili olduğunu öğrendiği ve kumdan bir deve dönüşen Flint Marko, diğer yanda babasının intikamını almak için ant içmiş eski dostu Harry Osborn vardır. Üstelik iş yerindeki rakibi Eddie Brock da Peter’ın hayatını mahvetmek için fırsat kollamaktadır. Film, Peter’ın bir yandan bu üç dişli düşmanla fiziksel olarak savaşırken, diğer yandan kendi egosuyla ve siyah kostümün getirdiği yozlaşmayla mücadelesini odağına alıyor. Bu, sadece bir şehri kurtarma hikayesi değil, aynı zamanda Peter’ın en büyük gücünün şefkat ve bağışlama olduğunu yeniden hatırlama sürecidir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, karşımızda yönetmen Sam Raimi’nin o kendine has stilinin, stüdyo baskısıyla amansızca çarpıştığı bir film var. Bana sorarsanız, bir yapımın içine üç tane büyük kötü karakteri tıkıştırmaya çalışmak her zaman riskli bir kumardır ve bu filmde bu kumarın bedeli biraz ağır ödenmiş. Tobey Maguire, karanlık tarafa geçen Peter Parker rolünde o kadar absürt bir performans sergiliyor ki, o meşhur sokak dansı sahnesini bugün bile gülmeden izlemek imkansız. Kimileri bunu bir fiyasko olarak görse de, aslında Raimi’nin Peter’ın “cool” olmaya çalışıp beceremeyişini hicvettiğini anlamak gerekiyor. Kirsten Dunst, Mary Jane rolünde yine o melankolik havayı korurken, James Franco’nun Harry Osborn olarak geçirdiği dönüşüm hikayenin en tutarlı taraflarından biriydi. Kötü adamlar cephesinde ise işler biraz karışık. Thomas Haden Church tarafından canlandırılan Kumadam karakteri, serinin en dokunaklı ve görsel olarak en etkileyici kötü adamıyken; Topher Grace’in hayat verdiği Venom, ne yazık ki filmin sonuna zorla eklenmiş bir yama gibi duruyor. IMDb puanının 6.4 civarında gezinmesi, aslında izleyicinin bu dağınıklığa verdiği bir tepki. Ancak teknik açıdan bakıldığında, 2007 yılına göre Kumadam’ın efektleri hala taş gibi duruyor. Bana kalırsa bu film, mükemmel bir üçlemenin en zayıf halkası ama aynı zamanda en eğlenceli günahlarından biri. Raimi’nin o meşhur “horror” kökenlerini hissettirdiği sahneler, filmi kuru bir aksiyon olmaktan çıkarıp bir yönetmen sinemasına yaklaştırıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer 2000’lerin başındaki o samimi, biraz abartılı ve duygusal süper kahraman filmlerini özlüyorsanız bu yapım tam size göre. Çizgi roman estetiğinin beyaz perdeye nasıl yansıtılması gerektiğini, hatalarıyla ve sevaplarıyla görmek isteyen her sinefil bu tecrübeyi yaşamalı. Karakterlerin içsel çatışmalarının, büyük patlamalardan daha önemli olduğu o eski günleri yad etmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Özellikle Sam Raimi hayranları, yönetmenin baskı altındayken bile nasıl kendine has dokunuşlar yapabildiğini görmek için bu karmaşaya bir şans vermeli. Karmaşık karakter gelişimlerinden ziyade, nostaljinin o sıcak kollarına sığınmak ve bir kahramanın düşüşünü izlemek istiyorsanız, play tuşuna basmaktan çekinmeyin. Belki mükemmel bir sinema örneği değil ama kesinlikle üzerine konuşulacak çok şeyi olan, hafızalara kazınmış bir deneyim.






















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!