Otostopçu
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Otostopçu, yolculukların o tanıdık, sakin havasının bir anda nasıl kabusa dönebileceğini tokat gibi yüzümüze vuran bir film. Orijinal adı The Hitcher olan bu gerilim, aslında bir anlık iyi niyetin, bir otoban hayaletinin ellerinde nasıl bir ölüm kalım savaşına dönüştüğünü anlatıyor. Bazen yeni bir film arayışıyla ekranın başında takılıp kalırız, belki de farklı bir tecrübe ararız. İşte tam da bu noktada, “Acaba Otostopçu izle tuşuna bassam mı?” diye düşünüyorsanız, bilmeniz gereken ilk şey; bu film, sizi hiç beklemediğiniz bir gerilimin ortasına fırlatacak. Başta masum görünen bir eylem, sadece birkaç dakika içinde sizi ve karakterleri geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor. Yönetmen Dave Meyers, en sıradan anların bile ne kadar ürkütücü olabileceğini, özellikle de bir yol kenarında yardıma muhtaç birini gördüğünüzde duyulan o içgüdüsel tedirginliği çok iyi işlemiş. Filmin başından sonuna kadar, o belirsizliğin ve tehlikenin nefesini ensenizde hissediyorsunuz.
Otostopçu Konusu
Hikayemiz, üniversite öğrencisi sevgili Grace ve Jim’in bahar tatilinde çıktıkları o yolculukla başlıyor. Eski model arabalarıyla Amerika’nın tozlu yollarında ilerlerken, bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur altında, yol kenarında bir adam görürler. Tamamen ıslanmış, çaresiz görünen bu adama acıyıp arabalarına alırlar. Bu karar, aslında hayatlarının en büyük hatası olur. Çünkü bindirdikleri bu otostopçu, John Ryder adında, gözleri buz gibi bakan, içindeki şeytanı saklamayan bir psikopattır. Yolculuğun daha ilk anlarında, bu adamın sadece bir otostopçu olmadığını, aksine bir seri katil olduğunu anlarlar. Fakat artık çok geçtir; çünkü John, onların hayatlarına bir karabasan gibi çökmüştür. Genç çift, bir yandan John’un akıl almaz işkencelerinden kaçmaya çalışırken, bir yandan da onun işlediği cinayetlerden dolayı polis tarafından da takip edilmeye başlanır. Yani bir taraftan canlarını kurtarmaya çalışırken, diğer taraftan da işlemedikleri suçların zanlısı durumuna düşerler. Bu durum, onların zaten korku dolu olan kaçışını daha da karmaşık ve çaresiz bir hale getiriyor. Yolculukları, özgürlük ve eğlence vaat ederken, bir anda kanlı bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, film kendi türünde fena bir iş çıkarmıyor ama bazı yerlerde izleyiciyi biraz zorluyor. Yönetmen Dave Meyers, gerilimi tırmandırma konusunda iyi ancak olay örgüsündeki mantık hataları veya karakterlerin abartılı kararları göze batabiliyor. Hikaye, genel olarak sürükleyici; özellikle kaçış ve kovalamaca sahneleri oldukça tempolu. Ancak zaman zaman, “Şimdi de mi bu?” dedirten anlar yaşatabiliyor, bu da filmin akıcılığını biraz aşağı çekiyor. Oyunculara gelince, Sean Bean, John Ryder karakterinde gerçekten döktürüyor. O buz gibi bakışları, hesapçı tavrı ve hiç acımayan halleriyle, tam bir psikopat imajı çiziyor. Zaten Sean Bean’in kötü adam rollerindeki başarısı biliniyor, bu filmde de kalitesini gösteriyor. Sophia Bush (Grace) ve Zachary Knighton (Jim) ise kendi çaplarında çabalamışlar ama bazı sahnelerde yeterince ikna edici değiller. Özellikle Sophia Bush’un çığlıkları ve ağlama sahneleri bazen “çok mu abartı?” dedirtebiliyor. Filmdeki polis karakterleri de biraz sığ kalmış, olayın ciddiyetini tam yansıtamıyorlar. IMDb puanı olan 5.9, filmin ne tam olarak iyi ne de tam olarak kötü olduğunu gösteren bir denge noktası. Ben olsam belki bir tık daha yukarıda verirdim, orta şeker bir gerilim arayanlar için fena değil. Ama “Vay be, işte bu!” dedirtecek bir derinliği veya özgünlüğü yok. Daha çok, bilindik formülleri uygulayan, ama araya kendi klişelerini de serpiştiren bir yapım. Yaratıcılık konusunda çok fazla beklentiye girmemek lazım.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Otostopçu, özellikle gerilim sevenler ve yol filmi atmosferinden hoşlananlar için biçilmiş kaftan. Eğer ekran başında sürekli bir aksiyon, sürekli bir kaçma kovalamaca arıyorsanız, bu film sizi sıkmaz. Seri katil temalı yapımlara düşkünseniz ve kurbanların sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da nasıl köşeye sıkıştırıldığını görmek istiyorsanız, Sean Bean’in performansıyla tatmin olursunuz. Ayrıca, gençlik gerilimlerini sevenler, hani o “iki genç yola çıkar ve başlarına gelmeyen kalmaz” tarzı hikayelerden keyif alanlar da Otostopçu’yu beğenebilir. Ancak filmlerin sadece derin mesajlar vermesini bekleyen, her saniyesinde felsefi bir gönderme arayan veya aşırı orijinal senaryolar peşinde koşan bir izleyiciyseniz, bu film sizin için biraz yavan kalabilir. Daha çok, çerezlik ama yine de sizi koltuğunuzda tutacak, ara sıra “of be” dedirtecek bir gerilim arayanlar için ideal. Yani, bolca kan, bolca gerilim ve bir miktar da mantık hatalarıyla başa çıkabiliyorsanız, bu yola çıkmaya hazırsınız demektir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!