Savaş Sanatı 3: Ceza
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Savaş Sanatı 3: Ceza (The Art of War III: Retribution 2009), büyük bütçeli stüdyo işlerinin o steril ve parlak atmosferinden çok uzak, düşük bütçeli aksiyon filmlerinin kendine has o çiğ ve sert dünyasında kendine yer bulmaya çalışan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Bir serinin üçüncü halkası olmak her zaman zordur, hele ki başroldeki ana karakterin yüzü değişmişse bu durum izleyici için çok daha büyük bir uyum sorunu yaratır. Savaş Sanatı 3: Ceza izle niyetinde olanlar, Wesley Snipes ile özdeşleşmiş olan Neil Shaw karakterinin bu kez farklı bir fiziksel yapı ve enerjiyle karşılarına çıkacağını bilerek başlamalı. Film, 2000’li yılların sonunda doğrudan DVD pazarı için üretilen aksiyonların tüm karakteristik özelliklerini taşıyor: Hızlı kurgu, daha çok kapalı mekanlarda geçen çatışmalar ve küresel bir felaketi önlemeye çalışan yalnız bir kahraman. Bu yapım, sinema tarihini değiştirmek gibi bir iddia taşımıyor; ancak türün meraklıları için o dönemlerin düşük bütçeli, sert ve doğrudan anlatım tarzını hatırlatıyor. Karşımızdaki hikaye, ilk saniyeden itibaren bizi karmaşık bir diplomatik krizin ortasına bırakırken, karakterlerin derinliğinden ziyade olayların hızına odaklanmamızı istiyor.
Savaş Sanatı 3: Ceza Konusu
Hikayenin merkezinde, Birleşmiş Milletler için gizli operasyonlar yürüten usta ajan Neil Shaw bulunuyor. Bu kez Shaw, uluslararası dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir dönemde, Kuzey Koreli teröristlerin nükleer bir bomba elde etmesini engellemek üzere Güney Kore’ye gönderiliyor. Ancak bu görev, basit bir engelleme operasyonundan çok daha fazlasına dönüşüyor. Bir silah anlaşması sırasında işler ters gidince, Shaw kendini büyük bir tuzağın tam ortasında buluyor. Bir terör saldırısının ve beraberinde gelen cinayetlerin sorumlusu olarak yaftalanan kahramanımız, sadece hayatını kurtarmak için değil, aynı zamanda masumiyetini kanıtlamak için de bir ölüm kalım savaşına giriyor. Yanında ona yardım eden yerel müttefikler ve peşinde hem yerel polis hem de kendi eski işverenleri varken, Shaw’un tek çaresi en iyi bildiği işi, yani savaş sanatını kullanmaktır. Kaçak bir ajan olarak şehrin arka sokaklarında izini kaybettirmeye çalışırken, aslında bu nükleer tehdidin arkasında çok daha derin ve içeriden bağlantıları olan bir komplo olduğunu keşfediyor. Shaw, her adımda biraz daha köşeye sıkışırken, teröristlerin asıl hedefinin sadece bir bomba patlatmak değil, küresel bir kaosu tetiklemek olduğunu anlıyor ve bu felaketi durdurmak için zamana karşı amansız bir yarışa giriyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Gerry Lively, kısıtlı imkanlarla bir aksiyon atmosferi yaratma konusunda tecrübeli bir isim olsa da, senaryonun derinlikten yoksun oluşu filmin elini zayıflatıyor. Neil Shaw karakterine hayat veren Treach, yani Naughty by Nature grubundan tanıdığımız Anthony Criss, fiziksel olarak rolün hakkını vermeye çalışsa da, izleyici zihnindeki Wesley Snipes imajını silmekte zorlanıyor. Treach daha çok sokak dövüşü estetiğine sahip bir performans sergilerken, filmin geri kalanında Warren Derosa ve Sung-Hi Lee gibi isimler standart bir televizyon filmi performansının üzerine pek çıkamıyorlar. Teknik açıdan bakıldığında, filmin renk paleti ve kurgusu bazen yorucu olabiliyor; sahneler arası geçişlerdeki sertlik ve bazı aksiyon sekanslarındaki kamera sallantıları, aksiyonu görmemizi engelliyor. IMDb üzerindeki 4 puanlık karşılık, aslında filmin prodüksiyon kalitesini ve anlatımındaki boşlukları dürüstçe yansıtıyor. Hikayedeki mantık hataları, özellikle Shaw’un her türlü güvenlik bariyerini çocuk oyuncağı gibi geçmesi ve düşmanların çoğu zaman hedefi vuramama konusundaki inanılmaz yetenekleri, filmi gerçekçilikten koparıp bir tür çizgi roman mantığına yaklaştırıyor. Yine de Gerry Lively, düşük bütçeli aksiyonların o karanlık ve tekinsiz havasını vermeyi başarıyor. Müzikler ve ses efektleri bazen görüntülerin önüne geçerek sahneyi domine etmeye çalışsa da, filmin geneline hakim olan B-tipi film havası asla dağılmıyor. Bu filmden bir sanat eseri veya türü dönüştüren bir yapım beklemek hayal kırıklığı yaratacaktır; ancak bir aksiyonun tüm klişelerini barındıran, kafa yormayan bir seyirlik olarak bakıldığında kendi seviyesinde ilerliyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Savaş Sanatı 3: Ceza, özellikle 90’lı ve 2000’li yılların doğrudan videoya çıkan aksiyon filmlerine karşı bir nostalji besleyenler için uygun olabilir. Karakter gelişimi, felsefi derinlik veya karmaşık olay örgüleri aramayan, sadece bir ajanın düşmanlarını tek tek avlamasını ve patlamalar eşliğinde masumiyetini kanıtlamasını izlemekten keyif alan kitleyi hedefliyor. Eğer bir pazar öğleden sonrasında, dikkatinizi çok fazla vermenize gerek kalmayan, arka planda aksiyon seslerinin yankılanacağı bir film arıyorsanız bu yapım sizin için bir seçenek olabilir. Casusluk temalı yapımları seven ancak bu türe dair beklentisini en alt seviyede tutabilen izleyiciler, mekan kullanımları ve kurgu hızıyla bir şekilde vakit geçirebilirler. Diğer yandan, kaliteli bir sinematografi, güçlü bir oyunculuk ve ayakları yere basan bir senaryo arayan izleyicilerin bu yapımdan uzak durması en iyisi olacaktır. Özellikle serinin ilk filmini çok seven ve o havayı tekrar bulacağını umanlar büyük bir yanılgıya düşebilir; çünkü bu yapım teknik ve sanatsal olarak ilk filmin çok daha gerisinde bir profil çiziyor. Siyasi gerilim unsurlarının sadece birer dolgu malzemesi olarak kullanıldığı, asıl odağın yumruklaşmalar ve silahlı çatışmalar olduğu bu film, her şeyden önce sabırlı ve beklentisiz bir izleyici kitlesi talep ediyor.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!