Ye Dua Et Sev
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Ye Dua Et Sev (Eat Pray Love 2010) izle araması yapanların aslında aradıkları şey, hayatın monotonluğuna ve ruhsal boşluğa karşı verilmiş bir dilekçedir. İnsanın kendine dürüst olması, bazen sahip olduğu her şeyi elinin tersiyle itmesini gerektirecek kadar ağır bir yük olabilir. Elizabeth Gilbert’ın gerçek hayat hikayesinden beyazperdeye taşınan bu yapım, modern dünyanın bize dayattığı mutluluk formüllerinin her zaman işe yaramadığını tokat gibi çarpar. Sinema tarihinde kişisel dönüşüm temalı pek çok iş olsa da, bu yapım samimiyetiyle ve karakterin zayıflıklarını gizlememesiyle farklı bir noktada durur. Bir insanın kendi konfor alanından, güvenli limanından ve tanıdığı her şeyden kopup bilinmeze doğru attığı o ilk adım, izleyiciyi hem korkutur hem de gizli bir hayranlık uyandırır. Film, sadece bir seyahat günlüğü değil, aynı zamanda ruhun kaybolan parçalarını toplama girişimidir. İtalya’nın dar sokaklarından Hindistan’ın tütsü kokulu tapınaklarına, oradan Bali’nin yeşil doğasına uzanan bu yolculuk, aslında karakterin dış dünyayı değil, kendi içsel labirentlerini keşfidir.
Ye Dua Et Sev Konusu
Elizabeth Gilbert, New York’ta yaşayan, toplumun başarılı ve mutlu olarak nitelendirdiği tüm şartlara sahip bir kadındır. İyi bir kariyeri, eşi ve evi vardır; ancak içindeki o tanımlanamayan boşluk hissi onu bir gece banyoda dizlerinin üzerine çöktürüp hıçkırıklara boğar. Bu kırılma anı, aslında Elizabeth’in hayatının geri kalanının başlangıcıdır. Boşanma süreci ve sonrasında girdiği başka bir ilişkinin de hüsranla sonuçlanmasıyla, tamamen tükenmiş bir halde radikal bir karar alır. Bir yıllığına her şeyi arkasında bırakarak üç farklı durağı kapsayan bir yolculuğa çıkar. İlk durak İtalya’dır ve burada sadece yemek yemenin, suçluluk hissetmeden hayattan zevk almanın ve dilin müziğine kapılmanın ne demek olduğunu öğrenir. Bedensel hazların ve yaşama sevincinin peşinden giderken, New York’ta unuttuğu o kadını yeniden hatırlamaya başlar. İkinci durağı Hindistan, bedensel hazlardan zihinsel arınmaya geçişi simgeler. Bir aşramda disiplin, dua ve sessizlik içinde kendi hatalarıyla, korkularıyla ve bitmek bilmeyen vicdan azaplarıyla yüzleşir. Burada bağışlamanın ve teslimiyetin gücünü kavrar. Son durağı Bali’de ise, öğrendiği tüm bu öğretileri dengelemek zorundadır. Eski yaralarını sarmaya çalışırken karşısına çıkan yeni bir aşk, onun dengesini bozmaya çalışsa da, Elizabeth artık kendi merkezini bulmuş bir kadındır. Hikaye, bir insanın kendini sevmeden başkasını sevemeyeceği gerçeğini, yol üstünde karşılaştığı yan karakterlerin etkileyici hayat hikayeleriyle harmanlayarak anlatır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Ryan Murphy, biyografik bir eseri sinemaya aktarırken görsel estetiği ön planda tutmayı tercih etmiş. Ancak bu tercih, bazen filmin ruhsal derinliğinin önüne geçen bir turizm reklamı havası yaratabiliyor. Başrolde devleşen Julia Roberts, karakterin yaşadığı içsel buhranı, çaresizliği ve sonrasındaki aydınlanmayı o kadar doğal bir şekilde yansıtıyor ki, onunla birlikte ağlayıp onunla birlikte gülmemek imkansız. Oyunculuk tarafında özellikle Hindistan sahnelerinde karşımıza çıkan Richard Jenkins, filmin belki de en samimi performansını sergileyerek yapımın duygusal yükünü sırtlanıyor. Elizabeth’in eski eşini canlandıran Billy Crudup ve kısa süreli aşkı James Franco, modern ilişkilerin karmaşıklığını yansıtmakta başarılı bir iş çıkarıyorlar. Filmin son bölümünde dahil olan Javier Bardem ise, doğal karizmasıyla hikayeye hem sıcaklık hem de gerçekçi bir romantizm katıyor. Filmin IMDb puanının 6.2 gibi ortalama bir seviyede kalmasının en büyük sebebi, anlatının zaman zaman elitist bir kaçış hikayesi gibi algılanmasıdır. Herkesin işini gücünü bırakıp dünyayı gezme lüksüne sahip olmaması, filmin bazı kesimler tarafından yüzeysel bulunmasına yol açtı. Müzikler mekanın ruhunu yansıtsa da, kurgudaki bazı geçişlerin sertliği ritmi bozabiliyor. Mantık hatalarından ziyade, filmin bazı spiritüel çözümleri fazla kolaycı sunması eleştirilebilir. Yine de, insanın kendi sesini duyması için sessizliğe ihtiyacı olduğunu hatırlatması bakımından kıymetli bir yapım.
Ye Dua Et Sev Filmini Kimler İzlemeli?
Bu film, hayatının bir noktasında sıkışıp kalmış, sabah uyandığında ne için çabaladığını sorgulayan ve içindeki o büyük boşluğu anlamlandıramayan herkes için bir yol gösterici olabilir. Modern yaşamın stresinden, sürekli bir yerlere yetişme zorunluluğundan yorulanlar, bu hikayede sakinleşecek bir liman bulacaklardır. Kendi iç dünyasına dönmek isteyen, spiritüel arayışları olan ve farklı kültürlerin yaşam felsefelerine ilgi duyan izleyiciler için oldukça zengin bir içerik sunuyor. Gastronomi meraklıları ve İtalya aşığı olanlar için ilk kırk dakikalık bölüm tam bir görsel şölen tadındadır. Öte yandan, hayatın gerçeklerini sadece ekonomik zorluklar ve fiziksel mücadeleler üzerinden okuyan, ruhsal arayışları bir tür lüks veya şımarıklık olarak gören izleyiciler bu yapımdan pek keyif almayacaktır. Hızlı aksiyon, karmaşık olay örgüleri veya gerilim arayanlar için de yanlış bir tercih olacaktır. Ye Dua Et Sev, sabırlı olan, karakterin iç dünyasındaki o yavaş değişimi gözlemlemek isteyen ve belki de kendi hayatındaki bazı düğümleri çözmek için ilham arayan duygusal izleyicilere hitap eden, zamansız bir kendini bulma hikayesidir.















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!