Küçük Adam
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Küçük Adam sinema dünyasının en uçarı, en kural tanımaz komedilerinden biri olarak akıllara kazınmış durumda. Little Man (2006) orijinal adıyla da bilinen bu film, izleyiciyi daha ilk dakikasından itibaren oldukça tuhaf ama bir o kadar da merak uyandırıcı bir atmosferin içine çekiyor. Eğer bir şeyler izlemek için ekran karşısına geçtiyseniz ve tercihiniz Küçük Adam izle yönünde olduysa, kendinizi her türlü mantık silsilesinden sıyırmanız gerektiğini baştan söylemem gerekiyor. Çünkü bu yapım, hayatın içinden ciddiyet kırıntıları sunmak yerine, absürtlüğün sınırlarını zorlamayı ve izleyiciyi şaşırtarak güldürmeyi tercih ediyor. Hikayenin merkezindeki enerji o kadar yüksek ki, bir noktadan sonra karakterlerin içinde bulunduğu durumun imkansızlığını sorgulamayı bırakıp sadece olan bitene odaklanıyorsunuz. Bu, bir sinema eserinden ziyade, lunaparktaki çılgın bir oyuncak gibi; sarsıyor, gürültü çıkarıyor ama günün sonunda yüzünüzde garip bir tebessüm bırakıyor. Filmin sunduğu o çiğ ve samimi mizah, aslında 2000’li yılların başındaki o hesapsız komedi anlayışının en belirgin temsilcilerinden birini karşımıza çıkarıyor. Her sahnesiyle ‘bunu gerçekten yapmış olamazlar’ dedirten bir cesarete sahip olan bu yapım, izleyicisine dürüst bir eğlence vaat ediyor.
Küçük Adam Konusu
Hikayenin merkezinde, demir parmaklıklar ardında geçirdiği uzun yılların ardından özgürlüğüne kavuşan ama cüssesiyle ters orantılı bir kabadayılığa sahip olan Calvin Sims yer alıyor. Calvin, suç dünyasında nam salmış, oldukça kısa boylu ama bir o kadar da tehlikeli bir mücevher hırsızıdır. Ancak emekli olup köşesine çekilmeden önce halletmesi gereken son bir iş vardır: Çok değerli bir elması çalmak. İşler planlandığı gibi gitmeyip polis peşine takıldığında, Calvin çaldığı elması o sırada oradan geçmekte olan Vanessa Edwards adında bir kadının çantasına gizlice bırakmak zorunda kalır. İşte her şey tam da bu noktadan sonra geri dönülemez bir absürtlüğe evrilir. Calvin ve ortağı, elması geri alabilmek için kadının evine sızmanın yollarını ararken, Calvin’in çocuksu yüz hatlarını ve minyon yapısını kullanarak bir bebek taklidi yapmasına karar verirler. Bir sepetin içine konulup Vanessa ve eşi Darryl’ın kapısının önüne bırakılan ‘bebek’ Calvin, aile kurma hayalleri kuran bu çift tarafından hemen sahiplenilir. Bir suç dehasının, bez bağlanan, mama yedirilen ve pusetle gezdirilen bir bebek rolüne bürünmesiyle birlikte olaylar çığırından çıkar. Calvin, evin içinde hem elmasın peşinde koşmak hem de bebek kimliğini korumak zorundadır; fakat evin büyükbabası bu işte bir bit yeniği olduğunu sezen tek kişidir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Keenen Ivory Wayans, aslında kendi imzasını taşıyan o kendine has, sert ve fiziksel şaka odaklı tarzı buraya da başarıyla taşımış. Filmin başrolünde izlediğimiz Marlon Wayans, yetişkin bir adamın zihnini taşıyan ama bebek gibi davranmak zorunda kalan o karakteri oynarken resmen vücut dilinin sınırlarını zorluyor. Oyuncunun kafa yapısının, küçük bir çocuğun vücuduna dijital yollarla aktarılması fikri, 2006 yılı şartları düşünüldüğünde hem teknik bir risk hem de büyük bir komedi potansiyeli barındırıyordu. Bazı anlarda bu görüntüler biraz tuhaf ve gerçek dışı görünse de, filmin zaten gerçeklik gibi bir derdi yok. Shawn Wayans ise her şeyden habersiz, saf ve korumacı baba figüründe oldukça dengeli bir performans sergileyerek kardeşine iyi bir pasörlük yapıyor. Kadronun geri kalanında Kerry Washington hikayeye zarafet ve biraz daha ayakları yere basan bir enerji katarken, John Witherspoon ve Tracy Morgan gibi isimler her göründükleri sahnede tempoyu yükseltmeyi başarıyorlar. IMDb puanı olan 5.9, aslında bu tarz ‘tuvalet mizahı’ ve absürt fiziksel komedi içeren yapımlar için beklenen bir seviye. Bu film size hayatın anlamını öğretmiyor veya sanatsal bir derinlik sunmuyor. Ancak ritmi hiç düşmüyor ve o tuhaflık hissi sizi sonuna kadar ekranda tutuyor. Senaryodaki mantık hatalarına takılmak yerine, Marlon Wayans ve ekibinin sergilediği o dur durak bilmez enerjiye odaklandığınızda, aslında filmin kendi içinde tutarlı bir eğlence sunduğunu fark ediyorsunuz. Bazı esprilerin dozu biraz kaçsa da, özellikle büyükbaba karakteriyle Calvin arasındaki o sessiz savaş, filmin en dinamik ve komik yanlarını oluşturuyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer haftanın yorgunluğunu üzerinizden atmak için sadece kıkır kıkır gülmek, ciddiyetten uzaklaşmak ve biraz da ‘yok artık’ demek istiyorsanız, bu film tam size göre bir tercih olacaktır. Özellikle Wayans kardeşlerin önceki işlerini, mesela Korkunç Bir Film serisini veya Beyeaz Kaplanlar’ı sevdiyseniz, buradaki mizah anlayışı size hiç yabancı gelmeyecek. Derin hikayelerden, dramatik çatışmalardan veya ağır ilerleyen sanat filmlerinden sıkılıp, kafasını dağıtmak isteyenler için bu yapım bir nevi vaha görevi görüyor. Çocuksu şakalarla harmanlanmış suç temalı bir kedi-fare oyunu izlemekten keyif alanlar, fiziksel komedinin sınırlarını merak edenler kesinlikle bu maceraya bir şans vermeli. Ancak uyarayım, eğer her sahnede mantık arayan, gerçekçilikten ödün vermeyen ve ince işlenmiş entelektüel mizah bekleyen bir izleyiciyseniz, bu film sizi biraz yorabilir. Küçük Adam, sokağın dilini, fiziksel şakanın en kaba halini ve aile kurumunun absürt bir versiyonunu bir araya getiriyor. Kısacası, hiçbir şeyi dert etmeden eğlenmek isteyen o ‘saf komedi’ tutkunları için bu yapım hala tazeliğini koruyan bir alternatif.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!