Küp 3: Sıfır
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Küp 3: Sıfır (Cube Zero), ölümcül bir labirentin içine tıkılan insanların neden orada olduklarını sormayı bırakıp, o düğmelere kimin bastığını sorgulayanlar için tasarlanmış sert bir cevap anahtarı niteliğinde. Serinin ilk iki filmindeki o devasa gizem bulutunu dağıtan ve olayların mekanik arka planına odaklanan yapım, sadece hayatta kalma çabasını değil, bu vahşeti bir mesai saati ciddiyetiyle yönetenlerin dünyasını da karşımıza dikiyor. Sinema tarihindeki en klostrofobik serilerden birine başlangıç noktası teşkil eden bu hikayeyi Küp 3 izle aramasıyla dijital kütüphanenizde en ön sıraya çekmek, aslında o meşhur kapalı oda geriliminin mutfağına girmekle eş değer bir eylem. Film, bilginin bir lütuf değil, ağır bir yük olduğunu daha ilk dakikalardan itibaren hissettirerek, izleyiciyi bir grup kurbanın yanından alıp, onları izleyenlerin tam ortasına bırakıyor.
Küp 3: Sıfır Konusu
Hikayenin merkezinde, dışarıdan bakıldığında sıradan bir devlet dairesini andıran ama aslında insanlık dışı bir deneyin kontrol merkezi olan bir odada çalışan Eric Wynn bulunuyor. Wynn ve ortağı Dodd, küpün içindeki deneklerin her hareketini izlemek, vücut ısılarını kontrol etmek ve gerekli durumlarda infaz emirlerini uygulamakla görevli iki teknisyen. Ancak sistemin kusursuz işlediğine dair olan inanç, içeriye haksız yere atıldığına inanılan bir kadının dosyasıyla sarsılmaya başlıyor. Wynn, prosedürlerin dışına çıkıp içerideki bir deneğe yardım etmeye karar verdiğinde, aslında kendisinin de o devasa, paslı çarkın bir parçası olduğunu ve her an sistem tarafından öğütülebileceğini fark ediyor. İçeridekiler tuzaklardan kaçmaya çalışırken, Wynn de dışarıdaki o ruhsuz bürokrasinin ve etik dışı kuralların arasından sıyrılmaya çalışıyor. Olaylar, bir teknisyenin vicdan azabıyla tetiklenen bir firar girişiminden ziyade, sistemin kendi kendini temizleme mekanizmasıyla girdiği amansız bir yarışa dönüşüyor. Kimin gerçekten özgür olduğu ve kimin sadece daha büyük bir kutunun içinde bekletildiği sorusu, finale kadar yakanızı bırakmayan bir gerilim unsuru olarak kalıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin yönetmen koltuğunda oturan Ernie Barbarash, ilk filmin o meşhur minimalist dehşetini alıp, onu kirli bir bilim kurgu estetiğiyle harmanlayarak farklı bir noktaya taşımış. IMDb üzerindeki 5.7 puanı sizi yanıltmasın; bu düşük notun sebebi filmin kalitesizliği değil, ilk yapımın bıraktığı o kutsal gizem perdesini yırtıp atması. Birçok izleyici için küpün kökenini öğrenmek, o mistik havayı bozsa da, pragmatik bir bakış açısıyla bakıldığında bu film, serinin en tutarlı ve ayakları yere basan parçası. Başrolde izlediğimiz Zachary Bennett, vicdanıyla görevi arasında sıkışan Wynn karakterini gayet ölçülü ve abartıdan uzak bir şekilde yansıtıyor. Ona eşlik eden David Huband ise emir kulu olmanın verdiği o duygusuzluğu ve korkuyu çok iyi dengeliyor. Filmde yer alan Stephanie Moore ve Martin Roach gibi isimler de, küpün içindeki o çaresiz kaosu tamamlayan performanslar sergiliyorlar. Terri Hawkes ise hikayenin duygusal ağırlığını taşıyan yan karakterlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Teknik açıdan bakıldığında, 2004 yılının kısıtlı bütçesiyle ortaya çıkarılan efektler bugün bile çiğ ve rahatsız edici görünüyor ki bu tür bir film için bu büyük bir avantaj. Metalik sesler, buhar basınçları ve o meşhur sıvı azot sahnesi gibi anlar, izleyicide fiziksel bir rahatsızlık yaratmayı başarıyor. Filmin en büyük başarısı, kötülüğü sadece tuzaklarda değil, o tuzakları kontrol edenlerin içtiği kahvede ve tuttuğu notlarda araması. Eğer ilk filmdeki gibi sadece bir kaçış öyküsü bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz; ancak bu bir sistem eleştirisiyse, karşımızda oldukça sağlam duran bir iş var.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Küp Sıfır, sadece kapalı alan korkusu olanların değil, bürokrasiye ve emir-komuta zincirinin getirdiği o körü körüne itaate alerjisi olanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir yapım. İlk filmi izleyip “Neden oradalar?” sorusuyla uykuları kaçanlar, bu cevaplarla yüzleşmek için ekran başına geçmeli. Kaçış odası mantığını sevenler kadar, distopik bir gelecekte bireyin sistem karşısındaki hiçiğini görmek isteyenler için de bu iki saatlik süre oldukça verimli geçecektir. Eğer kanlı vahşet sahnelerinden rahatsız olmuyor ve bir hikayenin kökenlerine inmekten keyif alıyorsanız, bu yapım sizin için raflardaki yerini koruyor. Sadece tuzaklardan kaçan insanları değil, o tuzakları kuran mekanizmanın da ne kadar kusurlu ve aciz olduğunu görmek isteyen, gerçekçi ve sert bir sinema dili arayan izleyici profili için bu film biçilmiş kaftan.


















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!