Şehrin Azizleri
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Şehrin Azizleri, doksanlı yılların sonuna damga vuran ve kült mertebesine erişmiş o asi ruhlu yapımlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Orijinal adıyla The Boondock Saints (1999) olarak bildiğimiz bu film, adaletin hukuk kitaplarında değil, bizzat sokak ortasında arandığı bir atmosferi önümüze koyuyor. Bir adalet arayışının sokaklara dökülüşüne tanık olmak için Şehrin Azizleri izle tercihinde bulunanlar, aslında sadece bir suç filmiyle karşılaşmıyor; aynı zamanda vicdanın, inancın ve öfkenin nasıl birleşip silahlara dönüştüğünü görüyorlar. Hikaye, Boston’ın arka sokaklarında ter döken iki kardeşin, bir gece ansızın aldıkları radikal bir kararla tüm şehrin yeraltı dünyasını karşısına almasını konu alıyor. Burada mesele sadece tetiği çekmek değil, o tetiği çekerken hissedilen o garip kutsiyet duygusu. Film, izleyiciyi kötülüğü yok etmek için kötü olmak gerekir mi sorusuyla baş başa bırakırken, tempo bir an bile düşmüyor. Boston’ın o kendine has, soğuk ve dumanlı havasını ciğerlerinize kadar hissettirirken, bir yandan da vicdanınızla sizi baş başa bırakıyor. Karşımızda sadece vuran kıran adamlar yok; aslında inançları ile eylemleri arasında çok ince bir çizgide yürüyen, adaleti kendi yöntemleriyle aramaya karar vermiş iki kardeşin hikayesi var. Bu hikaye, kanunların yetersiz kaldığı yerde vicdanın nasıl bir silaha dönüştüğünü gösterirken, tempoyu bir an bile düşürmeden izleyiciyi ekrana kilitliyor.
Şehrin Azizleri Konusu
Connor ve Murphy adındaki İrlanda asıllı iki kardeş, Boston’un sıradan mahallelerinde kendi hallerinde yaşayıp giden iki dindar gençtir. Ancak hayatları, yerel bir barda yaşadıkları ve hiç planlamadıkları kanlı bir kavgadan sonra tamamen yön değiştirir. Bu olay, onların zihninde bir çeşit aydınlanmaya ya da belki de bir tür deliliğe yol açar. Kendilerini Tanrı tarafından görevlendirilmiş birer infazcı gibi görmeye başlarlar. Hedefleri nettir: Şehri pisliklerden, yozlaşmış suçlulardan ve adaletin pençesinden kaçanlardan temizlemek. Kendi yöntemleriyle, dualar eşliğinde Boston yeraltı dünyasının en tepesindeki isimlere kadar uzanan bir temizlik operasyonu başlatırlar. İkili, kurbanlarını seçerken kendi içsel pusulalarını kullanır ve bu durum kısa sürede halk arasında gizli bir hayranlık uyandırır. İşler çığırından çıkıp cesetler artmaya başladığında ise devreye dahi bir dedektif girer. Ancak bu dedektif, sıradan bir polis gibi değil, olayları sanki oradaymış gibi zihninde canlandırabilen, müziğin ritmiyle cinayet mahallini okuyan nev-i şahsına münhasır biridir. Kardeşlerin peşindeki bu kovalamaca, bir noktadan sonra kimin av kimin avcı olduğunun birbirine karıştığı, etik sınırların zorlandığı sert bir hesaplaşmaya dönüşür. Kardeşlerin her eylemi, şehirdeki suç baronlarını paniğe sevk ederken, yerel polis teşkilatı ve federal birimler arasında da büyük bir çatlağa yol açar. Olaylar geliştikçe, bu iki gencin aslında birer suçlu mu yoksa toplumsal bir ihtiyacın sonucu ortaya çıkan koruyucular mı olduğu sorusu tüm şehri sarmaya başlar.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Film, 7.3’lük IMDb puanının çok daha ötesinde bir etki bırakıyor; çünkü bu yapım sadece rakamlarla ölçülecek bir sinematografi sunmuyor, bir duruş sergiliyor. Yönetmen Troy Duffy, ilk büyük işinde öylesine çiğ ve enerjik bir dil yakalamış ki, bazı teknik kusurlar ya da anlatıdaki abartılar göze batmıyor bile. Oyuncu kadrosu ise tam bir şampiyonlar ligi gibi. Willem Dafoe, hayat verdiği o aykırı dedektif rolüyle resmen devleşiyor. Onun operanın eşsiz tınıları altında suç mahallerinde dans edişi, sinema tarihinin en unutulmaz performanslarından biri olabilir. O sahnelerdeki kendinden geçmiş hali, bir dâhinin delilikle arasındaki o ince çizgiyi mükemmel şekilde yansıtıyor. Sean Patrick Flanery ve Norman Reedus ise o kadar doğal bir kardeşlik bağı kurmuşlar ki, aralarındaki o sessiz anlaşma ve dindar bir motivasyonla silah kuşanmaları izleyiciye garip bir şekilde samimi geliyor. Özellikle Norman Reedus‘un o dönemki çiğ enerjisi, karakterinin içindeki o hırçın ama kararlı ruhu çok iyi besliyor. David Della Rocco ve Billy Connolly gibi isimler de bu sert dünyaya farklı katmanlar ekliyor. Filmin başarısı, şiddeti bir amaç değil bir araç olarak kullanmasında yatıyor. Evet, film sert, yer yer küfürlü ve oldukça gürültülü; ama o gürültünün altında yatan adalet nerede başlar sorgulaması filmi ayakta tutuyor. Bazı sahnelerdeki kurgu oyunları, siyah beyaz geçişler ve o hırçın Boston atmosferi, 1999 yılından bugüne tazeliğini hiç kaybetmemiş. Kurgudaki o dinamik yapı, olayların gelişimini bir müzik klibi ritminde ama bir o kadar da ağır başlı bir suç draması tadında sunuyor. Eğer her şeyiyle kusursuz, steril bir sinema dili arıyorsanız belki hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz; ama eğer kanı kaynayan, dürüst ve vurduğu yerden ses getiren bir film arıyorsanız beklentileriniz fazlasıyla karşılanacaktır. Filmin en büyük gücü, izleyiciye bir yargı dayatmak yerine, onu o kaosun tam ortasına atıp tarafını seçmesini beklemesi.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Sıradan polisiyelerden, sonu önceden belli olan steril aksiyon filmlerinden sıkılanlar için bu film bir vaha niteliğinde. Kuralların dışına çıkmayı seven, sistemin yavaşlığından bunalan ve kendi adaletini arayan kahraman temasını seviyorsanız, Şehrin Azizleri tam sizin kaleminiz. Özellikle Willem Dafoe hayranları için sanatçının ne kadar ileri gidebileceğini görmek adına bu yapım bir zorunluluk. Sokak kültürüne dair bir şeyler bulmak isteyenler, sıkı dostluk bağlarını ve inançla harmanlanmış suç hikayelerini sevenler bu dünyadan büyük keyif alacaktır. Bu film, her şeyiyle tertemiz kahramanlar yerine, elleri kirlenmiş ama kalbi kendince doğru yerde duran adamların hikayesini dinlemek isteyenlere hitap ediyor. Siyah ile beyazın birbirine karıştığı, gri tonların hakim olduğu o tekinsiz ama bir o kadar da etkileyici atmosfere girmeye hazırsanız, bu yolculuğa mutlaka ortak olun. Eğer suç dünyasının sadece karanlıktan ibaret olmadığını, içinde bir miktar absürt mizah ve yoğun bir kardeşlik duygusu barındırdığını düşünüyorsanız, bu filmi izleme listenizin en başına koymalısınız. Adalet kavramını yeniden tanımlayan bu hırçın yapım, izledikten sonra bile günlerce sahnelerini zihninizde döndüreceğiniz, arkadaş ortamlarında üzerine uzun uzun konuşacağınız türden bir iş. Klasik kahramanlık hikayelerinden bıkan herkes için bu dindar silahşörlerin hikayesi gerçek bir nefes alma alanı sunuyor.
{“success”:true,”data”:{“views”:1176}}

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!